Cuma, Mayıs 27, 2022

Gündem Özel

Ana SayfaAdab-ı MuaşeretKadınİnsan Olma Hakkımıza Dokunmayın...
Önceki İçerikVe Kadın
Sonraki İçerikLeylek Göçü Başladı

İnsan Olma Hakkımıza Dokunmayın…

İnsan olma hakkı diye söze başlıyor Nalan Ağdaş. Derin, acı ve gerçek kesitlerle sarsıyor bizleri. Geçmiş, şimdi ve gelecek önerileriyle…


2 minutes


Yine 8 Mart

1857 yılında New York’ta bir tekstil fabrikasında haklarını aradıkları için yakılan kadınların anma günü. Sadece insan oldukları için, seslerini duyurmak istemişlerdi o kadınlar. On binlerce kadın işçinin haklarını aramak için grev başlattıkları günde, 129 kadının yakıldığı gün. İnsanlığın utanç duyacağı günlerden bir gün…

129 KADININ yanmasına göz yumulduğu gündür 8 Mart

Bugün yine 8 Mart, ancak 2000li yılların ilk çeyreğine neredeyse ulaşmış olmamıza rağmen, hala kadının insan olma hakkını konuşuyoruz. Dünya halâ, kadına yapılan şiddetin utanılası istatistiğini yapıyor. Evde, işte, hayatın her yerinde yazık ki kadın olduğu için yaşam mücadelesi veren kadınlar var. En gelişmişinden en geri kalan ülkesine bakıldığında kadın hala hakkını aramakla uğraşıyor. Belki de bu hak arayışı hiç bitmeyecek. Nasıl bitsin ki bu zihniyetler değişmedikçe.

Türk Kadını nereden nereye gelmiş?

Uluslararası kuruluşların verilerine göre Türkiye, cinsel ayrımcılık, şiddet ve kadın cinayetlerinde listenin başında yer alıyor.  İstatistiklere göre Türkiye’de kadınların yüzde 38’i şiddet mağduru.   

Insan-Olma-Hakki-ve-ilk-kadin-hukumdar

Oysa, İslamiyet öncesinde Türklerde kadın neredeyse erkekle eşit durumdadır. Ülkesini idare eden Hakan’la birlikte ülkenin yönetiminde söz sahibidir kadın. Evin idaresi kadına aittir. Çocuk çok değerlidir, bu nedenle çocuğu olan kadına sevgi artar. Radloff’a göre erkeğin kadına dayak atması Türklerde duyulmamış bir olaydır

Altaylarda kadın ve erkek arasındaki konuşma ve görüşme tamamıyla serbesttir. Genç erkekler kız ve kadınlarla konuşurken, kadın yüzünü örtmeyi düşünmez” (Nirun, 1994: 23, 24). Buna göre kadın özel aile yaşamında, sosyal hayatta hatta siyasi platformda bile erkeğin gerisinde, toplumdan izole değildir. Hayatın içerisinde, erkekle birlikte ve toplum nezdinde görünür bir bireydir. İslam öncesi Türklerde toplumsal cinsiyet ayrımı genel ve büyük bir sorun olacak denli derinleşmemiştir. (Toplumsal Cinsiyet Olgusu ve Türkiye’de Kadınlık)

İslamiyet sonrası, Türk Kadını, Arap ve İran kültürlerinin etkisiyle katı yaşam şartlarına maruz kalmış, neredeyse sahip olduğu tüm özgürlükleri elinden alınmıştır. Cumhuriyet’imizin ilanıyla birlikte, Türk Kadınına kanunlarla yeniden erkekle eşitlik haklarını kazanmaları sağlanmıştır.

Ya Çocuklar

Eşitliğin doruğundaki Türk kadınının şimdilerde böylesi şiddet mağduru olması ne içler acısı. Yazık ki her yeni günde yeni bir vahşetle karşı karşıyayız. Fiziksel şiddetin yanında, psikolojik şiddet, cinsel taciz, tecavüz haberlerini duymaktan erkekler adına artık biz utanıyoruz.

Erkek egosu karşısında kadına yapılan baskının bedelini yazık ki çocuklar da ödüyor. Gözleri önünde öldürülen annelerinin acısıyla büyüyen çocukların acısını dindirmek ne mümkün! Ya annelerinin dövülmesine engel olmaya çalışan o zavallı biçare çocukların sırf annelerini korumak isterken yedikleri dayaklar? Onların acılarını, yaşadıkları travmaları nasıl dindirebilirsiniz sorumsuz, cani babalar. Onlar sizin evlatlarınız. Anneleri mutsuz olduğunda, evlatların hayatta başarılı olabilmesi mümkün olur mu?

Cahilliğin bedelini kadınlar ve çocuklar ödüyor.

Kadın çocuğun cinsiyetinin belirlenmesinde etkisiz olmasına karşın, kız doğurduğu için suçlanır. Oysa, çocuğun cinsiyetini erkekten gelen sperm belirler. Babanın soyadını sürdürecek bir erkek çocuk doğması birçok ailenin gizli ya da aşikâr isteğidir. Sonra başlar baskılar. Bir çoğunuz duymuşsunuzdur “bir erkek torun veremedi” sözünü. Ailenin eğitimi ya da parası olsun ya da olmasın içten içe bir erkek evlat özlemi mutlaka vardır ülkemizde. Böylesi cahilce konular yüzünden nice kadınların hayatları cehenneme dönüyor.

