Göbekli Tepe ‘ye Farklı Bir Bakış Açısı

Göbekli Tepe ‘ye Farklı Bir Bakış Açısı

Göbekli Tepe ‘ye Farklı Bir Bakış Açısı

ilknurtv

ilknur.tv

07/01/2021
Göbekli Tepe'ye farklı bir bakış açısı. Konuğumuz Mehmet Kenan Yelken. Türklerin Kadim İnancı ve Her Yönüyle Göbekli Tepe kitaplarının yazarı.
M. Kenan Yelken

Merhaba Kenan Bey; Birikiyorum sayfalarına hoş geldiniz. Aslına bakarsanız her şey “manyak” ile başladı. Şaman şifacılarının tören kıyafeti manyak ile ilgili araştırma yaparken yolum bir şekilde sizinle de denk geldi. Türklerin Kadim İnancı kitabınıza gelmeden önce sizi biraz tanımak istiyoruz.

Makine Mühendisliğinden Savunma Sanayiine giden enteresan bir hikayeniz var. Kendiniz hakkında bize biraz bilgi verir misiniz? Mehmet Kenan Yelken kimdir?

Merhaba. Öncelikle ilginizden ve beni sayfanıza davet etmenizden dolayı teşekkür ediyorum.

Kara Harp Okulu Makine Bölümü mezunuyum. Kara Harp Okulu’nda -tabi bizim zamanımızdan bahsediyorum, şimdi farklı olabilir- askeri konuları kapsayan derslerimizin yanında, askeri branşlarımızla uygun olan mühendislik derslerini de aldık ki, bu dersler üniversitelerin eşlenik bölümlerinin mühendislik derslerinin yaklaşık % 90’ına denk gelmekteydi. Mezun olurken mühendislik diploması almadık ancak biz mezun olduktan bir süre sonra YÖK, Harp Okulu mezunlarının da mühendis sayılması için bir karar aldı ve mühendislik diploması sahibi de olduk bu şekilde.

Buradan hareketle söylemem gerekirse sizin düşündüğünüz anlamda “makine mühendisi” olarak çalışmadım. Ancak okulda aldığım mühendislik bilgilerini 27 yıllık aktif subaylık yaşantımda mesleğimi icra ederken ve aldığım görevleri yerine getirirken kullandım.

Emekli olduktan sonra da Türk Silahlı Kuvvetleri’nde yaptığım görevin bir anlamda benzerini sivil kıyafet ile özel sektörde savunma sanayi firmalarında sürdürdüm. Bir süre sonra da artık kendi ilgi alanlarıma zaman ayırmak ve bu yolda ilerlemek yani arkeoloji ve tarih konularında araştırma yapmak için o sayfayı kapattım. Ve yeni bir sayfa açtım kendime.

Göbekli Tepe ile başlayan merakım arkeoloji ve tarih beni yönlendirdi, diyebilirim. Ancak Göbekli Tepe o kadar farklı ve özel bir konu ki, araştırmalarım giderek arkeoloji ve tarih ile sınırlı kalmadı daha doğrusu kalamadı ve daha farklı alanlara da yönelmem kaçınılmaz oldu. Bu kapsamda Göbekli Tepe; Neolitik dönem, Anadolu arkeolojisi, Ön Türk tarihi, Ön Türk kültürü, Türk mitolojisi, Türk kozmolojisi, Türk inanışları ve inançları gibi konulara giden yolu açtı bana.

Kitaplarınız son derece ilgi çekici ve derin bilgiler barındıran önemli araştırmaları içeriyor. Web siteniz ve sosyal medya bilgilerinizi burada paylaşıyorum. İmzalı kitap satın almak isteyen okuyucularımız neler yapmalı? Kitaplarınıza nasıl ulaşabiliriz?

Yukarıda belirttiğim konularda araştırmalarıma devam ederken psikolog olan kızım, yaptığım çalışmaları bu konulara ilgi duyan kişilerle de paylaşmam gerektiğini ve bunun için de elde ettiğim sonuçları yazmaya başlamamı önerdi. Onun önerisi üzerine www.kenanyelken.com adlı internet sitemi kurdum ve orada Göbekli Tepe adlı yazı dizimi yayımlamaya başladım. Aslında yaptığım şey tam olarak, öğrendiklerimi öğrenmek isteyenlerle paylaşmak.

