Salı, Ekim 4, 2022
Ana SayfaÖnemsiYorumUnutmuYorumİzmir'in Düşündürdükleri

İzmir’in Düşündürdükleri

İzmir depremi oldu, enkaz çalışmaları bitti. Açıklamalar yapıldı.. Şimdi?


5 dakika


İZMİR, Deprem, İzmir Depremi Ardından

Otuz Ekim günü yine ulusça yüreğimiz parçalandı. İzmir yöresi çok ciddi bir deprem yaşadı. Yüz on dört insanımızı yitirdik yıkıntılar arasında, yüzlercesi de yaralandı. Binlerce kişi kış burnunu göstermişken evsiz barksız kalıverdi.

Canlı yayınlarla arama kurtarma çalışmalarını izledik içimiz yana yana… Her ‘can’ kurtarıldığında sevindik, nefes aldık; sayıların gitgide artması ise endişelerimizi arttırdı. Depremin büyüklüğünü çoğumuz belki de ancak ölü sayıları artınca algıladı.

Biz bu filmi irili ufaklı versiyonları ile daha önce çok görmüştük. Film her defasında ‘enkaz kaldırma çalışmalarında sona gelindi’ sahnesiyle bitiyordu. Gene öyle bitti ne yazık ki; her türlü görüntü arşivlere gitti ve herkes için yaşam normale döndü. Oradaki insanlar can ve mal kayıpları ile baş başa kaldılar…

Artık olanları unutup evlerimizde rahat edebiliriz! Evlerle, okul ve hastanelerle, insanların girip çıkacağı her türden yapı ile ilgili meraklarımız yine eskisi gibi olacaktır. 

Kaç oda, odaları ve salonu geniş mi, manzarası var mı, banyosu güzel mi? Binanın dış güzelliği de önemli; yeterince gösterişli mi, değil mi? Ev alırken ya da kiralarken sadece bunlara baktığımız bir gerçek ne yazık ki… 

Deprem güncel haber olduğunda ekranlardan Türkiye’nin fay hatları ile dolu olduğunu; bamya tarlalarına, dere yataklarına bina yapılmasının sakıncalarını; deniz kumu kullanmanın ve kolon kesmenin tehlikeli olduğunu haykıran uzman görüşleri de bir kulağımızdan girip diğerinden çıktı her zamanki gibi… Zaten o uzmanlar da köşelerine çekildiler.

Oysa Artık Akıllanmalıyız!

‘Başımızı sokacak bir evimiz olsun da…’

Bu yaklaşım artık tümüyle terk edilmelidir… Sağlamlığından emin olmadan hiçbir binada oturmamalı; yapılarımızdan en az otomobil alırken olduğu kadar emin olmalıyız. 

Zemini, inşaat kalitesi, hangi kontrollerden geçer not aldığı, kısacası yapının KARNESİ asıl incelememiz gereken ayrıntılardır. Odaklanmamız gereken önemli noktalar bunlardır.

Deprem ile ilgili uzmanların uyarılarına kulak vermeliyiz. 

Yapıları kullanıma açarken; sağlamlığı, gerçekten dürüstçe ve en ayrıntılı şekilde incelenmeli ve ondan sonra bu izin verilmelidir. Kurumlar arasında eşgüdüm sağlanmalı ve çürük yapılar kısa sürede bertaraf edilmelidir.

Unutmayın;

İnsanları deprem değil, çürük yapılar öldürüyor!


İçeriği #deprem olan yazılarımızdan YAPMAYIN, YETER ! adlı yazımızı da okuyabilirsiniz.

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Op. Dr. Ahmet DURUKAL
Op. Dr. Ahmet DURUKAL
Neşterden Kaleme ve Ur kitapları yazarı. Genel Cerrahi Uzmanı. Kendi tabiriyle "insan tamircisi"

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Etkinlik Bulunamadı

Ekim 2022
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

İndirim!

Bu Hafta Popüler

Ekmeğin Tanrıçası Demeter

Demeter Yunan mitolojisinde; insanlığı dünyanın zengin lütfuyla besleyen Olimpos'lu tarım, tahıl ve ekmek tanrıçasıdır.

Çocuklarda ayakkabı seçimi ve basış problemleri

Çocuklarda ayakkabı seçimi okulların açılmasıyla daha da önem kazandı. Okullar açılırken, sık görülen basış problemlerine bakıyoruz.

Ruh yaşlanmaz !

Ruh yaşlanmaz. Yaşlanmıyor. Takvim yaşı ilerlese de gönüllerimiz hep on sekiz kalamaz mı? Ruhu genç tutmanın formüllerine konuk oluyoruz...
Op. Dr. Ahmet DURUKAL
Op. Dr. Ahmet DURUKAL
Neşterden Kaleme ve Ur kitapları yazarı. Genel Cerrahi Uzmanı. Kendi tabiriyle "insan tamircisi"

İlgili Yazılar

Ruh yaşlanmaz !

Ruh yaşlanmaz. Yaşlanmıyor. Takvim yaşı ilerlese de gönüllerimiz hep on sekiz kalamaz mı? Ruhu genç tutmanın formüllerine konuk oluyoruz...

Taşınma Telaşı

Taşınma telaşı konusuyla haftaya başlıyoruz bugün. Kargaşasıyla hepimizin bir şekilde içinde kaybolduğu bir dönem...

Sevgili Günlük

Günlük tutmanın faydaları saymakla bitmez. Sevgili Günlük diye başlar her yeni sayfa. Satırlar dolusu dökeriz içimizi.

İyi Günler İleride…

İyi günler ileride... Böyle derdi eskiler. Neredeydi o beklenen gelecek? Gerçekten de var mıydı? Ne zaman ulaşacağız o beklenen ileriye?