Fotoğraf; Unslash | Daria Nepriakhina

3’ü Bir Aradayken 4-4’lük Olmak

Hepimizin bildiği gibi; bizim insanımız iştahlıdır ve yemek yemeği her daim sever.

Yemek kültürümüz çok önemlidir. Ne düğün ne de cenaze evi yemeksiz olmaz..

Dertlenince tatlı bir yemeğe çıkılır, derdin büyüklüğüne göre efkar dağıtılır, tıpkı mutlulukların da yemekle kutlandığı gibi..

Elbette yemek yemek benim için de oldukça büyük bir keyif.. Her ne kadar 2016 yılında geçirdiğim bir operasyon sonrası eskisi kadar iştahla yemek yiyemesem de; her öğünün ayrı bir önemi var hayatımda..

31 Ağustos 2019 Cumartesi, Hafta sonu iş yerime gitmek zorunda olduğum bir günün sabahı.. Hatta sabah bile sayılmaz. Gün aydınlanmamış.

Hava daha alaca karanlık, nemli, bunaltıcı, sıcak.. 

 

Daha 2 hafta olmuştu şehirden uzaklaşalı, yenilenerek dönmüştük, hatta hiç dönmek istemedik, çok iyi gelmişti. Ama iş hayatının stres seviyesinin yoğunluğundan mı bilinmez pek de keyfim yerinde değildi bir kaç gündür.

Hafif bir uyku hali, şimdi de sanki 1 haftadır hiç yemek yememiş gibi bir açlık .. Sanki geceden gidip muhteşem bir tost yapmışım ve yemeyi unutmuşum gibi dumanı üstünde, nasıl güzel kokuyor, nasıl iştah açıcı, tarifi mümkün değil..

Beni tanıyanlar bilir, açlıktan ölsem asla yemek isteyemem. Başkası için olsa amenna ama kendim için böyle bir kabiliyetim yok maalesef. Yataktan çıkamayacak kadar da güçsüzüm. Yan tarafımda mışıl mışıl uyuyan eşimi uyandırdım.

“Çok açıktım ne olur kahvaltıya gidelim, tost yiyelim” Yalvarırcasına bakan gözlerle benden belkide ilk defa bunu duymuş olsa da; uykusundan uyanıp ne olduğunu anlamaya çalışan eşimin uykuya yenik düşme hali hala gözümün önünde..

Aşermek mi? Acaba mı?

Fotoğraf; Unslash | Daria Nepriakhina

Fotoğraf; Unsplash | Daria Nepriakhina

Hava aydınlanıp da alarmların bizi uyandırdığı saatte hızlıca hazırlanıp işe giderken konuştuk üzerinde, yolda bir yerde durup yemeyi, ya da paket olarak almayı teklif etse de istemedim. Geçti nedense açlığım..

Çalıştım, çalıştım, her zaman ki gibi çalıştım ama bi haller vardı işte, öyle dağınık, yorgun, dikkatsiz, midesiz, halsiz haldeydim. Bu hallerime şaşırmadım da nasıl alacakaranlıkta tost aşerdim diye düşündüm durdum. Aşerdim mi, aşerirmiş gibi ne o öyle, adamı da uyandırdın. Aşermek mi? Acaba mı?

Benim kızıma zaten çok iyi bir abi olmuştu. “Var zaten kızımız” . “Ben 40’ı geçeli çok oldu”, “hazır büyümüşü var” diyordu. Doktora planım hayata geçecekti. Hani yani öyle çocuğumuz olsun diye bir düşüncemiz olmasa da; “Ben tek çocuğum, kızımı da tek bıraktığım için çok üzgünüm” düşüncesi de yok değildi.

Eczaneden alınan gebelik testlerini bilirsiniz. Hani tek çizgi negatiftir de, çift çizgi pozitif. Peki ya 1,5 çizgi? Tabi ki kurt insanın içine düştüğünde hiç bir sorunun net cevabı yoktur.

Hemen yarım saatte çıkabilecek kan testi için yandaki tıp merkezine gittim. Kan verdim, ama cihazları bozulmuş, başka bir laboratuvara gönderilecekmiş. Sonuçların ulaşması 2 – 3 saati bulabilirmiş. Telefonla öğrenebilirmişim.

Ömrümün en uzun zamanlarındandı. Geçmedi, bitmedi..

Haberi yüz yüze vermek istedim. Ve hemen yanına gittim. Güzel ve sıcak bir akşamdı. İçeri girmek istemedi baştan ama oturmak isteyince kabul etti.

“Sabah neden tost istediğimi buldum”

“Alalım mı hayatım, yemedin mi daha bir şey?”

“Yok yemek yedim ama buldum neden istediğimi?” “Aş ermişim ki ben” “Aş ermişsin hayatım alalım işte, ye afiyet olsun”

“yok gerçekten aş ermişim”

Fotoğraf; Unsplash | Luma-Pimentel

Fotoğraf; Unsplash | Luma-Pimentel

En genel hatları ile çok da özelimize dokunmamaya çalışarak böyle başladı bizim 3ü1 aradadan 4-4’lük olma hikayemiz. Şimdi her geçen gün daha büyük bir şükürle, tamamlanmışlıkla öğreniyoruz.

Kızım “karındaşına” muhteşem bir abla, eşim çok özenli ve keyifli bir baba, ben de 40tan sonra ikinciye tazelenmiş bir anne oldum. Öğreniyoruz.

Keyifle, şükürle, minnetle..

0 Yorum

Bir İçerik Gönder

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Facebook Yorumları