Çeşme

Çeşme plajlarındayız bugün. Ünlülerin çokça akın ettiği ilçeyi gözde beldeleri, güzel plajları ve hatta çok bilinmeyen tarihiyle gezi-yorum

Figen DEMİRTAŞ
Figen DEMİRTAŞ Tüm Haberleri
Çeşme
Çeşme
+8
Haber albümü için resme tıklayın

Çeşme plajlarındayız bugün. Perşembe yazılarında genellikle doğa, çevre gibi konular üzerine yazıyordum. Gezi yazılarına bir süredir ara vermiştim. Bu en sıcak yaz günlerinde bu konulara bir ara verip ünlülerin akın ettiği bu güzel ilçedeyiz.

Tahmini okuma süresi 12 dakika

Alaçatı’sı pek meşhur. Plajlarında yakalanan yakalana. Ama sadece plajdan ibaret değil. Biz bugün her yönüyle değerlendirelim. Mesela benim en sevdiğim yer Ildır’dır. ?

Haydi hazırsanız hep beraber gezelim.

Çeşme hakkında…

Bildiğiniz gibi İzmir’in ilçesi. Doğusunda Urla ve kalan tüm yönleri de Ege Denizi. Tam karşısında ise Sakız Adası var. 25 mahallesi var.

Biraz da tarihine bakalım. Tarihi milattan öncelere dayanıyor Çeşme’nin. Kenti Erythrai (Ildırı) adıyla Giritliler kurmuşlar. Kent sırasıyla Lidya, Pers, Bergama Krallığı, Roma ve Bizans egemenlikleri altında kalmış. 11. yüzyıl sonlarında Çaka Bey ile Türk egemenliği altına girmiş ve 14. yüzyılda da Osmanlı egemenliği altına girmiş.

Bu güzel ilçe hakkında bilmeniz gerekenleri burada bulabilirsiniz. Çeşme tam bir festivaller bölgesi, hepsini yeri geldikçe anlatacağım.

Haydi gezelim.

Çeşme’yi sadece Ilıca plajından ya da Alaçatı’nın dar sokaklarından ibaret sanıyorsanız çok yanılıyorsunuz. Enine boyuna mahalle mahalle gezip görmeniz gerekenleri sıralayalım.

En sevdiğim Ildırı

Dedim ya benim en sevdiğim yer. Çok bozulmamış. Kentin en eski bölgesi. Çok insan bilmese de kendine ait bir müdavim misafiri var. Öyle süslü butik otelleri, beş yıldızlı tesisleri çok yok. Daha çok pansiyonlarda konaklayabilirsiniz.

Halkı hala balıkçılık yapıyor. Bu yüzden de salaş balık restoranları var.

Taşı toprağı tarih. Zaten tarihi taa Tunç Devri’nden geliyor günümüze. İşte tam burada tarihi yerlerinden bahsedelim.

Erythrai Antik Kenti

“Dünya’da görülebilir en güzel günbatımı Erythrai’dadır”

Platon

Evet, Platon böyle demiş. Gerçekten de öyle. Sadece gün batımı değil tabii ki, karşıdaki adalar ve Ildırı köyü manzarası da muhteşemdir.

İsmini Yunanca’da “Kırmızı” anlamına gelen Erythros‘tan almış. Toprağın kırmızı renginden dolayı “Kızıl Kent” olarak anmışlar. Bir başka görüş de şöyle; kent adını ilk kurucusu Giritli Rhadamanthes’in oğlu Erythro’tan almış. Her ikisi de mümkün ama önemli değil. Adını nereden aldığından çok günümüze ulaşmış olması önemli.

Ve bu antik kent için ilk kazı çalışmalarını 1964-1982 yılları arasında Ankara Üniversitesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyelerinden Prof. Ekrem Akurgal yapmış. Sonrasında da 2007 yılından itibaren Doç. Dr. Ayşe Gül Akalın Orbay sürdürüyor çalışmaları.

Önce antik tiyatro gün yüzüne çıktı. Bu antik tiyatronun tarihi MÖ 3.yüzyıl sonraları. Arkeologlar Akropolün en yüksek düzlüğünde ise Athena tapınağına ait kalıntılar buldu. Ayrıca şehrin etrafını saran surlar ve yine en tepede çok iyi durumda olmayan bir de kilise var. Ve bu bölgede bulunanlar şu an Çeşme’deki müzede sergileniyor.

