Hazırlayan; Figen DEMİRTAŞ

Bir Göl Macerası

   Abant Gölü.

Birçoğunuzun gidip hayran kaldığı, bir kısmınızın da gezilecek yerler listesinde yer alan Abant Gölü nü bir de benim gözlerimden okuyun bu sefer.

   Çok yıl olmuştu gitmediğim, göl kenarında bir iki otel vardı o zamanlar. Kıvrıla kıvrıla uzayan yol bir iki köyün içinden geçerdi, köylü kadınlar emeklerini sergilerdi yol kenarlarında. Göl etrafında kah yürüyerek, kah bisikletle bazıları da faytonla tur atarlardı. Hafta sonu özellikler Pazar günleri mangalcılar doldurur etrafı, sucuklar mangala atılır, çocuklar kızaklarla yukarılardan aşağılara kayarlardı. Yemyeşil doğa, gölün üzerinde yüzen nilüferler, rüzgarla salınan sazlar her zaman büyüleyici bir manzara sererdi gözler önüne.

Gelelim şimdiye. 

   Hala muhteşem. O güzelim ağaçların göğe yükselişi, koca koca gövdeleriyle zamana meydan okur gibiler. Gölün durgun tertemiz sularının üzerinde nazlı nazlı yüzen nilüferler, sazlıkların arasından kanatlanan ördekler, akşamüstü yağmur bulutlarının gölün üzerini sisle kaplayışı muazzam güzellikte. Faytonlara koşulan atların özgürce gezinmesini izlemek paha biçilemez. Görevlilerin gölü ve çevresini temiz tutma çabaları takdire şayan.

   Ancak; yapılan çok şeritli otoban yollarla büyük şehirlerden gelişi kolaylaştırdığı için yüzlerce insan geliyor her gün. Yüzlerce insan, yüzlerce araç. Araçların egzozlarından salınan bilemediğim ölçü ve miktarlarınca zehirli gaz demek. Mangalcıların yaktıkları ateşlerin artıkları mangallar kurulan yüksek yerlerde yakılmış olsa dahi toprağın içeriğini bozuyor maalesef. Gölün çevresindeki yürüme yollarının ve araç park alanlarının beton görüntüsü de rahatsız edenlerden gözlerimi ve aklımı. Ve yolda gördüklerim; yol boyunca uzanan irili ufaklı restoranlar, estetik görünsün diye sahiplerinin çok uğraştığı belli olan konaklama tesisleri. Korkum odur ki bu tesisler, bu beton görüntüler kirliliğe ulaşmasın. 

   Yine de duyarlı insanları görmek, tertemiz havayı ciğerlerime çekmek, nilüfere, saza, ördeklere, atlara ve upuzun ağaçlara bakarak hayranlık duymamak mümkün değil Abant’a. Bu kez söz kısa  olsun, görüntüler anlatsın diyerek noktalıyorum ilk gezi yazımı. 

 

   Bir başka yüreğimin götürdüğü yerde buluşmak üzere.

Facebook Yorumları