Ebe olmak nasıl bir histir? Bir mucizeye şahit olmak!

Dünyada ve ülkemizde 21-28 Nisan Ebeler Haftası ve 5 Mayıs Dünya Ebeler Günü olarak kutlanır.

O zaman biz de kutlu olsun diyelim.

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

Önce bilene bilmeyene bir anons yapayım. Ben bir EBEYİM. Ebeliğin ne demek olduğunu bilmeden başladığım bir yolculuk oldu eğitim hayatım. İş hayatına kolayca atılmak için seçilerek kazandığım bir okuldu, o zamanlar ebelik-hemşirelik bölümü olarak geçiyordu.  Mezun olduğumuzda bize verilen unvan EBE oldu.

Size geçtiğim yolu anlatmak istiyorum bu yazımda. Bir ebe nasıl yetişiyor ya da “yetişiyordu” diyeyim. Çünkü üzerinden epey zaman geçti artık. Naçizane sağlık eğitim sisteminin nasıl olmasını hayal ettiğime de değineceğim tabii biraz belki haddim olmayarak.

 

—==0==—

 

Ebe – lik Okulu

Tiyatro ve kütüphane ile dolu olan anılarımı anlattığım YATILI OKUL GÜNLERİNDE TİYATRO VE KÜTÜPHANE başlıklı yazımda bahsetmiştim yatılı okulumdan biraz. 14 yaşımdayken Devlet Parasız Yatılı Okul sınavında başarılı olarak Şişli Sağlık Meslek Lisesi’nde başladı hayat, sonra Çorum Sağlık Meslek Lisesi’nde bitti. O ayrı bir hikaye konusu olsun. 1989 senesi başladı yolculuk. 1990 yılında ilk stajla hastane dönemi. 91-93 arası doğumhane ve ana sağlığı merkezleriydi iş öğrenme alanlarımız. Hele son sene o dönem doğumhanede ebe eksikliğinden dolayı normal ebe gibi çalışır, nöbet tutardık. İyi ki de öyle olmuştu. İçinde yaşarken farkında değildik faydasının ama meslek açısından çok faydalıydı.

Okul hayatı böyleydi, şimdi nasıl hiç bilmiyorum. Ama nasıl olmalı biliyorum.

Ebelik, hemşirelik işi; yani elindeki hamur insan olan meslekler, lise düzeyinde temel bir eğitimle başlamalı. Akabinde yüksekokullarla branşlaşma getirilmeli. Örneğin ebelik, ameliyathane hemşireliği, yoğun bakım hemşireliği gibi.

Fakülte düzeyinde ise yönetici ve eğitimci geliştirmek amaç olmalı. Şu an biraz karmaşık geliyor bana, unvanları tam olarak kestiremiyorum. Stajlar, eğitimin belki hiçbir meslek okulunda olmadığı kadar önemli bir parçası. İyi bir teorik eğitimin yanında el becerisi, insan ilişkileri stajlarla kazanılıyor. Ki düşünün burada konuştuğumuz konu sağlık.

Bu konuda bana katılan olur, olmaz. Zaten ben uzmanı değilim, gözlemcisiyim ve içinde yaşayanım. Neyse daha fazla ahkam kesmeden gelelim iş hayatına.

 

 

Ebe Hemşire Figen Demirtaş

Ebe Hemşire Figen Demirtaş

Köy ebe ‘si

Mini minnacık bir kız çocuğu olarak mezun olduğumda okulumdan, uzun bir bekleme süresinin ardından bir köye tayin edildim. Bir sağlık ocağına bağlı uzaktaki bir sağlık evi. 7-8 köyün bağlı olduğu bir ev. Hakikaten ev. Caminin bahçesinde kahvehanenin üstüne yapılan 2 odalı 2 lojmandan camiye yakın olanı. Diğerinde de köyün imamı otururdu. 18 yaşındaydım sadece. Çok zor ve fakat bir o kadar da eğitici 2 yıl geçirdim orda.