Ildırı Kültür Sanat Festivali

Tarihi Ağustos ayının sonu. Hem Erytrai Antik Kenti’ni anlatmak, bu tarih hakkında bir farkındalık yaratmak hem de Ildırı’yı doğal güzellikleri ve eşsiz lezzetleri ile tanıtmak festivalin amacı. Enginar ve balık olmazsa olmazı.

Festival boyunca bölge insanlarının el emeği ürünlerini satın alabilir, konser ve tiyatro gösterini izleyebilirsiniz.

Popüler Alaçatı

Alaçatı Çeşme’nin hatta İzmir’in, Ege’nin en popüler alanlarından biri. Herkes başka başka şeylerden şikayetçi ama yine de herkes orada olmak istiyor. Ben de mesela kalabalıklığından şikayetçiyim! Yine de o begonvillerin sardığı cumbalı taş evler, kıvrıla kıvrıla uzanan dar sokaklar insanı masaldaymış gibi bir havaya sokuyor. Beni de içine çekmiştir o labirente benzeyen sokaklar.

Taş evlerin çoğu 19. yüzyıldan kalma. O dönemde adı “Alatzata”ydı. ve yaşayanların çok büyük bir çoğunluğu Rum’du. Yani bu evlerin çoğu Rumlardan kalma. Ama şükürler olsun ki yeni yapılan evler de bu eski taş evlere benzer bir mimari ile yapılıyor.

Yanyana uzanan şık restoranlar özellikle mezeciler, barlar, hemen yanlarında takı tokacılar, el sanatları ve yöresel lezzet dükkanları… Kendinizi hepsine bakmaktan alıkoyamıyorsunuz.

Konaklama genellikle köy içindeki taş evlerden dönüşmüş butik otellerde. Bunun dışında limanda ve sörf bölgesinde de oteller var. Ama köy içindeki bir restoranda akşam yemeğinizi yiyip yürüyerek otelinize ulaşmak daha cazip arabayla başka bir yere gitmekten.

Yeme içme için de dediğim gibi seçenek çok fazla. Ama sakızlı kahve içmeden, sakızlı muhallebi, kurabiye, dondurma ve sütlü tatlılardan yemeden sakın dönmeyin.

Çevrede güzel beach clublar da var. Ve tabii ki sörf. Sörf için hem yerli hem yapancı çok fazla turisti kendine çekiyor Alaçatı.

Ve rüzgar gülleri… Eskiden yirmi kadar yel değirmeni varmış bölgede. Şu an 10 tanesinin zamana direnebildiğini görüyoruz.

Tüm bu yazdıklarımızdan sonra şunu söyleyebilirim ki; fotoğraf makinenizi sakın unutmayın. Bol bol fotoğraf çekip, sosyal medyada paylaşabilirsiniz.

Ve Ot Festivali

2010 yılında başlamış bu festival. Çünkü Çeşme sezonu aslında kısa. Turizmi kalkındırmak amacıyla Nisan ayında düzenleniyor bu festival.

Ege otlarını Dünyaya ve Türkiye’ye tanıtmak festivalin amacı. Çeşme’nin meşhur enginarı, şevketi bostan, cibes otu, arapsaçı, turp otu, deniz börülcesi ve kekik gibi onlarca otu festivalde bulabilirsiniz.

Otlar, otlarla yapılan yemekler, söyleşiler, geziler, konserler, yarışmalar var festivalin içinde.

Ilıca muhteşem mavi

Upuzun bembeyaz kumlu bir sahil düşünün. Yaklaşık 2 km. Deniz açık mavi. Git git derinleşmiyor. Burada halk plajı var sadece. Yani havlusunu kumlara serbestçe seren tonton yaşlılarla, kumdan kale yapan çocuklar bir arada.

Ayrıca sahil şeridi boyunca uzanan geniş bahçeler içindeki tek katlı evler de ayrı bir özellik katıyor bölgeye.

Güzel konaklama seçeneklerinin dışında termal turizm ile de ön plana çıkmış bir bölgedir burası.

