Etek ve pantolon bu yazının konusu. Bir kadının eteği bırakıp yerine erkek gibi giyindiğinde olanlar. Özgürlük kavgası; pantolon vakası.

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

Etek ve pantolon vakasını anlatacağım size bugün. Bir kadının eteği bırakıp yerine erkek gibi pantolon giyindiğinde olanlar bugünün konusu. Kadın ile erkeğin çözemediği sorunlara kıyafetler üzerinden yaklaşayım dedim bugün. Belki beraberce çözebiliriz Adem’le Havva’da beri süregelen düğümü. Ne dersiniz?

 

Geçenlerde bir doktor arkadaşımla sohbet ederken çıktı ağzımdan bu aslında. Kadın erkek ilişkilerinden, evliliklerin bozulmasından bahsediyorduk. Karşılıklı şöyle ilerledi sohbet ve güldük geçtik.

“Ya Figen biz neden dikiş tutturamıyoruz bir türlü?”

“Biz kadınlar ne zaman eteği çıkarıp, pantolon giydik ya. O zaman bozuldu her şey.”

 

—–==0==—–

Etek giyerdi kadınlar…

Şimdi hemen cephe almayın, “hayır, şalvar giyerlerdi” falan demeyin. Burada etek bir sembol sadece. Kadınların evlerinde, mutfakta, çocuklarının peşinde olduğu sınırlı zamanları vurguluyor. Bahçede çalışan kadın, hayvanlarının bakımıyla ilgilenen kadın kendini tozdan, pisten korumak için şalvarı da giymiş elbette. Ama bir zamanlar kadınlar sadece üreyen, karın doyuran olarak görülmüş. İşte ne zaman kadın bundan vazgeçmiş, o zaman olanlar olmuş.

Bakın Vikipedi bile yazmış; “20. yüzyıla kadar genel olarak Avrupa’daki tüm medeniyetlerde kadınlar etek giyerlerdi. Sanayi Devrimi ve I. Dünya Savaşı ile II. Dünya Savaşı sonrasında kumaş sıkıntısı veya üretimde eteklerin makinelere kaptırılması gibi zorunlu koşullar sonrasında kadınlar eteğin yanında pantolon da giymeye başladılar.

Yani kadın iş hayatına geçince pantolon zorunlu hale gelmiş.

Sadece bu mu sebep? 

Tabii ki hayır. Erkekler pantolon giydikleri için madem her istediklerini özgürce yapabiliyorlardı, O zaman kadın da pantolon giyip özgürlüğüne kavuşabilirdi. Peki bu kadar kolay mıydı onlar kadar özgür olmak? Tabii ki hayır. Bu bacakları paçalarıyla birbirinden ayıran kumaş parçası kesinlikle özgürlüğün sebebi ya da başlangıcı olamazdı. Ama yine de 70’li yıllarda özgürlük isteyen ilk feministler tarafından sembol haline geldi. Küçücük kasabalarda bile geçen haftaki yazımın konusu olan dedikodu sayesinde genç kızlar geniş paçalı kot pantolon giymeye başladı.

Anneciğimin de o dönemlerde renk renk jarse kumaştan pantolonları olmuş ama babamla evlendikten sonra özgürlüğünü bir erkeğin eline verdiği için yeniden eteğe dönüş yapmıştı.

Kendimden de örnek vereyim. İlk örneğim yatılı okul yıllarımdan. İstanbul Şişli’de okurken ders saatleri dışında pantolon giymemiz serbestti. Ama sonra Çorum’a gittiğimde valizimde sadece pantolon vardı ve çarşı iznine çıkarken giymek yasak olduğu için arkadaşımın bana iki beden büyük gelen eteğini giymek zorunda kalmıştım. Allahtan özgürlük bir süre sonra oralara da geldi de kurtuldum. İkinci örnek işe ilk başladığım yıllardan. Sene 1993, çok da eski değil yani. İlk görev yerime tayin olduğumda gittiğim köyde kotumla gezerken yaşlı bir teyze “kız dediğin pantolon giymez” diyerek resmen aşağılamıştı beni.

—–==0==—–

Yıllar yıllar geçti ve pantolon vazgeçilmez oldu artık. 

Ve kadın her yerde artık. Bir tezgahın başında pazarlık yapıyor. Elinde kalem mimari projeler çizip, koca koca gökdelenlerde çalışıyor. Stiletto ayakkabıları, kalem etekleriyle plazalarda da boy gösteriyor, koca bir tırı ülkeler arasında da gezdiriyor asker postallarıyla. Asker olup jet de uçuruyor, ameliyathanelerde saatlerce insan hayatı da kurtarıyor. Aynı zaman da ürüyor, doğuruyor, besliyor… Annelik de yapıyor yani. Hatta aşık da olabiliyor hala!

Pantolon da giyse, etek giyip süzülerek yürüse de; kadın tek başına var artık. Aslında geçmişte de vardı.

Ama işine gelmediği için yok görülen kadın; – kabul edin –  her yerde ve çok başarılı elini attığı her alanda.

Yarışmasanız, kabul etseniz keşke bunu. Sorun kalmayacak o zaman. Kadın için bu zor gördüğünüz her şey olağan aslında.

—–==0==—–

Kadınlar güçlüdür arkadaşlar…

Ne giyersek giyelim, saçımızı nasıl tararsak tarayalım, çocuk doğuralım doğurmayalım, evlenelim ya da tek başımıza yaşayalım fark etmez. Kadınlar güçlüdür ve biz varız. Ve varlığımız sizi rahatsız etmemeli. Birlikte süper olabiliriz, kabullenerek.

Hiç bir şekilde kınanmadığımız, giyimimizden dolayı ayıplanmadığımız, sadece başarılarımızla anıldığımız zamanlar da gelir elbette.

Sevgiyle….

 

Facebook Yorumları