Dostluk.. Bir Başkadır

Dostluğun güzelliği ve gücü. Gerçeği yaşamak, samimiyet ve güven içinde olmak. Arkadaş ve dost aynı şeyler midir? Arkadaşlıktan dostluğa...

Nalan AĞDAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

Tüm Gerçekliğindir Dostluk

Uyum içinde yaşamak bir insanla… Anlamak, anlatmak, kavga etmek belki, belki küsmek. Hatta düştüğünde elinden tutmak, uçtuğunda çekip oturtmak korkmadan; beklentisiz, karşılıksız, çıkarsız. Sanki kardeş gibi ama kan bağı olmayan. Dahası yanında özgür olduğun. Cinsiyet, renk, dil ayrımı olmadan. Ruha iyi gelen insan. Bazen en yakınındakileri dahi kolaylıkla çekiştirebildiğin, canın gibi candır dost.

Şöyle güvenle dostum diyebildiğimiz bir insanın hayatımızda olması ne büyük mutluluktur. Aşk değildir! Hatta eş, kardeş, anne-baba, çocuk hiç değildir. Ne çok şey yazılmıştır dostluk hakkında. Türküler, şarkılar yazılmıştır dost adına. Dünyanın varlığından itibaren yanımızda aradığımız, en güvendiğimizdir dost. Menfaati biten aşkla sevdiğin eşin gider de, dost gerçekse bırakıp gitmez yanından.

Elbette dost bildiklerimiz ve gerçek dostlarımızın kimler olduğunu zaman gösteriyor.

Aristo’dan beri arkadaşlık hep aynı

Daha minnak çocukken başlar arkadaşlıklar. İçimizdeki sevgi enerjisiyle etrafımızdaki insanlar içimizde anlam kazanır. Bazen menfaatler girer araya, arkadaşım deriz. Ama bazen yanında çok güldüğümüz insandır arkadaşımız. Bazen de içimizi okuyan, aynı dili konuştuğumuz, yanında huzur bulduklarımızdır arkadaşımız. Zamanla çıkarlar biter, zevkler değişir ve arkadaşların görevi biter. Biri gider, diğeri gelir misali unutulurlar. Ruhumuza iyi gelenler kalır belki biraz daha. Sonra ruhumuzu sıktığını hissettiğimizde bir bahane ile biter gider diğer arkadaşlıklar gibi. Aristo da arkadaşlığı böyle anlatmış.

Günler geçtikçe dünün doğruları bugünün yanlışı haline gelir. Kendimizi tanıyabilmemiz ve anlamamız başka insanlarla kurduğumuz ilişkiler sayesinde olur. Delia Steinberg Guzman‘ın dediği gibi “Başkalarıyla uyum içinde birlikte yaşamayı beceremeyen kendisiyle de uyum içinde yaşayamaz. Başkalarıyla çalışırken yapamadığını, kendisi için de yapamaz”. Kendimizi tanıyıp, anladıkça çevremizle ve kendimizle uyum içinde olabiliriz.

Zamanla öğreniyoruz kendimiz olmayı. Her şeyden önce “gerçek” olmayı. Hatalarımızı kabullenmeyi, o hataların bizi biz yaptığını sonradan öğreniyoruz. Başkalarına anlatmakta çekindiğimiz, örneğin kendimize bile itiraf edemediğimiz hatalarımızı paylaştığımız insanların yanımızda duruşları bizi bağlar birbirimize. Dost olmayı bilmiyoruz. Başkalarının bizi yargılamalarından korktuğumuz için sakladığımız öz benliğimizle gerçek olamıyoruz. Bu yüzdendir mutsuz evlilikler, bu yüzdendir sahte dostluklar, bu yüzdendir mutsuzluklarımız.

Kendimizle barışık olmadığımız sürece gerçek benliğimizi  yansıtamayacağımızdan sahte birlikteliklerde kayboluruz. Gerçek olabilmektir dostluk. Zamana ve zorluklara ancak bu şekilde direnilebildiğimiz, gerçek kardeşlik bağlarıyla bağlandığımız insanlar ancak dostumuz olabilir.

—–==0==—–

Mutluluğundur Dost

İçimizdeki sevgi ışığı çevremizdeki insanların ışığıyla daha güçlü daha yoğun duygular, daha canlı ortamlar yaratır. O ışık ne kadar yoğun ve tatminkâr ise ilişkiler de bağımlılık ve mutluluk yaratır.

Arkadaşlık ilişkilerinin zamanla yok olabileceği gibi, zamanla dostluğa dönüşmesi ne büyük emek ister. En güzeli de, emeğiniz özgürlüğünüze dönüşür. Yanında korkmadan, özgürce hareket edebildiğiniz, güven duyduğunuzdur dost.

Mesela, anlattıklarınızın ya da yaptıklarınızın hesabını vermek zorunda değilsiniz. Hatta, yanlış yaptığınızda sizi o yanlıştan çekip çıkarandır dost. Hayatta kalma stratejinizdir. Doğal bir ahenk içinde kimse kimsenin ne kölesi, ne de efendisidir. Korkmadan, yargılanmadan, yaralanmadan, yaralamadan gelişigüzel konuşabilir, davranabilirsiniz. Önceden düşünüp hareket etmenize gerek yoktur. Niyet bellidir. Apaçık ortadadır her şey. Gelişigüzel, zararsız, saygı ve sevgi içinde güzeldir dostluk. İlgidir dostluk. Hatırlanmak, önemsenmektir. Başkalarının ilgisizliği önemsenmez ama dostun ilgisizliği kahreder. Hassastır yürek dostuna. Bu yüzden kırılgan olur insan. Yürek sevdiğine küser çünkü.

Nazım Hikmet ne güzel anlatmış küsmeyi;

Küsmek nedir bilir misin?
Küsmek dürüstlüktür.
Çocukçadır ve ondan dolayı saftır.
Yalansız’dır.
Küsmek; seni seviyorum’dur.
Vazgeçememektir.
Beni anlatır küsmek.
Kızdım ama hala buradayımdır, gitmiyorumdur, gidemiyorumdur.
Küsmek; nazlanmaktır, yakın bulmaktır, benim için değerlisindir.
Küsmek, sevdiğini söyle demektir.
Hadi anla demektir.
Küsmek; umuttur, acabaları bitirmektir, emin olmaktır.
Yani, diyeceğim o ki:
Ben sana küstüm!

NAZIM HİKMET RAN

—–==0==—–

İçinden çıkamadığımız sorunları sakince çözebildiğimiz yerdir dost. Geçmişimizi, kişiliğimizi, yapabileceklerimizi, yaptıklarımızı bilendir dost.

Bakış açımızın genişlemesi, dayanışmanın gücüdür dost.

Spinoza doğru söylemiş.

İnsanlar için en yararlı şey dostluğu güçlendirmeye hizmet edebilecek her şeyi yapmaktır.

 

 

 

Dostlukla kalın, dost kalın…

 

Facebook Yorumları