Yıldızburbu’nu özellikle akşam yemeği ve sonrasında bir şeyler içmek için tercih edebilirsiniz.

Siteler bölgesi, Paşalimanı

Özellikle yazlık sitelerin çok olduğu bir yer burası. Zaten Çeşme eskiden İzmirlilerin haftasonu kaçtığı bir yazlık bölgeydi. Şimdi de popüler bir kaç beach cluba ev sahipliği yapıyor. Buralarda fotoğraf paylaşmak, belki de ünlülerle karşılaşmak istiyorsanız eğer bu kalabalığa ve pahalılığa katlanmayı tercih edebilirsiniz. Bana hiç uygun değil ?

Şifne ve Reisdere

Ildırı’ya giderken batınızda kalıyor. Termal tesisleri ve yine yeni yeni artan clublarıyla şu sıralar gözde bölgelerden.

Ve söylemeden geçemeyeceğim, çok güzel balık restoranları var. Bir akşam yemeğini mutlaka burada bir yerde yiyin.

Ve devamında Reisdere geliyor. Eski bir köy aslında. Yine Çeşme popüler hale geldikçe bu bölgede de yeni yerler açılıyor. Bir de festivale ev sahipliği yapıyor.

UçurtmaFestivali

Almanya, İtalya, Fransa, Belçika ve Endonezya’dan profesyonel uçurtmacılar geliyor. Gökyüzünde görsel bir şölen başlıyor. Bu festivalden bir gün önce de profesyonel uçurtmacılar çocuklara, gençlere uçurtma yapmayı öğretiyor. Bol eğlence ve aynı zamanda spor var bu festivalde.

Germiyan Köyü

Çeşme’nin iç kısmında yer alan bu köy bölgenin tek Türkmen köyü. Bu köyü bir televizyon dizisinden de hatırlayacaksınız; Fatmagül’ün Suçu Ne?

Aynı zamanda bu köy Slow Food akımına ev sahipliği yapan Türkiye’deki ilk yer. “Slow Food nedir?” derseniz de buradan okuyup öğrenebilirsiniz. Zaten şimdi yazacağım lezzetlerle ne olduğu anlayacaksınız.

Ekşi mayalı ekmeği çok meşhur. Eğer bu köye uğrarsanız buraya özgü kopanisti peynirini, damat lokumunu, pirinçli mantıyı, bazinayı ve hurma zeytinini de mutlaka deneyin.

Germiyan Ekmek Festivali

Sergiden söyleşiye, atölyeden konsere bir çok programa ev sahipliği yapıyor festival. Festivalde yerel üreticiler, ürünlerini ve yerel lezzetlerini sergiliyor. Bölgeye has geleneksel tatlar görücüye çıkıyor. En İyi Ekmek Yarışması da festivale renk katıyor.

Dalyan ve Aya Yorgi

Çeşme’nin en kuzeyinde. Halk plajlarıyla meşhurken Aya Yorgi’deki süt liman, berrak ve turkuaz renkteki koyun popüler hale gelmesiyle daha bir bilinir oldu.

Gündüz birer plajken gece eğlence mekanlarına dönüşen tesisleriyle dolup taşıyor bu güzel bölge. Ama dediğim gibi haddinden fazla popüler hale gelmesi hem kalabalık hem pahalı olmasına yol açıyor. Tercih meselesi.

Dalyan Aşk Festivali

Dedim ya bu küçücük ilçe bir çok festivale ev sahipliği yapıyor. Bu da onlardan biri. Aşk Festivalinde konserler, tiyatro ve dans gösterileri, şiir dinletileri, el işi ürünlerin satıldığı alışveriş stantları, yöresel lezzetler gibi etkinlikler var.

Ovacık ve Deliklikoy

Ovacık da Çeşme’nin en güney ucunda. Yolu biraz bozuk ve merkeze de biraz uzak. Bu yüzden yakın zamana kadar çok tanınmıyordu. Ta ki Deliklikoy popüler bir yüzme alanı olarak öne çıkana kadar. Şimdi yine beachleri ile meşhur.

Deliklikoy ilçenin genelindeki kumsal plajlara pek benzemiyor. Beyaz kayalardan oluşan güzelliği ile hem sosyal medya hem de düğün fotoğrafları için eşsiz. Konaklama yok bu çevrede ve çocuklu ailelere pek uygun değil. Aklınızda olsun.

