Pazar, Ekim 2, 2022
Ana SayfaPaylaşıYorumTanıYorumAnka Atölye by Ayşın Aksu
Önceki İçerikTertemiz miyiz?
Sonraki İçerikYaz Tatili ve Sezon Finali

Anka Atölye by Ayşın Aksu

Hayalleri başardıkları ile yeniden şekillendi… Anka Atölye by Ayşın Aksu

Anka Atölye ve kurucusu Ayşın Aksu. Kültürel miras, zeytin ağaçları, sanat, hayal ve nicesi için “TanıYorum” köşemizin baş konuğu…


5 dakika


Mantık tek başına egemense, hapsedici bir güçtür. Tutkuysa ihmal edilmiş ve kendi yıkımına yol açan kor bir alevdir. Bu nedenle izin verin ruhunuz, yükseltsin mantığınızı tutkunun tepelerine. İzin verin tutkunuzu mantığınızla yönlendirmesine, her gün dirilmesine ve Anka Kuşu gibi doğmasına kendi küllerinden.”
Ermiş, Halil Cibran

Hayatımın tamamına baktığımda,

Babamın görevi nedeniyle her yıl başka bir şehre gitme ihtimaliyle birlikte, oradan oraya taşınmakla geçirdim ömrümü. Her taşınma seferinde evde yatak döşek hasta olup ağlar, “Arkadaşlarımdan bu sefer ayrılmayacağım, siz gidin beni burada bırakın,” diye ortalığı velveleye verirdim. O zamanlar henüz 30lu yaşlarda genç ve çalışkan babam, “Merak etme! Orada daha güzel arkadaşlar edineceksin.” diyerek sakinleştirmeye çalışırdı. Sanırım onu şimdi anlıyorum. Her tecrübe bana daha güzel insanları tanıma fırsatı verdi.

Sonra kendi hayatımda da bu zor yolu seçerek, oradan oraya taşınmaya devam ettim. Anladım ki her yeni limanda biraz daha zenginleşiyorum. Ayşın Aksu ile tanışmam da işte böyle bir limanda oldu. Çocukluğumuz gibi kolay ve sade değil hayat, eskiden ne güzeldi. ‘Benim bebeğim var, evcilik oynayalım mı?” dedik mi arkadaşlığımız başlıyordu. Günümüzde insanlar daha karmaşık, yoğun bir ortamda yaşamasına rağmen, bu temponun arasında nasıl daha yalnız kalıyor aklım almıyor. Sonunda, o yalnızlığa eşlik edenlerle yürümeye devam eder buluyoruz kendimizi. İşte Ayşın Aksu’da hayatımda, kalbimin teee ortasında, iyileştirici enerjisi ile her gün küllerinden doğuyor bizler için.

Bugün okuyan her kişiye ilham olacağından emin olduğum bir kadın ile tanışacaksınız. Hayata yeniden başlamak mı dersiniz, sayfayı çevirmek mi bilemiyorum. Başlığı siz atın.
Ben, “Çamlıbel’e çok güzel dokunan kadın…” diyorum.
Gittiği her yerin çehresini değiştiren bir ruh…
Girişimci kadınlarımıza örnek olsun diye, “kadın girişimciliği eğitimlerimde” hakkında detaylı bilgi verdiğim gerçek örnek insan…

Çamlıbel’e çok güzel dokunan kadın…

Hayatın boyunca ne güzel bir dönüşümler yarattın. Çoğu zaman anlaşılamıyor olabilir, hatta yarattığın güzellikler için düşmanca tavırlara maruz kalıyor olabilirsin. Muhtemel bedel de ödetiyorlar, ya da enerjine imrenip ilham almaları da olası… Sen de biliyorsun ki değişim ve yenilikler insanları çok korkutur. Alışkanlıklarını tehlikeye atar ve mevcut rahatı bozar… Sen bu kışkırtıcı güzelliklere hepimizi dahil ettin. Sayende kimler kimlerle tanıştı, kimler nerelerde hayat buldu bunları düşün… Hepimizin hayatına kattığın tüm güzellikler için, aklından geçen ama vakit bulamayıp söylememiş olanlar, söylemekten çekinenler ve anmaya dili varmayanlar adına ben TEŞEKKÜR EDERİM…”  demişim ona bir yazımda… Ne kadar doğru, ruhumuza kattığı şahane renkler ve Anka Kuşunla yarattığın huzurlu ortamlar için…