Daha sonra bu yazılar artınca bazı okuyucularımdan “Bunları bir araya getirmeyi düşünmüyor musunuz? Biz hepsini bir arada görüp tek seferde okumak istiyoruz” şeklinde öneriler gelince yazılarımı toparladım, biraz daha geliştirdim ve böylece ilk kitabım olan “Her Yönü ile Göbekli Tepe” ortaya çıktı ve ilk baskısı Nisan 2019’da okuyucularım ile buluştu. Şu anda üçüncü baskısı tükenmek üzere. Yakında dördüncü baskıyı yapacak.

Bu kitabın içinden ve bir anlamda devamı niteliğinde “Tengricilik mi? Şamanizm mi? Türklerin Kadim İnancı” adlı kitabımı yazdım ve bu kitabım da Ekim 2019’da yayımlandı. Onun da yakın zamanda ikinci baskısı çıkacak. 

Göbekli Tepe’yi bir “varlık” olarak değerlendirirsek Her Yönü ile Göbekli Tepe bu varlığın bedenini, Türklerin Kadim İnancı ise ruhunu anlatır.

Kitaplarım birçok kitapevinde ve 20’den fazla online kitap satış sitesinde satışa sunulmuş durumdadır. Salgın döneminin özelliği nedeniyle internet üzerinden çok rahat şekilde temin edilebilir.

İmza konusuna gelince; salgın dönemi için kitap fuarları ve konferanslar ne yazık ki yapılamıyor ve okurlarım ile yüz yüze buluşma şansım pek yok. Kitaplarım yeni baskı yaptığında sadece belli sayıda kitabı imzalı olarak arzu eden okurlarıma gönderebiliyorum. Dolayısı ile şu an için imzalı kitap gönderme durumu söz konusu değil ne yazık ki. Ancak bir organizasyon kapsamında toplu olarak imzalı kitap temin edilmek istenirse, yayınevi ile görüşerek bu talebi karşılamaya çalışabilirim.

“Türklerin Kadim İnancı”; daha doğrusu “Tengricilik mi? Şamanizm mi? Türklerin Kadim İnancı” kitabı, sizin basılan ikinci kitabınız. Aslına bakarsanız çok derin bir konu Tengricilik mi Şamanizm mi? Yanlış biliyorsam lütfen düzeltin. Yazılarınızda da belirttiğiniz üzere Tengricilikte din adamlarına verilen isim “Şaman” ama bu “şamanizm” ile karıştırılmamalı. Şüphesiz oldukça derin araştırmalara sahip bir kitap, Neler söylemek istersiniz bu kitap hakkında.

Öncelikle ben Şamanizm yerine “Kamlık” ve Şaman yerine de “Kam” demeyi uygun buluyorum, çünkü bunlar Türkçe ve dilimizi kullanmamızın gerekli olduğunu düşünüyorum. 

Kitabımda da belirttiğim gibi benim kabulüme göre Kamlık bir din veya inanç değil, bir kültür. Dolayısı ile Kam da din adamı değil ve ayrıca bugünkü dinlerdeki gibi günlük hayatın içinde de değil; farklı bir konumu ve görevi var kamların, toplumsal hayat içerisinde. Bunları çok detaylı olarak nedenleri ile birlikte anlattım kitabımda.

Tengricilik ve Şamanizm kavramları zaman içinde hem çok birbirine karışmış ve hem de gerçek anlamlarını yitirmiş gibi bana göre. Çeşitli kaynaklardaki tanımlamalara ve anlatımlara baktığımda bunu net olarak görebiliyoruz. Bu nedenle bir isimlendirme yapmaktan ziyade Türklerin çeşitli dinlere geçmeden önce sahip oldukları ortak inanca ben “Kadim İnanç” demeyi uygun gördüm. 

Tabi burada “Türk” derken sadece Türkiye’de yaşayan insanları kastetmiyorum; uydurma ismi ile “Orta Asya” gerçek ismi ile “Türkistan” coğrafyasında yaşan, bu coğrafyada çıkarak bugün dünyanın birçok yerinde yaşamlarını sürdüren, bu inancı gerek öz hali ile ve gerekse değişik biçimleri ile yaşan halklardan bahsediyorum. Bu halkların isimleri bugün farklı olsa da özleri Türk’tür ve bunlar bugün sadece Türkiye’de yaşan ve İslamiyet’i kabul etmiş Müslümanlar değildir; Musevi, Hristiyan, Budist, Tengrici halklar da vardır benim kitabımda ifade ettiğim “Türk” kavramı içerisinde. Dolayısı ile bu inanç, işte bu halkların bugünkü farklı dinlere geçmeden önce sahip oldukları ortak inançtır.  

Kitabımda da (ulaşabildiğim bilgiler kapsamında) birçok açıdan bu inancı anlatmaya çalıştım. Yapmaya çalıştığım, Türklerin kültürel mirasına sahip çıkmak ve bu mirası bizden sonraki nesillere aktarabilmektir. Kitabım, bu konuları merak edenler için çok kapsamlı bilgileri içermektedir.

