Salı, Ekim 4, 2022
Ana SayfaKültür BankasıGeleneksel SanatlarÇini Sanatı; Sırların Ardındaki Sanat

Çini Sanatı; Sırların Ardındaki Sanat

Çini sanatı; sırların ardında ki sanat. Sırların ardındaki sanat; Çini… O kültürel mirasımızın en incelikli örneklerinden. Kimi zaman bir cami duvarında, kimi zaman gündelik bir eşyada…


5 dakika


Çini Sanatı; Sırların ardındaki sanat. 

Sırların ardındaki sanat: Çini

Toprağın ateşle başlayan yolculuğunun, insan eliyle desenlerin eklenmesi ve sırla kaplanması hikayesidir çini.

Ustasının dediği gibi yaparken insanı dinlendiren, ruhunun derinliklerinden hamuruna ve desenine aktardıklarıyla güzelleşen bir sanat.


Geçmişten Günümüze

Çini sanatı, Orta Asya’da ilk Müslüman Türk devleti Karahanlılar zamanından beri Türklerin hem mimaride hem de gündelik eşyalarında kullandığı bir süsleme sanatı olarak hayatımızdadır.

Yüzyıllardan beri pek çok  yapıyı süsleyen çini sanatı, asıl kayda değer gelişimini, Anadolu Selçuklular devrinde göstermiş. Anadolu’da o döneme ait  birçok camii, medrese, köşk ve türbede mimari süslemelerde çini sanatının eşsiz örneklerine rastlıyoruz.

Osmanlı zamanına geldiğimizde İznik sarayın çini üretim merkezi haline gelmiş.

Öyle ki Evliya Çelebi 17yy. ’da İznik’i ziyaret ettiğinde 300 den fazla çini fırını bulunduğundan bahsetmiş. O zamanki şartlarda bu sayının büyüklüğü çiniciliğin önemini anlatmaya yeterlidir sanırım.

Bugün yapılan kazı çalışmalarıyla tarihi fırınlar gün yüzüne çıkartılmaya çalışılıyor.

16. ve 17. yy.da çini sanatının en görkemli dönemini yaşadığını günümüze ulaşan örneklerinden anlayabiliyoruz.


Sultanahmet Camii mesela. Avrupalıların mavi çinilerinden dolayı Blue Mosque adını verdikleri İstanbul’daki muhteşem yapı. Camiinin içine girdiğinizde büyüleyici güzellikteki 20 binden fazla mavi, yeşil ve beyaz İznik çinilerinden oluşan eşsiz manzara mest ediyor adeta.


Türklerin çinide kullandığı renkler, batının kullandığı sarı, badem yeşili gibi renklerin yanında daha canlı ve gösterişli olduğundan Türk çini sanatı tüm dünyada ön plana çıkmıştır. Firuze, mavi, lacivert, yeşil ve kırmızının canlı tonları çiniyi ihtişamlı bir sanata dönüştürmüştür. Tabi bunda kullanılan çiçek ve geometrik desenlerin de etkisi kuşkusuz. Lale, gül, karanfil, sümbül gibi çiçekler, sanatçının iç dünyasının yansımalarının desene ve renklere aktarımı olarak karşımıza çıkmakta.

Peki çini nasıl yapılıyor?

Çini yapımı, hamurun hazırlanmasından, süslemesine, sırlamasından fırınlanmasına oldukça zahmetli bir üretim süreci içermektedir. İlk olarak çamur reçetesine göre (burada reçete değişmekle birlikte genellikle kaolin, kuvars ve kireçten oluşan bir karışımdan bahsediliyor)  hazırlanıp hamur haline getirilip şekil verilerek bir gün boyunca fırında pişiriliyor ve bisküvi adı verilen seramik ürün elde ediliyor.