Ayşın Aksu ve Dilek Alp

UNESCO’nun ve TC Kültür Bakanlığının paydaşımız olduğu 2010 yılında Gölcük Belediyesi Sanat Galerisi olarak ilkini gerçekleştirdiğimiz, bizzat projelendirdiğim ve Gölcük Belediyesi Kırkyama Sanat Atölyesi eğitmenleri ile birlikte 2015 yılına kadar 6 yıl kurucu ekibimizin yürüttüğü “Uluslararası Nakışlı Kırkyama Şenliği” nedeniyle tanışarak ve kaynaşarak birbirimizi çok iyi tanıdık.


Her zaman hayallerini gerçekleştirebilecek enerji ve yetkinliğe sahip olan bu güçlü kadın, hayatında çok keskin bir karar alıp İstanbul’un keşmekeş temposundan, işinden, yılların alışkanlıklarından bir kalemde vazgeçerek Edremit, Kaz Dağı’nın eteğinde bir hayat kurmaya karar verecek cesareti gösteriyor. Ailesini, arkadaşlarını arkada bırakarak, bilmediği bir coğrafyada yaşam planları yapmaya başlıyor. Sanki filmlere konu olabilecek bir heyecana sahip bu bölümden sonra…
Ayşın Aksu

İstanbul’da dış ticaret ve uluslararası kara nakliyeciliği yapan firmalarda uzun yıllar yönetici olarak çalıştıktan sonra el sanatlarına ve tasarıma yönelmesi, bu kadar kısa zamanda bir marka oluşu, ancak onun disiplinli çalışma temposu ile açıklanabilir. Yoğun bir temponun ardından sevimli bir Kuzey Ege kasabası klişesi yaratmadığına çok memnunum.

Önce evden çalışarak yürüttüğü tasarımları kısa bir süre sonra, sevenlerinin ve takipçilerinin yoğun baskısıyla bir butik sanat atölyesi açmasına neden olmuş, sonrasında eserleri ve sempatik iletişim yeteneği sayesinde, Kuzey Ege’nin şahane bir köyü olan Çamlıbel’in önemli turizm ayağını oluşturmuştur.

Anka Atölye

Kültürel Mirasa saygı yönüyle, Anka Atölye adını verdiği minik fabrika, bir bölgenin sahip olduğu tüm tarihsel ve coğrafi zenginlikleri içinde barındıran bir okul niteliğinde gelişti. Tasarladığı her eserin bir nedeni ve hikâyesi var. Efsaneler, inanışlar, masallar ve zeytin ağaçları onun ilham kaynağı olmuş. Coğrafyanın nimetlerini görmüş ve göstermiş diyebilirim.

Çamlıbel Köyünün girişinde yer alan atölyesinde Kaz Dağının ferahlığını içinize çekerken, Sarıkız Efsanesini görebiliyorsunuz. Ege dokumalarının tüm şahane renkleri ile buluştuğunuzda Anka Kuşu misali yeniden doğumunuzu kutluyorsunuz. Zeytin ağaçları onun asıl ilham kaynağı, değerli maden ve taşlarla zeytini kutsuyor her defasında. Elinize aldığınız her şey çok değerli kısaca.

