Çiftlik Kanunları üstüne bu yazı. Çiftlik, çift olmak. Hani üzerinde tarım yapılan, geçinilen, barınılacak geniş topraktan bahsetmiyorum. Çift’lik bahsettiğim. Bir iken iki; ikinden bir olmak meselesi.. Birden bize dönüşen birlik.

Çift; Birbirini bütünleyen, iki tekten oluşan, ikisi bir takım oluşturan. Kalansız olarak ancak iki ile bölünebilen, tek olmayan.

Hayatımızda her şeyin bir kanunu, doğası, standardı varken; çiftliğin kanunları yok mu? Elbette var.

 

 

Çift’lik Kanunları – Giriş

Kimine göre bekarlık sultanlık, kimine göre yalnızlık çok fena.. 

Senden benden, bize gelmişsek bu yolculukta, biz; bir bütün demek artık. 

Kişinin kendi öz varlığından vazgeçmesi, ya da başkalaşması değil bahsetmek istediğim. Çift’lik ve Kanunları bu yazımı ilgilendiren.. Aynı çatı, ailenin en temel parçası, kapı eşiğinin içeri tarafı.. 

Tıpkı bir çift ayakkabı gibi. Tek başınayken bir bütünü oluşturmayan, eşi ile birlikte bir “anlam” ifade eden.. “İşe yarar olan” bir mesele bu. Ailevi bir mesele. Hem de en çekirdeğinden..

Çİft Demek; Öyle Yapışık, Bitişik mi ? 

Çift demek güven, saygı, sevgi, hürmet ve itina demek. Ağzının tadı, gözünün nuru, en büyük emanetin, yaralarının saranı, çilelerinin şükür sebebi.. 

Evinin kapısı olduğu gibi, gönlünün kapısının eşiğinde, ondan başka kimseye yer yok demek. 

Sırt sırta vermek, birlikte halletmek, benden önce O, “nasıl huzurlu olur” demek. 

“Öncelik eşimin” demek. Her yerde, herkese, her şeye karşı.. Ailemi kurduğum ve koruduğum eşimin. Bana ben olduğum için “eş” olan, hayat arkadaşımın demek. Bizin içinde beni, seni “bilen” eşimin.. 

İşe güce, çoluğa çocuğa, anaya babaya birlikte hürmet etmek demek. En sıkı dosttan daha dost, yol arkadaşı demek. Başkalaştırmadan, uzaklaştırmadan, yabancılaştırmadan, saygıda kusur etmemek demek. Güvenmek, gözü kapalı. Sen derindeyken seni kaldıracağından, sen yukarıdayken ondan vazgeçmeyeceğini bildiğine güvenmek.. El birliğiyle aşmak gelen dersleri..

Maddelere sığmayan.. 
  • Eş demek hayran olunan; yeteneklerine, duruşuna, omuz vermişliğine, susarak bile anlaşılmalara… 
  • Eş demek çiftimin yarısı. Bütünümü tamamlayan. Onsuz eksik olduğum; yarım kaldığım demek.
  • Eş demek sevgi.. Varda yokta, kalabalıkta, yalnızlıkta. Ekmeği bölüşür gibi, hayatı bölüşerek sevmek.. İlmek ilmek, incitmemek, kıymet vermek.. 

 

Çiftlik Kanunlarında Sorumluluk. 

Çiftlerin sorumlulukları da fena. Önce aile içinde ki evlatlara; “iyi insan” olsunlar diye. Sonra onları var eden ailelerine “Afiyette olsunlar” diye. Sonra akraba, arkadaş ve dostlara; “hayat paylaşınca güzel” diye..

–=0=–

 

Tüm bunların arasında Hiç mi özel/bireysel alan yok? 

Gönüllere bu soru geliyorsa, mevzu zaten hiç anlaşılmamış demek.. 

Hani saygıydı üç saç ayağından biri. Saygı demek bireysel olarak eşe duyulan hayranlık, onun kendisini bulma yolculuğunda eşlik, yaralarına merhem, gözüne nur, yüzüne tebessüm olmak değil miydi? 

Eşler ve çocukları özeli haricinde, öncelik onların olmak kaydıyla elbette ki. Yani eşinin sana ihtiyacı var da, sen “özel alan” diyerek ortaklığına yan çiziyorsan, öyle bir alan yok. 

Birbirinize ayırmanız gereken özenden ve vakitten çalıp başkalarını “eyliyorsanız” maalesef.

Çiftlik kanununa, tabiatına ters.

–=0=–

Çift’lik..

Yaşamayanın bilmediği derin bir mevzu.. Kadın ya da erkek hakkı diye bir mesele değil bu. Şiddetsizlik hakkı. Fiziksel ya da duygusal fark etmez.. Sözleşmeler onansın geri çekilsin oda önemli değil. 

Çift olmak demek; hayatını sana emanet etmek isteyen kişileri kadife keselerle, kristalmiş misali emanet olarak görmek demek. Arada sorun varsa; “Çift olmaya layık mıyım” diye kendine çeki-düzen vermek.  İnsan olmak, hak yememek, hakka riayet etmek, ömür vermek demek.. Ömrünü elinden almak değil..  Birlikte ve beraberce yaşamak hakkı.

—-

 

Çift olmak isteyip de hayatlarını adayan; ama adanmış hayatları da elinden alınan insanların sebeplerine!!! gelsin.. 

 

Facebook Yorumları