Cuma, Mayıs 27, 2022

Gündem Özel

Defo

Defo ile merhaba diyor yazarımız Aygen Hıdıroğlu. Aygen Tuna’dan Kırmızı İskarpinlere uzanan; defoya hediye bir merhaba ile başlıyor söze…


2 minutes


Merhaba,
Vedaların o huzursuz hüznüne inat, yeni başlangıçların tatlı telaşını yaşıyorum sizlerle. Bu ekibin en yeni üyesi olarak, güzelliklere birikerek paylaşacağımızı umut ediyorum.

Aygen Tuna

Yazmak; bir şeyleri kanıksatmak değil, yüreğinin en derinindekilerini su yüzüne çıkarmaktır. Tesadüfen başladığım yazma maceram, yaşadığım yıllarla kıyaslanırsa henüz çok yeni. Dayatılan tek tip güzellik kavramından, herkes gibi yaşayanın ve düşünenin bu’dur dendiği anlayıştan farklı düşündüğümü hissettiğim bir dönemde başladım yazmaya. Oğlumun adını kendime soyadı yaparak, Aygen Tuna ismiyle haftalık yazılar yazarken yerel bir internet haber sitesine, en çok okurlarla aramdaki bağı sevdim. En saf halimle yüreğimi açtığım o aslında hiç tanımadığım insanların, yazdıklarımdan kendilerini bulmalarını sevdim. Kendilerinden bir şeyler bulmaları güzeldi evet. Ancak daha güzel olan bir şey vardı: farklılıklar.

Farklılıklar ve Defo

Kendisiyle aynı olanı, benzer şeyler yaşayanı anlar ve kabul eder insan. Ancak farklıysa ya da ayrı düşünüyorsa karşısındaki, önce bir durur. Orada beyin hemen iki ayrı yöne oklarını çıkarır; kabul ediş veya reddediş. Birincisi olgunluktan, öteki de egodan. En fenası da kabul ettiğini reddetmiş, reddettiğini kabul etmiş gibi gözükenler. O da başka bir yazının konusu olsun.

Neden reddediyoruz? Bizden farklıyı reddediyoruz, kendi farklılık ve defolarımızı reddediyoruz. Sürekli reddederek yaşanır mı? Neden kaçıyoruz? Kamuflaj için kuşatılmış zırhlarıyla, baktığımız her yüz birbirine benziyor artık. Estetik doktorlarının ellerine sağlık. Lakin baktığımız dedim, gördüğümüz değil. Çünkü bazılarımızın onlara bakınca gördüğü şey, onların görülmesini istediğinden çok farklı.

Yaklaşık iki yıl kadar önce ilk yazdığım yazı geldi aklıma. “Terliklerimle Gelsem Sana.” Daha sonra da bir derginin öykü yarışması için kaleme aldığım “Potin Satarım.” Tıpta halluks valgus diye geçen, ayak baş parmak yanındaki kemik çıkıntısından ötürü gördüğüm en güzel ayaklara sahip değilim belki. Ama bu, “Kırmızı İskarpinler” öyküsünü yazmama engel olamayacak hiçbir zaman. Ne ise o.


Zekasını çok beğendiğim, kendisine terzi yamağı unvanını veren Barbaros Şansal’ın bir söyleşideki sözleriyle noktalıyorum buradaki ilk yazımı:

Kamburlarınızı zımparalayarak onlardan kurtulmaya çalışmayın. Çünkü onlar hiçbir zaman zımparalanarak küçülmüyorlar. Matlaşıyorlar. Hepimizin engeli dediğimiz şeyler aslında bizim özelliklerimiz. Onları lütfen cilalayın. Lütfen onları silaha çevirin. Çünkü devenin kamburu olmazsa çölü geçemiyor. O farklılık ve çeşitliliğimiz; bizim zenginlik ve bereketimiz.


Önerilen -> Mış Gibi | Ezginin Günlüğü – Eksik Bir Şey

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Aygen HIDIROĞLU
Aygen HIDIROĞLU
Sıfırdan başlamayı sever. Okur, öğrenir, farkındalık yüklenir. İddiasız ve sıradan görünenin derinine aşık. Parıltılı hayatların bomboşluğuna kafası karışık. Açık üniversite diploma koleksiyoncusu. Anne.

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1910 Feriha Tevfik (112)
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

İndirim!

Bu Hafta Popüler

Her Şey Layığına Dönüşür

Her şey layığına dönüşür... Başta insana hakaret gibi gelse de, aslında ne kadar ders alınası bir söz. Yakışan mı! O moda için geçerli değil miydi?

Potin Satarım

Potin satarım, güzel Cumhuriyet kadını Adile'nin öyküsü. Avukat Adile Hanım'ın. Takılı kaldığı geçmişindeki çocuk Adile'nin desek daha mı doğru? Sizleri çok eskilere, çocukluğunuza götürecek bu hikayede belki de eksik parça sizdedir. Kim bilir?

Çanak Çömlek Oyunu

Çanak Çömlek yapmayı hiç denediniz mi? Henüz denemediyseniz, tarihi çanaklara 3 boyutlu olarak, yorumunuzu katmak nasıl hissettirirdi?
Aygen HIDIROĞLU
Aygen HIDIROĞLU
Sıfırdan başlamayı sever. Okur, öğrenir, farkındalık yüklenir. İddiasız ve sıradan görünenin derinine aşık. Parıltılı hayatların bomboşluğuna kafası karışık. Açık üniversite diploma koleksiyoncusu. Anne.

İlgili Yazılar

Keşke ile İyi ki Arasında Bir Ömür…

Keşke ile iyi ki arasında yaşarız hayatı. Aklımız yapamadıklarımızda kalır çoğu zaman ama yapabildiklerimize de şükrederiz az da olsa.

Kendin Olmak ile İlgili Klişe Kavramlar

Kendin olmak ve üzerine konuşulan klişe kavramlar. Hüdai Tandoğan klişe cümleler üzerinden sorguluyor kavramları...

Telaş

Telaş; biraz panik, bir tutam endişe, bolca hareket. Değişimin bu kadar hızlı olduğu bu duygu halinde, nedir ki bu acele?

Değişim Değişmeli mi?

Değişim nedir? Tarihte en önemli değişim zamanları nedir? Ve değişmeyen tek şey değişimin kendisidir. Hüdai Tandoğan kaleme aldı