Sabahın çok erken saatlerinde çalışmaya başlayan Ayşıncığımın en takdir ettiğim yönlerinden biri 2018 yılında yola çıkarken çalıştığı tüm partnerleri ile çalışmaya devam ediyor oluşu. Kumaşçısından tut, kırtasiyecisine kadar aynı kişilerle yola devam ediyor, eklenerek, çoğalarak… Vefa mı desem, sebat mı desem, nezaket mi desem karar veremedim. Ama bana göre çok saygı uyandıracak bir davranış, hele de günümüzde… Diğer sanatçıların ürünlerinin de yer aldığı Atölye bir nevi Sanatçıların Buluşma Noktası

Çamlıbel’de Ayşın Var

Kendi anlatımıyla sigarayı bıraktığı gün, 45 yaşında eline aldığı iğne ipliği şuana kadar hiç bırakmamış. Kadıköy Halk Eğitim Merkezinde aldığı eğitimler, Kırkyama Sanatçısı Birsen Eltutar’dan aldığı özel kurslar, Ekol Grubunun usta sanatçıları Birsen Eltutar, Afitap Üstiş Urbay ve Ümit Alyanak ile kırkyama eserlerden oluşan karma sergiler, bireysel sergiler derken, sanat küratörlüğüne kadar uzanan bir yol kat etmiş. Ne istediğini bilen, güler yüzlü, konuşkan tavrı hipnotize ediyor tanışanları ve o an anlıyorsunuz her şeye rağmen sıfırdan başlayacak cesareti nasıl bulabildiğini.

Çamlıbel’de Ayşın Var” sloganının dilden dile dolaştığı Çamlıbel köyüne ilk gittiği günden itibaren her ortamda muazzam bir enerji yarattığını bizzat yaşadım. “Ben” duygusundan ziyade “Biz” olmayı seven arkadaşım yaptığı yeniliklerle ve alışkanlıkların tazelenmesi konusunda yalnız kalsa da, bu durum onu kamçılayan bir unsur haline dönüyor zamanla. Anka Atölye, Edremit Körfezinde görülmesi gereken yerler listesinde yer alıyor oluşu bu durumu açıklıyor.


Bir gazetede okumuştum: “Çamlıbel’de Ayşın Var demek yeterli değil, Kuzey Ege ‘de Ayşın var demek gerekiyor. Bir bakıyorsunuz Tahtakuşlar’da Hıdırellez kutlamalarında, sanatçı Ali Ekber Çiçeğin mezar başında, bir bakıyorsunuz İkizler Konukevinde Elif Hanımla kol kola, bir bakıyorsunuz TC Kültür Bakanlığı Kazdağı Müzesinde söyleşilerde, sergilerde. Bölgeye uğrayan sayısız ünlüyü bizzat ağırlıyor.”

Ve Projeler, Projeler, Projeler

Çamlıbel ve Kaz Dağını “İki Kadın Anadolu” projesi içerisinde yazmaya gelen Armağan Portakal ve Banu Tozluyurt ile yolları kesiştikten sonra Çamlıbel Köyünde KADIN konusu farklı işlenmeye başladı. Sevgili Ayşın’ın organize ettiği kitap imza günleri, sergiler, söyleşiler çok ses getirdi.

Ayşın Aksu

Her sabah elinde Armağan Portakal’ın Torlak Çiftliğinin tasarımı olan kahve fincanı ve kahve karışımı ile güne başlayan Ayşın, belki hepimizin ilk ‘günaydın günaydın günaydın’ larını duyduğumuz kişidir…

Daha Neler Neler…

Sabahattin Ali’nin, Ali Ekber Çiçek’in geçtiği bu topraklarda, Çamlıbel Köyünü ziyaret edenlerinin yanında, sanatçı Tuncel Kurtiz’in mezarını ziyarete gelenlerin yoğun ilgisini de çekiyor Ayşın’ın Atölyesi. Tuncel Kurtiz’in mezarının burada oluşu bile tesadüf değil Ayşın’a göre. “Yaşadığı yere katkısı, vefatından sonra da devam etmesi sanki…” diyor.