Kenan Yelken - Göbeklitepe

“Şimdiye kadar bilinen” olarak söze başlayalım sizin de dediğiniz gibi. Gerçekten ilk inancın Türklerde ortaya çıktığı, toplumsal yaşam ve medeniyetin kaynağının Türkler olduğu fikri hakkında neler söylemek istersiniz. Sanırım Atatürk’ün de bu yönde bir araştırması vardı. Hatta “Kayıp Kıta Mu” ile ilgili de bağlantı olduğu düşünüldü.

İnsan var olduğu zamandan beri bir şeylere inanmıştır ve en ilkel anlamı ile bu inanışların dayandığı farklı nedenler olabilir. Ancak inanış, inanç ve din kavramlarını birbirinden ayırmak ve dikkatli kullanmak, bunun için de insanın var olmaya başladığı zamana kadar gitmek ve o günden bugüne gelirken gelişmeleri ve değişimleri incelemek, bunu yaparken de “Türk nedir?”, “Türk ırkı nerede ortaya çıkmıştır?” sorularını sormak ve cevaplarını aramak gerekir diye düşünüyorum. 

Tüm bunları bir araya getirdiğimiz zaman da karşımıza Türkistan coğrafyası çıkmaktadır. Burada ortaya çıkan kültür ise bugünden 45.000 yıl öncesine kadar uzanmaktadır. Daha sonra da buradan önce Mezopotamya, sonra Anadolu ve daha sonra da Avrupa’ya yayılmış gibi gözükmektedir. Bununla ilgili bilimsel çalışmalar ve ciddi kanıtlar söz konusudur. 

Toplum olgusunun, buna bağlı kültürün, bu kültürün içinde yer alan “öteki dünya” inanışının, bu inanışın devamında bir “yüce varlık” esaslı inancının ve de Neolitik Dönem sonrasında Mezopotamya’da bu inancın sistematik hale gelerek bugün “din” dediğimiz olgunun ortaya çıktığına dair izleri sürebilmekteyiz.

Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK ’ün çalışmalarında bahsetmemiz gerekirse; O, kendisine hep şu soruyu sormuştur; “Anadolu’ya Orta Asya’dan (Türkistan’dan) geldik, bunu biliyoruz. Ama Orta Asya’ya (Türkistan’a) nereden geldik?” Bu sorunun cevabını bulmak içinde Türk Tarih Tezini geliştirmiş, yurt dışına insanlar göndererek onlara araştırma görevleri vermiş, bilim insanlarının bu konulardaki araştırmalarını incelemiş ve onlarla konuyu tartışmış ve bu kapsamda Türk Tarih Kongrelerini düzenlemiştir. Ancak başlattığı birçok çalışma gibi bu da O’nun ölümünden sonra layığı ile devam ettirilmeyen bir çalışma olarak kalmıştır. Bugün bu kongreler hala yapılmaktadır ancak içeriği farklılaşmıştır. Özet olarak ifade etmem gerekirse Türk Tarih Tezi ile Mu kıtası arasında bir bağlantı söz konusu değildir.

Peki Göbeklitepe. Ben 2007 yılında ziyaret etmiştim en son. Şu ana kadar bulunan en eski tapınak olma özelliğini koruyor hala. Bana her zaman son derece gizemli gelmiştir. Sİzin de ilk kitabınız “Her Yönü İle Göbekli Tepe” Çok değerli bir çalışma olduğuna eminim. Okuyucularımız illaki satın almak isteyecektir ancak siz bize kitabınızdan bahsederseniz çok daha güzel olacak.

Biraz önce de vurguladığım gibi ilk kitabım olan “Her Yönü İle Göbekli Tepe”, Göbekli Tepe’nin büyük oranda bedenini anlatır. Yani orada bulunan yapıların özellikleri, dikilitaşların üzerindeki hayvan kabartmaları ve diğer şekillerin yorumlanması, bu konuda ileri sürülen farklı tezler ve Göbekli Tepe kazı alanından çalınan heykel gibi daha somut konuları içerir. 

Biraz da ikinci kitaba geçiş aşaması oluşturacak şekilde Göbekli Tepe’de Kamların varlığı ve Kamlık uygulamaları ile Türk kültürünü oluşturan “kült”lerin izlerini sürer ve Türkistan coğrafyasından Anadolu’ya uzanan kültürel sürekliliği kaya resimleri ve tamgalar üzerinden kanıtlar.  