Beni gören yaşlı kadınlar “kızım sen çocuksun, doğum yaptıramazsın” derlerdi. Sonra yaptırdığım iki zorlu doğum ve ilkel şartlarda beni kahraman yapmıştı ama. Çocuklar aşısızdı, aşı alıp 5 yaş altı tüm çocuklara aşı yaptım. Aşı kampanyasına ulusal kampanyalardan önce ben başlamıştım, yaşasın. Aile planlaması bilinmezdi o yıllarda ki 1993 yılından bahsediyorum, bilinir kılmak için sürekli anlattım.

Sonrası…

Başka sağlık ocakları, idari görevler, özel kurumlarda yöneticilikler, alınan başka diplomalar…

 

—==0==—

 

Şimdi bunları niye anlattığımı anlatacağım.

Ebe dünyanın en eski mesleklerinden birisidir. Çünkü doğarak çoğalıyor insanlar. İnsan kadar eski neredeyse. Biri diğerine yardım ederek, ninelerden el alarak büyüdü bu meslek. Ebe kadın, ebe anne...

Ve toplumun içinde, toplumu var eden bireye ilk dokunan meslektir ebelik.

Sonraları alınan eğitimler, gelişen bilgilerle başka misyonlar eklendi üzerine. Mesela aile planlaması. Doğumdan sonra… Sonra cinsel eğitim evliliğin ilk yıllarında. Sonra bebekle ilgili bilgiler, doğumdan itibaren…

Aslında ebe toplumun en küçük yapı taşı olan ailenin hep içinde. Onu en iyi tanıyan kişi. Ailenin dinamiklerini, töreleri, yasakları, mubahları en iyi bilen. Yani biz sağlık evi ebeliği yaparken iyi biliyorduk, şimdi orda durum ne bilemiyorum.

 

Ebelik bir yolculuğa şahit olmak 

Sözün özü ebelik kadının yolculuğuna yoldaşlık etmektir aslında. Kadın doğar büyür, evlenir. Sonra hamile kalmadan önceki süreçte başlar görevi ebenin. Bebeğin anne karnına düşmesinden itibaren de o yolculuğa şahitlik eder ebe. Bir bebeğin ağlama sesini duyarak rahatlar. Hamilenin doğru beslenmesi, aşıları, takipleri bu ağlama sesiyle başarıya ulaşır. Sonra bebek için başlar yolculuk. Kilo aldı mı? Aşıları yapılıyor mu? Pişik olmuşsa ne yapılacak? Kafasında konak mı var? Ne zaman doktor görmeli? Anne sütü hamilelikten korur mu? Yüzlerce sorusunu cevaplar kadının ebeler.

Doğum kanalından hayata merhaba dediğinizde elinizi ilk tutan kişidir o. Ebelik yoldaşlık ve şahitlik sürecidir.

 

Ben de bir ebeyim….

Ve bazı şeyler çok üzmekte beni. Size belki sıradan gelen şeyler bunlar. Mesela ebe toplumun en küçük yapı taşına bu kadar hakimken bazı eğitimler alamaması. Mesela aile danışmanlığı bunlardan biri. Bakacak olursak zaten bizim yaptığımız bir işken bu sertifikaları alamamak.

Ya da küfürler. Ebeye edilen küfürler canımı çok yakmakta. Kadının zaten adı yokken bu da dert mi diyebilirsiniz. Ama daha anne karnından itibaren çocukluğunuza kadar yolculuğunuza destek olan ebe kadın bu küfürleri hak ediyor olabilir mi?

Ben de bir ebeyim. Ebelik yapmayan bir ebeyim şu an. Özlüyor muyum? Belki, zaman zaman.

Uzattıkça dağıtıyorum konuyu. Tüm ebelik yapan arkadaşlarımı, bizi yetiştiren eli öpülesi öğretmenlerimin EBELİK GÜNÜ ve EBELER HAFTASI kutlu olsun.

Facebook Yorumları