Atölyenin içi kadar dışı da buram buram sanat kokan bir havaya sahip. Dikkat çekmemesi mümkün değil. Onun rüzgarı ile bir çok güzel sanat noktaları da köyde varlığını gösterdi. Köyde bir Antika Pazarı kurulmasına da önayak oldu. Yaptığı her yenilik köyün ve çevrenin turizmine büyük katkı sundu. Köyde, gözle görülür bir kadın girişimciliği hareketi başladıktan bir süre sonra Balıkesir Valisi Sayın Ersin Yazıcı ve Edremit Kaymakamı Ali Sırmalı’nın da dikkatini çekti bu güzel gelişmeler. Bizzat ziyarete geldiler Anka Atölyeyi. Onun isteği bu güzel kalkınma enerjisinin elinin uzandığı tüm bölgeye yayılması. Sık sık projelere destek vermeleri için bölge işadamlarına da seslenmeyi unutmadı tabii.

Mitolojiyi günümüz çizgileriyle buluşturan sanatçı Elçin Çubuk ile çok güzel bir uyum içinde birlikte üretiyorlar. “Hayal etmesi sizden, üretmesi bizden” diyorlar. Her çizginin uzanan bir öyküsü var tasarımlarında, bu butik tasarımların değerini katbekat artırıyor. Anka Atölye’nin logo tasarımı da dahil, bir çok güzelliklere imza atmış bir sanatçı Elçin Çubuk.


Ölmez Ağacın Mirası” adlı projesi gibi birçok eserinde de zeytin ağacı çizgileri ve esintileri var. Kutsal zeytini atölyenin tüm tasarımlarında görmeniz mümkün. Özellikle takı tasarımlarında…

Dünyayı evlere kapatan pandemi yıllarında her şeye rağmen direnen Ayşın Aksu, ulus olarak kapalı olduğumuz bu dönemleri, nadasa çekilerek daha sağlıklı bir şekilde büyüme dönemi olarak değerlendirdi. Tıpkı Anka Kuşu gibi ölmek için tekrar tekrar dirilen inanılmaz bir hikâye gibi. Belli ki bu efsane sadece bir kuşun hikâyesi değildi. 

Ayşın Aksu ve Anka Atölye şimdi, Edremit, Güre Sahiline taşındı. 25 Haziran 2022 de açılışı olacak yeni Sanat Atölyesine herkes davetli.

Üretim ve satış atölyesi olmasının yanında, sanat galerisi, sergi ve konferans salonu, konusunda uzman sanatçılarla workshop çalışma sahaları da eklendi bu buluşma noktasına. Bence bölge için büyük bir kazanım ve yeni bir bakış açısı. Değerli sergilerin bu salonda sergilendiğini şimdiden hayal edebiliyorum. Konferanslardan birinde benim de Kültürel Miras konuşacağım aşikâr.

Bana göre, kentte büyük bir eksiklik tamamlanıyor bu mekân ile. Ziyaretçisi bol olsun, kent halkı değer bilsin ve sahip çıksın çok isterim. Bir kente her zaman Anka Kuşu konmaz haberleri olsun…




DİPNOT:  
Zümrüdü Anka Kuşunun Hikâyesi

Ateşinde yanarak küllerinden yeniden doğan SİMURG (Pers mitolojisine göre iyicil Anka Kuşu), Bilgi ağacının dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş. Kuşlar SİMURG’a inanırlar ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürler, yolunda gitmeyen her şeye SİMURG’un çözüm bulacağına inanırlarmış. Ancak SİMURG ortada görünmedikçe kuşlar beklemeyi bırakmış ve sonunda umudu kesmişler.

Bir gün bir kuş sürüsü SİMURG’un kanadından bir tüy bulmuş ve diğer kuşlara çağrı yapmış. Çağrıyı duyan ve SİMURG’un var olduğuna inanan dünyadaki tüm kuşlar bir araya toplanmışlar. Hep birlikte onun huzuruna çıkıp yardım istemeye karar vermişler. 

