Cumartesi, Temmuz 2, 2022

Davet

Davet

Davet; Tanımadığım Adamları Eve Topladım. Üstüne de bir güzel sofra kurdum. Yok ben değil, Can Yücel hiç değil. Ali Poyrazoğlu..


8 dakika


“şunları bir araya toplayayım.
Bir güzel muhabbet edelim” diye düşündüm.

Mutfak işinden de anlarım.
Donattım sofrayı.
Bayağı uğraştım.
Hepsinin, ayrı ayrı ne
yemekten, ne içmekten
hoşlandığını iyi bilirim.
Bayağı da para gitti.

Birinin yediğini öbürü yemez.
Ötekinin içtiğini beriki içmez.
Dört kişilik sofra kurdum.

Mumları da yaktım.
Bak hepsi, Erick Satie severdi.
Hatırladım.
Müziği de ayarladım.

Geldiler.

20 yaşında ben,
35 yaşımda ben,
40 yaşımda ben ve
bugünkü ben dördümüz.

Birden yirmi yaşımı, otuz beş yaşımın karşısına oturttum.
Kırk yaşımın karşısına da, ben geçtim.
Yirmi yaşım, otuz beş yaşımı tutucu buldu.
Kırk yaşım ikisinin de salak olduğunu söyledi.

Yatıştırayım dedim.
“Sen karışma moruk” dediler. Büyük hır çıktı.
Komşular alttan üstten duvarlara vurdular.
Yirmi yaşım kırk yaşıma bardak attı.

Evin de içine ettiler.

Bende kabahat.
Ne çağırıyorsun tanımadığın adamları evine …


Davet; sen ne güzel dizelersin.

Evet internet dünyasının çok büyük bir çoğunluğu bu eseri Can Yücel ile birleştirmiş. Her şeyden önce;  Can Baba, canımız, ciğerimiz; en sevdiklerimizden.. Ama maalesef ülkemizin “yakıştırma” ve “bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olma” problemine düşmüş.

Sonuç olarak; evet bu Can Yücel değil; Ali Poyrazoğlu’nun eseri.

İşte  => 08.11 2004 Sabah Gazetesi arşivi


Davet, Bize Rağmen!

Belki gözümüzün önündeki evlatlarda görüyoruz bunu. Günden güne büyüyüp değişiyorlar. Mesela daha dün kızım yürüyebilecek mi acaba? diye endişeyle beklerken.. Şimdilerde kocaman bir genç kız oldu. Artık kendi geçmiş fotoğraflarını beğenmiyor.

İki yaşına doğru yuvarlanıp, hızlı adımlarla koşan oğlum ise her gün biraz daha; biraz daha anlıyor.. Ne heyecan verici, korkunç, ama bir o kadar da mucizevi..

Peki ya Biz; Ben

Gerçekten dediği gibi ustanın; yirmilerim kırkımı beğenmez, kırklarım hiç birini.. Büyüyorum, büyüyoruz..

Sonuç değil süreç kısmı var ya işin felsefesinin.. Düşe kalka, keşke ve belki ihtimalleri arasında.. Bir gün(!) umuduyla. E tabi bir de akıl pazarında yine kendi aklımızı seçecek egolarımız da var malum.. Kaş göz yararak, inci gibi dizerek, bade bade süzerek yaşıyoruz hayatımızı..

Gelecek umut, geçmiş unut(!), şimdi “en olası” olsun diye..

Davet, gelmiş, gelecek ve şimdi ile.. Üstelik tüm ergen, eril, huysuz ihtiyar, sabırsız yetişkin adayı hallerimiz ile.. Sonuç olarak; Hadi tanışalım ama en çok da barışalım şimdi.. ???

Şimdi masaya sevdiğin şeyleri koyma vakti…

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

ilknur.tv
ilknur.tvhttps://birikiyorum.net
Efdal ve İlker'in annesi, Kerim'in kıymetlisi 1998 yılından bu yana "Kurumsal Hayat"ta yönetiyor ve organize ediyor. Sosyal Farkındalık ve Sorumluluk için, her alanda, "sanatla" çaba sarf ettiğini düşünüp; BiRiKiYOR

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1946 Timur Selçuk (76)
Vefat
- 1961 Ernest Hemingway (61)
Temmuz 2022
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

Bu Hafta Popüler

Sanat Eseri Boyama Kitabı

Sanat Eseri Boyama Kitabı. Ünlü sanat eserlerinin çizimleri ve renk paletleri önünüzdeyken, aynı eseri siz nasıl renklendirirdiniz.

Öyle Bir Yerdeyim ki

Öyle bir yerdeyim ki! diyor Hasan Hüseyin Korkmazgil, tam da içimizden gelip de, bir türlü dilimizden dökülmeyen...

Unvansız Gönüllüler

Unvansız Gönüllüler. Onlar etiketlerini bir kenarda bırakmış olan gizli kahramanlar. Kah eğitim ve sanat, kah toplumsal fayda... Gururla "PaylaşıYorum"
ilknur.tv
ilknur.tvhttps://birikiyorum.net
Efdal ve İlker'in annesi, Kerim'in kıymetlisi 1998 yılından bu yana "Kurumsal Hayat"ta yönetiyor ve organize ediyor. Sosyal Farkındalık ve Sorumluluk için, her alanda, "sanatla" çaba sarf ettiğini düşünüp; BiRiKiYOR

İlgili Yazılar

Öyle Bir Yerdeyim ki

Öyle bir yerdeyim ki! diyor Hasan Hüseyin Korkmazgil, tam da içimizden gelip de, bir türlü dilimizden dökülmeyen...

Haziranda Ölmek Zor

Haziranda ölmek zor! Hasan Hüseyin Korkmazgil kaleme almış... En çok Nazım Hikmet'e, Orhan Kemal'e Ahmed Arif, Cemil Meriç, Cahit Zarifoğlu'na...

Hep Kahır. Yalan da olsa…

Hep kahır dan bıkmış ki usta, yalan da olsa "Bana İstanbul'u anlat" demiş. E kolay değil memleket hasreti. Çekmeyen ne bilir?

Çocuk Şiirleri

Çocuk şiirleri, Onlara yazılmış en özel şiirler. Kah Cemal Süreya'dan kah Cahit Külebi'den... Belki bir tutam da Nazım Hikmet yakışmaz mı?