ilknur.tv
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

   Masmavidir eşitlik, seçme ve seçilme hakkı derim mesela. Kendi yönetenini kendisinin seçtiği bir rejimle kadın da olması gereken yere kavuşmaya başlamıştı. 1935 seçimlerinde 5.dönemde 17 kadın milletvekili vardı mecliste, sonradan da boşalan bir vekilliği gene bir kadın vekil aldı. 1836’da 18 kadın milletvekili çok büyük bir kazanımdı yıllarca yok sayılmış kadın için.

   Ateş kırmızısıdır sanayileşme atağımız. Açtığımız fabrikalar, demir ağlarla ördüğümüz Anadolu örnektir buna. Şeker, tekstil, cam ve kağıt fabrikalarımız, tersanelerimiz, mühimmat fabrikalarımız ve daha niceleri. Hatta 1929’da açılan otomotiv montaj fabrikamız vardı mesela, Ankara Çubuk Barajı mesela 1936’da açılmıştı.  

   Yemyeşil bir iklimdir tarım politikalarımız, çiftçinin kendi tarlasının sahibi olması yönünde çıkarılan yasalar, kaldırılan vergiler, çiftçiyi kalkındırmak ve makineleşmeyi sağlayabilmek için yapılan yardımlar, sonrasında kurulan tarım kooperatifleri az şey değildi yoksul halk için. Köylünün ve tarımın gelişmesi için kurulan zirai okullar, özel çalışmaların yapıldığı laboratuvar niteliğindeki çiftlikler ve hep hayali olan köy enstitülerinin kurulması hep Atatürk’ün öngörüsü sayesindeydi. Bunların dışında uzun süren savaşlarla yanıp kül olan ormanların yeniden diriltilmesi de o dönem için mucize gibiydi.

   Sapsarı bir güneşti eğitim hamlelerimiz. Türkçe eğitim, açılan yeni okullar, Eğitim Enstitüleri, bizzat Atatürk’ün elinden çıkan geometri kitapları. Düşünün ki nüfusunun sadece %7’si  okuma yazma bilen bir dönemde nasıl da ilerici bir atılımdı. Geleceği gençlere emanet etmişti o büyük lider. Gençlerin fen ve bilimin ışığında neler başaracağını bilerek yüzlerini ileriye dönmelerini bizzat Gençliğe Hitabe’de dile getirmişti. 

   Bembeyaz bir umut olmuştu Atatürk masmavi gözleri, sapsarı saçlarıyla yanıp yıkılan Anadolu’da ve Rumeli’de yıllardır ezilmiş, yok sayılmış millet için. Yüzyıllardır kanla sulanmış bu topraklarda yaşayan her halkı Türk adı altında birleşmiş kardeşçe yaşamanın huzurunu sunmuştu bize. Değil miydi ki bu topraklar için Laz, Kürt, Arap, Süryani, Türk omuz omuza kanlarını dökmüştü, değil miydi ki bu kanlar helal olsun deyip yeniden kaldırmıştık ayağa o halde tek yumruk olmak gücü getirmişti işte.

   Mor bir alevdi ekonomide yapılan düzenlemeler. Osmanlı’dan kalan borçlar ve savaşın açtığı yaralardan kurtulmak için az mı adımdı kurulan bankalar. Tasarruflarla, üretime destekle geçen bu yıllarda bize miras kalan borcun çoğu ödenmiş, üstüste gelir getiren tesisler kurulmuştu. Tam bağımsız ekonomi için çalışmış ve hedeflerinin çoğunu başarmış bir lider vardı karşımızda. 

   Bir tek siyaha yer yoktu yepyeni Cumhuriyet gökkuşağında. Karanlıklara yer yoktu. Sömürülmeye, bağnazlığa, yobazlığa, din tüccarlığına, saltanatın hükümdarlığına yer yoktu bu renk cümbüşü içinde. Aydınlıklara bırakmıştı kapkara bulutlar yerini. Savaşların yaktığı ateşlerin gri siyah dumanı terk etmişti vatan topraklarını Atatürk ve O’nun fikirleri sayesinde. Eğitilmemiş insan kalmamalıydı, sağlık herkese eşit olarak sunulmalıydı, borçlardan kurtulmalı ve kendisi üreten bir ülke haline gelmeliydi. Dahası lideri olmalıydı Doğu’nun. Batı’nın örneği olmalıydı. 

   97. doğumu bu Türkiye Cumhuriyeti’nin. Nasıl başladıysa, nasıl emanet edildiyse bize aynen öyle devam etmeli. Rengarenk gökkuşağını daha parlak hale getirmek elimizde. Örneğimiz geçmişte 29 Ekim 1923’te saklı. Kurtuluş Savaşımıza, Çanakkale Destanı’na bakarak buluruz kılavuzumuzu. Atatürk’ün sözlerinde saklı pusulamız. İleriye, geleceğe daha güçlü ulaşabilmek için yapmamız gereken belli. Çok çalışmalı, yılmamalı ve daha çok çalışmalıyız. Atatürk’e verdiğimiz sözü yerine getirmeli ve Cumhuriyet’i ilelebet korumalı yüceltmeliyiz. Gençliğin  Atası’na cevabıyla bitiriyorum yazımı.

Cumhuriyetimiz bir daha ve sonsuza kadar kutlu olsun.

Ey Türk’ün büyük Ata’sı !

   İstiklâl ve Cumhuriyetimizi korumak gerektiği zaman, içinde bulunacağımız durumlar ve şartlar ne olursa olsun, kudret ve cesaretimizi damarlarımızdaki asil kandan alarak, bütün engelleri aşıp her güçlüğü yenmek azmindeyiz.

   Türk gençliği olarak özgürlüğün, bağımsızlığın, egemenliğin, cumhuriyet ve devrimlerin yılmaz bekçileriyiz. Her zaman, her yerde ve her durumda Atatürk ilkelerinden ayrılmayacağımıza, çağdaş uygarlığa geçmek için bütün zorlukları yeneceğimize, namus ve şeref sözü verir, kendimizi büyük Türk ulusuna adarız.

  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn
Facebook Yorumları