Aynı zamanda toprağın yapısı nedeniyle şarapçılık yapılıyor yani gezmek isteyeceğiniz üzüm bağları var bu çevrede.

Dediğimiz gibi bu bölge bağ, bahçe dolu. Aynı zamanda hayvancılık da yapılıyor. İşte bu yüzden de burada da bir festival var.

Ovacık Tarım ve Sakız Koyunu Festivali

Karakteristik bir tür olan sakız koyununu yaşatmak ve yetiştirici sayısını artırmak ve endemik türler olan kavun, sakız ağacı, beyaz soğan, karakılçık buğdayı, kekik ve lavantayı da korumak ve yaşatmak amaçları.

Çiftlikköy, Altınkum ve Çeşmeköy

Buralardan da kısa kısa bahsedelim. Çiftlikköy kerevitçileriyle meşhur. Altınkum ise altın rengi kumsalından almış ismini. Birbirlerine 10 dk mesafedeler.

Çeşmeköy’de ilçenin göbeğinde. Gastronomi açısından da çocuklar için de yoga gibi aktiviteler için de imkan sağlayan bir bölge burası da.

Altınkum, Çeşme
Çiftlikköy, Çeşme
Çeşme merkezi

Çeşme merkezi biraz daha çarşı görünümünde. Popüler mekanların kalabalığından ve tabii ki pahalılığından kaçabilmek, bir nefes alabilmek için bir seçenek. Kısıtlı zamanda ille de görülmesi gerekmeyebilir. Yine de Osmanlı döneminden kalan eserleri ve müzesi görülmeye değer. Ayrıca liman bölgesinde bir mola vermek de hoşunuza gidebilir.

Çeşme Kalesi‘ni 2. Beyazıt 1508 yaptırmış. Dikdörtgen şeklindeki kalenin, 6 kulesi ve üç yanındaki hendekleri ile muhteşem bir görüntüsü var. Aslında denize sıfırmış ama zaman içerisinde denizin doldurulmasıyla daha içeride kalmış. Ve kale Uluslararası Çeşme Müzik Yarışması ve festivale ev sahipliği yapıyor. Ve yine 45 odalı bir otel olarak hizmet veren Kervansaray da Osmanlı mimarisi. 1528 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından yaptırılmış. Pargalı İbrahim Paşa tarafından yaptırılan Parga Hamamı da görülmesi gereken tarihi eserlerden. Ayrıca bir de kilise var; Aya Haralambos Kilisesi. Bu heybetli yapı 1830 yılında Rumlar tarafından inşa edilmiş.

Çeşme Müzesi pazartesi hariç her gün açık sabah 08:30 ile 17:00 saatleri arasında. Özellikle Erytrai Antik Kenti ve diğer bölgelerden çıkan eserlere ev sahipliği yapıyor.

Bitirirken…

Sosyal medyanızda bol bol fotoğraflarla “ben de Çeşme’deyim” diyebileceksiniz bu gezinin sonunda. Gecelere akacaksınız, bolca eğleneceksiniz. Ildırı’da gün batımı izleyip, tarihin içinde bulacaksınız kendinizi. Yöresel, mis kokulu ürünlerin tadına varacaksınız gönlünüzce.

Tatilinizi planlarken bir kaç gün daha bırakırsanız kendinize çevreyi de gezebilirsiniz. Örneğin Sakız Adası tam karşıda sizi bekliyor. Ya da tatil dönüşü Urla’daki bağlara uğrayabilirsiniz. Bir başka seçenek de Sığacık, Seferihisar. Sakinliğin, dinginliğin keyfini çıkarabilirsiniz.

Tekrar hatırlatmak istiyorum. Lütfen gittiğiniz yeri bulduğunuz gibi bırakın. Hatta bulduğunuzdan da iyi bırakabilirsiniz.

O zaman son söz olarak diyelim ki; mutlu tatiller.

#mutlutatiller #iyitatiller #Çeşme #Alaçatı #Ildırı

18 Ağu 2022 - 11:30 - GeziYorum

Mahreç  Figen Demirtaş


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Birikiyorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Birikiyorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Birikiyorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Birikiyorum değil haberi geçen ajanstır.