Ne var ki SİMURG’un yuvası Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Üstelik oraya varmak için her birinde gizlenmiş ayrı bir duygu ile birlikte her biri diğerinden daha çetin yedi farklı vadiyi aşmak gerekirmiş. Kuşlar hep birlikte göğe doğru uçarak yolculuklarına başlamışlar. İsteği ve azmi az olanlar yolda birer birer dökülmüş. Vadilerden geçerken yorulanlar, düşenler, vazgeçenler olmuş.

Önce Bülbül, güle aşkını hatırlayıp “o üzülürse ben ölürüm” demiş ve hasretinden geri dönmüş. Oysa güle olan hasreti artık hiç bitmeyecekmiş.

Papağan, “tüylerim çok güzel benim, bu kadar uçmak onları eskitir, ben kıyamam tüylerime” demiş, uçmayı bırakmış. Ve güzel tüyleri sebebiyle hep kafeslere kapatılmış, kafeslerde ömür tüketmiş.

Kartal, yükseklerdeki krallığını bırakamamış.
Baykuş yıkıntılarını özlemiş.
Balıkçık kuşu bataklığını…

Her vadide bir duygu tuzağı bazı kuşları yolculuktan vazgeçirmiş, geri döndürmüş. Vadiler üzerinden uçtukça kuşların sayısı giderek azalmış. Kaf Dağı’na vardıklarında geriye otuz kuş kalmışlar. Bakmışlar ne Bilgi ağacı var ne de SİMURG… Anlamışlar ki aslında gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculukmuş. Kurtarıcı bilge kuş, bu yedi vadiyi geçen kuşmuş ve anlamışlar ki; Her biri bir “SİMURG“muş!

Anka Atölye by Ayşın Aksu



Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Dilek ALP
Dilek ALPhttps://dilekpercin.blogspot.com/
”BAŞLAMAK” kelimesi altında aklınıza gelecek ne varsa hepsinin vücut bulmuş hali... Ekmekçi bir mimar ve anne...

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1869

Mahatma Gandhi

(153)

Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

İndirim!

Bu Hafta Popüler

Ekmeğin Tanrıçası Demeter

Demeter Yunan mitolojisinde; insanlığı dünyanın zengin lütfuyla besleyen Olimpos'lu tarım, tahıl ve ekmek tanrıçasıdır.

Çocuklarda ayakkabı seçimi ve basış problemleri

Çocuklarda ayakkabı seçimi okulların açılmasıyla daha da önem kazandı. Okullar açılırken, sık görülen basış problemlerine bakıyoruz.

Ruh yaşlanmaz !

Ruh yaşlanmaz. Yaşlanmıyor. Takvim yaşı ilerlese de gönüllerimiz hep on sekiz kalamaz mı? Ruhu genç tutmanın formüllerine konuk oluyoruz...
Dilek ALP
Dilek ALPhttps://dilekpercin.blogspot.com/
”BAŞLAMAK” kelimesi altında aklınıza gelecek ne varsa hepsinin vücut bulmuş hali... Ekmekçi bir mimar ve anne...

İlgili Yazılar

Fikriye

Fikriye eski Türk filmlerindeki hikayelerin kahramanlarından biri gibi. O, Mustafa Kemal'e aşık ve aşkıyla göçüp giden bir genç kadın.

Bora Gencer ile…

Bora Gencer. Babadan oğula, sanatın her dalından aktivizme kadar, her yönüyle bir doğum günü sohbeti. Bir2Yorum da SöyleşiYorum zamanı.

Ziryab

Ziryab; Arap Dünyasında Rönesans'ı Gerçekleştiren Deha. Devrimci, Müzisyen, Gastronom. Dilek Alp kaleminden bir dönüşümün hikayesi

Dünya ünlülerini giydiren Türk modacı; Madam Z

Türkçe Zuhal Yorgancıoğlu diye yazılır. Dünyada Madame Z diye okunur. O, müziğimizi folklorumuzu tasarımla buluşturan, dev kültür elçisi...