Hayır diyebilmeyi öğrenmek lazım artık. Kime, nasıl, neden? Her daim "evet" demek ne kadar zarar verebilir. Kararlı olup öyle de durmak lazım.

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

Hayır diyebilmek bir öğreti son zamanlarda. Hayat o kadar hızlı akıyor ve biz o kadar az kıymetini biliyoruz ki yaşadığımız anların. Ve bu akıp giden anların ardından bakakalıyoruz sadece. Önümüze konan her engeli onaylayarak kabul ettiğimiz için de kaçıp gidiyorlar ellerimizden. O halde ne yapmalı da yakalaya bilmeli akıp giden zamanı.

Ve nasıl, kime, ne zaman, niçin kullanmalı? Bu gün paylaşmak istediğim bu konu sizlerle. “Hayat Bir Okuldur Aslında, Biliyor musunuz?” isimli yazımdan bu yana neleri öğrenebiliriz hala diye kafa yoruyorum. Hala çok geç değil bunu da öğrenmek için.

Kelime olarak “HAYIR”

Türk Dil Kurumu sözlüğüne bakarsak eğer karşımıza şu şekilde çıkıyor anlamları:

1. edat. `Yok, öyle değil, olmaz` anlamlarında onamama, inkâr bildiren bir söz.     

2. edat. Olumsuz cümlelerde anlamı pekiştiren bir söz.
     

Arapça “ḫayr”

1. isim. İyilik, karşılık beklenmeden yapılan yardım.

2. sıfat. İyi, hayırlı, yararlı, faydalı.
     

İşte günlük dilimizde çok sık kullandığımız kelimenin anlamları böyle. Neden yazdım anlamlarını, biliyor musunuz? Çünkü “hayır” demek “hayrı”nıza olabilir. Bunu aklınızdan çıkarmayın hiçbir zaman.

Hayır Diyebilme Sanatı

Bence kesinlikle bir sanat! Düşünsenize bazen içimizdeki sevgi ihtiyacından, bazense kimseleri kırmamak adına asla “olmaz” diyemeyiz. Sanki “bugün olmaz” dersek sevilmeyecekmişiz gibi gelir. Ya da “ya küserlerse” diye korkarız. Halbuki istemiyorsak herhangi bir şeyi sadece istemiyoruzdur. “Yok” demeyi hayatımıza yerleştirebilmek, yerli yerinde incitmeden kullanabilmek kısmı işte asıl sanat olan kısmı.

Diğer taraftan o kadar çok “evet” diyoruz ki, karşımızda bir tek kişinin “yok, olmaz” demesini kaldıramaz oluruz. Düşünün, hatıraları karıştırın bir, bu söylediğime onlarca örnek bulacaksınız. En basitinden her zaman size gelen bir arkadaşınız bir günlüğüne gitmek istediğinizde kabul etmez. Ve olan olur hemen çekiliriz kabuğumuza. Halbuki belki de gerçekten bir işi vardır, önemlidir onun için. Ama biz o kadar çok vericiyiz ki o da “evet” demelidir. Böylece başka insanları da borçlu ya da mecbur hale getiririz farkında olmadan. İşte bu sebepten de sanattır “yok, olmaz” diyebilmek.

Bu arada tam da bu başlık bir kitabın da adı. İncelemek isterseniz işte burada. Bu konu üzerine yüzlerce kitap var aslında. Ama bu da önerilerimden biri olacak; “Hayır Demeyi Bilmek“.

Sanat olarak sözün özü; iletişim bir sanatsa eğer kesinlikle reddetmek de bu sanata dair bir durum.

—–==0==—–

Kendimiz Olmak İçin Hayır!

Reddedemediğimiz istekler yüzünden gerçek duygularımızı ortaya çıkaramayız. Ve böylece başkalarını suçlamaya başlarız. Sonuç olarak da başkalarına güç vermiş oluruz, kendimizi güçsüz bırakmak pahasına.

Halbuki demek lazım özgürce, kolayca…

Bu seni asla mutlu etmeyecekse.

İstenen şey içinden gelmiyorsa.

Enerjini emip tüketiyorsa, seni durmadan aşağıya doğru çekiyorsa.

Ve en önemlisi zamanını çalıyorsa.

Sana saygı duymuyorsa.

Eğer senin doğrularına uymuyorsa.

Hayır de! 

 

Hayır Demek Bir Tavırdır.

