Salı, Ekim 4, 2022

Evde Kal(mak)

EV DE KAL(MAK)

Günümüzde birçok kavramın anlamı değiştiği ya da anlamsızlaştığı gibi “evde kalmak” kavramı da anlamını değiştirdi.10 ay öncesine kadar yaşı “azıcık” ilerlemiş ve evlenememiş bireylere birazda ironi yapmak için kullanılan bu deyim; bugün toplumu evinde tutmak, sokaktaki hareketliliği azaltmak amacı ile devletler tarafından teşvik edilen hatta topluma dayatılan bir slogan haline geldi.

   Üzülmeyin bugün hepimiz evde kaldık.

   Dünya’da yaşadığımız salgın sürecini iyi idare edebilmiş ve başarılı olmuş bir devlet yönetimi olduğunu düşünmüyorum. Ortalama bir insan olarak; geldiğimiz teknolojik gelişme seviyesi ve tıp alanındaki başarılara rağmen su ve sabunla öldüğü söylenen bir virüsün;

  • hala bizi evlere hapsetmesine,
  • canlar almasına,
  • binlerce insanın yoğun bakımda kalmasına sebep olmasına,
  • ülkelerin ekonomilerini batırmasına akıl erdiremiyorum.

Yoksa bu durum Dünya üzerindeki büyük bir planın

parçası mı !? Bunun cevabını elbette ki ben veremem: konu hakkında birçok komplo teorisi duymuş yada okumuş olsak da birçok tarihi olayda olduğu gibi işin aslını torunlarımız tarih kitaplarında okuyacaktır sanırım.

    Aslında 22 yıldır sadece dini bayramlarda çalışmamış biri olarak durumdan şikayetçi olmamalıyım belki de.

Düşünsenize 1 yıl önce bize: hafta içi mesai saatlerini azaltıyoruz, cumartesi pazar kimse çalışmayacak herkes evde oturacak deseler gelirinde azalma olmayacak, sabit geliri olan kişiler hemen kabul eder (hatta bayram eder), ancak benim gibi geliri insanların sokakta olmasına bağlı olan esnaflar duruma hayıflanırdı. Şuan hayıflandığımız gibi.

       Durumun birçok boyutundan biri belki de sağlıktan sonra en önemlisi “gelecek kaygısı” ve “geçim sıkıntısı”  bunu sabit geliri olmayan biri olarak yakından hissediyor olsam da; Ayakta durmaktan, umut etmekten, sağlıklı düşünmek ve sağlıklı kalmaya çalışmaktan başka yapacak bir şey yok.

    Pandemi bittikten sonra oluşacağı söylenen yeni Dünya düzeninde kendimize bir yer bulmak için ufkumuzu genişletmek, yeni şeyler öğrenmek, Dünya’yı ve toplumları daha iyi anlamak, teknolojiye ayak uydurmak zorundayız. Bu evde geçirdiğimiz zamanlarda bol bol okumalı, bu satranç oyununda nasıl doğru pozisyon alabileceğimizi düşünmeliyiz. 

     Ufkunuzu açmak, Dünya’yı anlamak ve genel kültürünüzü arttırmak için sitemizde yüzlerce içerik var, kitap okumadığınız zamanlarda tv de dizi tekrarı yada dedikodu programı izlemek yerine bir göz atmanızı tavsiye ederim. 

      Unutmayın ki yine de çok şanslıyız.

Mesela ben: 7,5 aylık oğlumla bolca vakit geçirebiliyorum

Mesela siz: hasta yatağında, yoğun bakımda yada bir yakınınızı kaybetmiş yas halinde değilsiniz ki bu yazıyı okuyabiliyorsunuz.

  Umut etmekten vazgeçmediğiniz kayıpsız ve sağlıklı günler dilerim.


Önerilen Yazı ÖnemsiYorum

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Kerim KARABIYIK
Kerim KARABIYIK
Zamanın ustası; hem de üç kuşaktan.. Eskilerin hakemi, İzmit'in esnafı..

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Etkinlik Bulunamadı

Ekim 2022
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

Bu Hafta Popüler

Ekmeğin Tanrıçası Demeter

Demeter Yunan mitolojisinde; insanlığı dünyanın zengin lütfuyla besleyen Olimpos'lu tarım, tahıl ve ekmek tanrıçasıdır.

Çocuklarda ayakkabı seçimi ve basış problemleri

Çocuklarda ayakkabı seçimi okulların açılmasıyla daha da önem kazandı. Okullar açılırken, sık görülen basış problemlerine bakıyoruz.

Ruh yaşlanmaz !

Ruh yaşlanmaz. Yaşlanmıyor. Takvim yaşı ilerlese de gönüllerimiz hep on sekiz kalamaz mı? Ruhu genç tutmanın formüllerine konuk oluyoruz...
Kerim KARABIYIK
Kerim KARABIYIK
Zamanın ustası; hem de üç kuşaktan.. Eskilerin hakemi, İzmit'in esnafı..

İlgili Yazılar

Ruh yaşlanmaz !

Ruh yaşlanmaz. Yaşlanmıyor. Takvim yaşı ilerlese de gönüllerimiz hep on sekiz kalamaz mı? Ruhu genç tutmanın formüllerine konuk oluyoruz...

Taşınma Telaşı

Taşınma telaşı konusuyla haftaya başlıyoruz bugün. Kargaşasıyla hepimizin bir şekilde içinde kaybolduğu bir dönem...

Sevgili Günlük

Günlük tutmanın faydaları saymakla bitmez. Sevgili Günlük diye başlar her yeni sayfa. Satırlar dolusu dökeriz içimizi.

İyi Günler İleride…

İyi günler ileride... Böyle derdi eskiler. Neredeydi o beklenen gelecek? Gerçekten de var mıydı? Ne zaman ulaşacağız o beklenen ileriye?