Çay Kahve Muhabbeti en sevdiğimiz. Pandemi döneminde uzak kalmamız gerekse de hayatımızın vazgeçilmez tatları muhabbetleriyle.

5 ARALIK KAHVE, 15 ARALIK DÜNYA ÇAY GÜNÜ

Türk kahvesi UNESCO tarafından 2013 yılında İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirası listesine alınmış. Sonrasında da birlik üyesi ülkeler tarafından her 5 Aralık’ta kutlanmaya başlanmış.

Dünya Çay Günü ise ilk kez 15 Aralık 2005 yılında Delhi’de kutlanmış ve sonrasında çay üreticilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekmek için kutlanır olmuş. Her ne kadar bazı kaynaklar 21 Mayıs’ta kutlandığını söylese de amacım zaten günleri anlatmak değil. Amacım; muhabbetini yapmak sizlerle pandemi döneminde uzaktan.

Çay ve kahve üreticilerine saygılarımızı sunuyoruz tabii ki. Başlamadan önce de kahve içmeyi çok sevdiğini bildiğimiz Ulu Önderimiz Atatürk’ün şekersiz kahvesini okuyalım mı?

ÇAY KAHVE MUHABBETİNE BİRAZ ARA

Bir parça portakallı kek dilimiyle birlikte ince belli bardakta içilen şekersiz çayın yanındaki dedikodunun keyfi… Ya da yanında bir parça bitter çikolata ile içilen bol köpüklü kahvenin telvesine bakılıp dile gelen umut dolu fallar…

Kırk yıl hatırı olan, komşuları bir araya toplayan, sohbetlerin yancısı çaylar ve kahveler evimizin vazgeçilmezi değil midir?

Her ne kadar taa Çin’den kalkıp bir virüs yüzünden ara verilmişse de bu buluşmalara gene gelecek o güzel günler.

Muhabbetlerimize ara verdiysek geçici bir süreliğine, biraz empati yapmaya ne derdiniz? Tamam kabul ediyorum geçici bir süre olmaktan biraz daha uzun sürdü bu karantina dönemi ve daha da uzun sürecek gibi.

Ama bir de sağlıkçıları düşünün. Hastalanan hatta ikinci kez hastalığa yakalanan sağlık çalışanlarını düşünün. Ölen binlerce sağlık emekçisi var. Ailelerini düşünsenize. Hiç çay içemeyecekler kahvaltı sofralarında. Sabah kahveleri olmayacak hiç.

Siz çay kahve muhabbetlerinizden geri kalmayacaksınız diye kuralları, yasakları yok sayıyorsunuz ya asıl işi sağlık olan insanları benim gibi çok üzüyor, farkında mısınız?

Sağlık çalışanlarını alkışladık bir süre aslında onların istedikleri alkışlanmak değildi hiçbir zaman. Ama onu da unuttuk şimdilerde, o kadar bencilleştik ki yok saydık çalışmalarını. Günlerdir şiddeti konuşuyoruz, şiddetsiz bir toplum diliyoruz ama çocuğunu evinde bırakıp ilaç götürmek için gittiği evde şiddete uğrayan sağlık çalışanları var. Üstelik bunları dile getirip haklarını aradıklarında “savaştan kaçan asker” yakıştırılması yapılıyor hiç utanılmadan.

Lütfen kurallara uyalım. Maske-mesafe-hijyen! Sağlık Bakanlığı’nın çağrısına kulak verelim. 

Hep beraber çay sohbetleri yapacağımız, kahve falları bakacağımız günler çabucak gelsin artık, sağlıkla…

👩🏻‍⚕️👨🏻‍⚕️

 

 

Facebook Yorumları