Bir duruştur aslında bu. Reddetmek anlamı taşır. Size sunulan şeyi istemediğinizi ortaya koyar. Ya da kabul etmiyorsunuzdur. İstemiyorsunuzdur. O şey her neyse yapamayacaksınızdır. Hele ki size yapılan davranışı onaylamıyorsunuzdur. Ama tüm bu isteksizlik ve karşı koyuşa rağmen “hayır” demediğinizde bu istekler artarak gelmeye devam edecektir. Ta ki siz bu tavrı gösteremediğiniz için sizi tüketene kadar devam edecektir.

Gerek var mı bu tükenişe? Deyin gitsin. İstemediğinizi söyleyin işte. Bir yerden başlayın öğrenmeye.

Kime Gösterelim Bu Tavrı?

Hayatınızdaki kişileri düşünün. En yakınınızdan en uzağınıza kadar hepsini… Arada bir uğrayıp hayatınızın içinden geçenler de gelsin aklınıza, hiç çıkartamadıklarınız da. Kimler onlar? Çocuklarınız, eşiniz, ebeveynleriniz, dostlarınız, komşularınız, çocukluk ya da iş arkadaşlarınız… Geldi mi gözünüz önüne onlar? Evet tam da onlardan bahsedeceğim şimdi size.

Bazıları vardır ki sadece işleri düştüğünde ararlar. Bir bakmışsınız geçen onca zamana rağmen bir “merhaba” çok görülmüş ama dertler sıralanmıştır uzayan listeler halinde. İşte onlara cevap vermeyin.

Senin çabanı, enerjini verdiğin işleri küçümserler bazıları da. Ama gün gelir çıkarları sizin yanınızda olmasını gerektirir. Siz bilirsiniz bunca kelamdan sonra söylenecek sözü.

Haa bazıları da yapacak başka bir şey bulamazlar. Hayat sıkıcı gelir, biraz oyalanmak isterler. O zaman gelirsiniz akıllarına. “Bunca zaman böyle şeyler oldu, neredeydin” diye soracak olursunuz ama beyhudedir.

Hep kendini önemseyen insanlar hiç mi yok çevrenizde? Sadece onların derdi en büyük, hastalığı en dertli olandır. Antidepresan İlaçlar ve Hastalık Hastası Dostlar yazımı bir hatırlayın. İşte onlara da gösterin bu “hayır” deme tavrınızı.

Bir de dedikoducular var ki… Zaten demiştim size o insanlardan koşarak uzaklaşın. Hem de çok uzaklara.

En Değerli Sizsiniz!

Valla dostlar çok yakında yarım yüzyıla üç yıl kadar yaklaşmış olacağım. Ve yaşadıklarımdan gördüğüm şey; siz kendinizi sevmez, değer vermezseniz kimse size bunu vermeyecek. Sevginizi sonsuz boyutta verin ama ne olur “hayır” demeyi de bilin. Bilmiyorsanız öğrenin. Bu sözlerim sadece size değil kendime en çok. Yoksa ne haddime bu satırlar aracılığı ile ahkam kesmek.

 

Hiçbir şey için kendimizi suçlamayacağımız bir hayat yaşayalım.

Duygularımızı korkmadan, içimize bastırmadan söyleyelim, gitsin.

Madem en değerli biziz, o zaman kendi isteklerimizi ertelemeyelim. 

Baştan da başlayabiliriz, korkmadan.

Geçmiş de gelecek de kaygı yaratıyor, şimdi de kalmaya çalışalım. 

En önemlisi sağlığımız. Onu hiçbir şey için asla ötelemeyelim.

 

“Hayır” demek inanın çok da zor değil. Bir yerinden başlayın, emin olun hala sevileceksiniz ve kabul edileceksiniz. Unutmayın belki de bu sizin hayrınıza. Bu söz de kalsın kulağınızın bir köşesinde “herkesi memnun edemezsin!”. Asla! Sevebiliriz, hata yapabiliriz, fiziksel özelliklerimiz farklı olabilir, kendimize zaman ayırmak isteyebiliriz. Ya da zarar veren herhangi bir şeye son vermek isteyebiliriz. Reddedebiliriz yani. Önemli olan önce kendimize değer vermek. Hak ettiğimiz değeri verdiğimiz için de kimseden özür dileyecek değiliz. Değil mi?

Son olarak Cenk Sabuncuoğlu‘nun bir sözüyle veda ediyorum size.

“Bir ömür aradığın kendinsin. Bulduğunda değer ver…”

 

 

 

 

Facebook Yorumları