Bisküvi ürünün üstüne istenen desenin aktarılıp desenin konturları tahrir denilen siyah boyayla boyanıyor.  Yalnız desenin aktarılması işleminde ince bir ayrıntı var. Kalemle çizim boyanın tam olarak görünmesini engelliyor. Bu yüzden desen kâğıdına iğneyle delikler açılarak kömür tozu yardımıyla desenin seramiğe geçmesi sağlanıyor. Kömür tozu fırında yandığı için boyaya etkisi olmuyor. Daha sonra çeşitli renklerde desen boyanarak sırlamaya hazır hale getiriliyor. Ve sırlama işleminden sonra ürün ikinci kez  900-940°C de pişiriliyor ve sonuçta çini uzun bir emeğin ürünü olarak karşımızda.

Çini süslemelerinde genellikle gördüğümüz geometrik şekiller ve bitkilerin çeşitli kompozisyonlarıdır. Hepimiz görmüşüzdür lale, karanfil, gül motiflerini çintemani veya yıldız şekillerini çini objelerin üzerinde. Gül mesela, Osmanlı döneminde önemli bir çiçektir. Güle ve gül suyuna verilen önemi  gülabdan yazısından biliyoruz. Sanatta gül motifi öne çıkarak her zaman öne çıkan desenlerden olmuştur keza lale ve karanfil de.

Çini sanatı ustaları öğrencilerine gelenek uyarınca bu sanatın tekniklerinin yanında sabırlı, disiplinli dengeli, ahlaklı ve uyumlu birer birey olmalarını da öğreterek nesiller boyu deneyim bilgilerini aktarmışlardır.

Çini sanatı, geçmişle bugün arasındaki kültürel bağların güçlenmesine, kültürel kimliğin  geleceğe taşınmasına katkıda bulunan sanatlarımızdan biri olarak insanlığın ruhuna hitap eden bir dünya mirasıdır. Bu yüzdendir ki 2016 yılından beri UNESCO İnsanlığın Somut Olmayan Kültürel Mirasının temsili listesindedir. (Kaynak)

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Nazan KUMLALI
Nazan KUMLALI
Okur gezer keşfeder aynı zamanda sanat sever. 2010 yılından beri Ofiste Sanat organize eder.

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Etkinlik Bulunamadı

Ekim 2022
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

Bu Hafta Popüler

Ekmeğin Tanrıçası Demeter

Demeter Yunan mitolojisinde; insanlığı dünyanın zengin lütfuyla besleyen Olimpos'lu tarım, tahıl ve ekmek tanrıçasıdır.

Çocuklarda ayakkabı seçimi ve basış problemleri

Çocuklarda ayakkabı seçimi okulların açılmasıyla daha da önem kazandı. Okullar açılırken, sık görülen basış problemlerine bakıyoruz.

Ruh yaşlanmaz !

Ruh yaşlanmaz. Yaşlanmıyor. Takvim yaşı ilerlese de gönüllerimiz hep on sekiz kalamaz mı? Ruhu genç tutmanın formüllerine konuk oluyoruz...
Nazan KUMLALI
Nazan KUMLALI
Okur gezer keşfeder aynı zamanda sanat sever. 2010 yılından beri Ofiste Sanat organize eder.

İlgili Yazılar

Sanat ve Zanaat

Sanat ve zanaat, el emeği, hayal gücü ve fayda... İnsanlık tarihi kadar eski ve kadim yetenekler... Art(ı)Yorum 🎭🎨📽️🗽🎶📖🏛️

Tokmak ve Zil; Kapı Tokmağı

Tokmak; zil yerine kullanılan kapı tokmağı hakkında Birikiyorum. Zarafet, incelik, estetik ve mahremiyet dolu bir geleneğimizi AnıYorum.

Ciltleme, Cilt Sanatı

Cilt sanatı, ya da daha alışık olduğumuz tabiriyle ciltleme.... Zaanat kelimesinden daha öteye sanat kelimesine daha da çok yakışan miras.

Dünyanın Bez Bebekleri

Bez bebek ya da oyuncak bebekler! Üstelik dünyanın bebekleri. Dilek Alp özel araştırmasıyla. Dünya Kültür Mirasının, en özel temsilcileri .