Göbekli Tepe’yi; televizyonlarda anlatılanlardan, yerli ve yabancı kişilerin yayımladıkları videolarda bahsedilenlerden klişeleşmiş ve “kurgu tarih” yazıcılarının tezleri ile değil, bu toprakların sahibi olan bizlerin kültürü ve inancı ile gezmek isteyenler için kitabımı tavsiye ederim. 

Her Yönüyle Göbekli Tepe - Türklerin Kadim İnancı
Bundan sonra ki çalışmalarınız hakkında bilgi alabilir miyiz? Biliyorum ki araştırmalarınız devam ediyor. Yeni bir kitap var mı?

Kültür ve Turizm Bakanlığı’na yaptığım başvurular sonucunda, Göbekli Tepe’de bulunan arşivleri inceleme izni aldım. Bildiğim kadarı ile bu, Türkiye’de bir araştırmacıya resmi kazı arşivlerini incelemesi için verilen ilk izindir. Bakanlık tarafından gönderilen resmi yazıda yer aldığı şekli ile, Covid 19 salgını için alınan tedbirler sona erdikten sonra yapılacak bir planlama kapsamında Şanlıurfa’ya giderek bu belgeleri ve bilgileri inceleyeceğim. İnceleme sonuçlarını da okuyucularım ve sosyal medyadaki takipçilerim ile paylaşacağım. Bu benim için heyecan verici bir çalışma olacak. 

Ayrıca Ulu Önder ATATÜRK ’ün “Türkistan’a nereden geldik?” sorusunu hareket noktası olarak kabul ederek, Türkistan coğrafyasındaki toplumsal ve kültürel oluşumunu yaşamın başlangıcından ele almak ve oradan Göbekli Tepe’ye gelmek için bir uğraş içerisindeyim. Bu çalışmada çok ilginç ve tatmin edici vargılara ulaşmak bana inanılmaz bir keyif ve mutluluk veriyor. Bu duygularla yeni çalışmama devam ediyorum. Sanırım bitince üçüncü kitabım olarak okuyucularımın beğenisine sunabilirim.

Seminerleriniz hakkında bilgi alabilir miyiz? Sürekli seminer ya da eğitim vermek ile ilgili planlarınız olabilir mi?

Covid 19 salgını öncesinde gerek katıldığım kitap fuarlarında ve gerekse Türkiye’nin birçok yerinde, sosyal toplulukların ve Sivil Toplum Kuruluşlarının organizasyonunda konferanslar verdim. Umuyorum Covid 19 salgını ve bu salgını önlemek için alınan tedbirler sona erdikten sonra konferansların devam edecektir.

Salgın sürecinde de gelen talepler doğrultusunda gerek Göbekli Tepe ve gerekse inanç konularında sanal konferanslar vermekteyim.

Gerek bu süreçte sanal olarak ve gerekse salgın bittikten sonra örgün olarak konferans teklifi gelmesi halinde, Türkiye’mizin  neresinde olursa olsun bilgilerimi ilgi gösteren kişilerle paylaşmaktan mutluluk duyacağımı ifade etmek isterim. 

Mehmet Bey; bu keyifli sohbet ve birikiyorum ailesine kattığınız değerler için çok teşekkür ederim. Çalışmalarınız için sizleri yürekten tebrik ediyor ve başarılarınızın daim olmasını diliyoruz. 

Kitaplarınızın, konferanslarınızın takipçisi olacağız. 

– Ben teşekkür ederim. 

İletişim İçin

Yazarımıza, kendisine ait sosyal medya hesapları üzerinden veya e-mail ile ulaşabilir, sosyal medya hesaplarını takip ederek paylaşımlarından haberdar olabilirsiniz.

^

Sosyal Medya Hesapları

^

E-Posta Hesapları

  • kyelken@hotmail.com
  • kyelken1965@gmail.com
ilknurtv

Hazırlayan | ilknur.tv

Efdal ve İlker'in annesi, Kerim'in kıymetlisi 1998 yılından bu yana "Kurumsal Hayat"ta yönetiyor ve organize ediyor. Sosyal Farkındalık ve Sorumluluk için, her alanda, "sanatla" çaba sarf ettiğini düşünüp; BiRiKiYOR

İlgili Yazılar

İlgili

Facebook Yorumları

Yazar hakkında

ilknur.tv

Efdal ve İlker'in annesi, Kerim'in kıymetlisi 1998 yılından bu yana "Kurumsal Hayat"ta yönetiyor ve organize ediyor. Sosyal Farkındalık ve Sorumluluk için, her alanda, "sanatla" çaba sarf ettiğini düşünüp; BiRiKiYOR

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Share This