Bir erkekle eşit hakka sahip olmak özel hakka sahip olmak değildir. Tüm dünyada hala kadınlar çocuklara ve eve bakmak konusunda eşit haklara sahip olma sorunuyla başa çıkmaya çalışmaktadırlar. İnsan olmanın en büyük sorumluluğunu yalnızca kadınların omuzuna atılması ne kadar adil olabilir ki?

Eğitim ve adil, adaletli çözümlerle kolaylıkla çözülebilecek sorunlar çözümsüz hale gelmiş üstelik derin acılar yaşatmaya devam ediyor.

Kız Çocuğu

Aydın bir babanın kızıydım. Hiçbir zaman eğitimim engellenmedi, saçma sapan baskılarla yetiştirilmedim. Babamın değerlisiydim, nazlısıydım, kızıydım ama insandım her şeyden önce. Bizim evimizde erkek kardeşim ve ben aynı haklara sahiptik. Sonradan gördüm kadına yapılan haksızlıkları ben.

Bir kadın, hiçbir zaman zavallı değildir. Hani ekmeğini taştan çıkarana erkek derler ya, asıl ekmeğini taştan çıkaran kadındır. Kadın isterse her şey olur. Aslında insan isterse her şey olur. Zaten bu konuda anlaşmış olsaydık bugün hala kadın hakları diye bir şeyden bahsetmezdik. Erkekler yalnızca doğuramaz ama isterlerse onlar da her şey olur. Ama her şey olmak işlerine gelmez bazılarının. Sevgi ve insanlık yoksunu erkek bozuntuları. İnsanlıktan nasibini almamış ancak “erkek” adını almış bu türler yok olmadıkça bu ülke bu sıralamada daha çok kalır.

Sürekli kontrol altında tutulan kız çocuğu yanında, sınırsız özgürlüğe sahip erkek çocuğu yetiştirilmesinin sonucudur bunca acı.

Şişirilen erkek egosu karşısında bastırılan kadınlık sonucu acılar yaşanır.

En adil, en eğitimli ailelerde yetişmiş olsak dahi, hepimiz kadın olmanın zorluklarından bir yerlerde nasibimizi alırız. Hayatımızın bir yerlerinde o tokadı yemişizdir, susturulmak istenmiş, bastırılmışızdır. Bu ülkedeki erkek egosu karşısında kendimizi savunmak zorunda kalmışızdır. Hepimizin yaşamında bunlardan bir kesit vardır.

Kadın olmaktan asla utanmıyorum, aksine gurur duyuyorum. Ancak kadın olmanın bedelini her kadın mutlaka bir yerlerde ödemek zorunda kalmıştır bu ülkede. Tek suçumuz kadına yüklenen onca yükün üstesinden gelebildiğimizi göstermemizdir belki de. Bunun sonucunda egosu yerle bir olmuş “kendini erkek gibi hissedemeyen” zavallıların vahşetleri gazete manşetlerinden inmiyor.

Oysa ki kadın ve erkek olarak geldiğimiz bu dünyada hepimiz hayatın birer parçasıyız. Aynı fiziksel özelliklere sahip olmasak ta sonuçta insanız. Ve yazık ki, hala kadın haklarından bahsediyoruz. 8 Mart 1857’de 129 kadın işçinin yanmasını bugün yeniden anıyoruz. Oysa, hala dünyanın her bir köşesinde öldürülen kadınlar var ve sonu gelmiyor, konuşuyoruz. Üstelik Türk kadınının nereden geldiğini unutup her gün vahşice öldürülmelerini izliyoruz.

Neden onca acının üstüne yeni acılar ekleniyor, hala kadınların ölmelerini izliyoruz?

Haklarımız varken hakkımızı kullanmaya çalışmamız suç mudur?

Sözün Sonu

Evde eşinize, kızınıza kız kardeşinize, ablanıza, annenize her türlü çirkinliği yaşatıp dışarıda gösteriş yaparak kadın haklarını savunmayın. Egonuzu silin atın önce bir. Evet siz de erkeksiniz buna bir sözümüz yok. Bizden üstün falan değilsiniz. Bizim insan gibi yaşamamız da sizin erkekliğinizi silmez, yok etmez emin olun…

Çiçek, hediye, pırlanta almayın.

Korkusuzca mutlu yaşamak bir insanın en büyük hakkıdır. Bu hakkımıza saygı duyun yeter.

Yüreğinize gerçek sevgiyi ve saygıyı yerleştirin.

İnsan olun ve insan olma hakkımıza saldırmayın yeter…

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Nalan AĞDAŞ
Nalan AĞDAŞhttps://nalanagdas.blogspot.com/
"İsmimin inadına gülümsüyorum hayata!" Evlat, Anne, Bir de üniversiteli gençlerin (En sevilen) öğrenci işleri ablası.

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1910 Feriha Tevfik (112)
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

İndirim!

Bu Hafta Popüler

Her Şey Layığına Dönüşür

Her şey layığına dönüşür... Başta insana hakaret gibi gelse de, aslında ne kadar ders alınası bir söz. Yakışan mı! O moda için geçerli değil miydi?

Potin Satarım

Potin satarım, güzel Cumhuriyet kadını Adile'nin öyküsü. Avukat Adile Hanım'ın. Takılı kaldığı geçmişindeki çocuk Adile'nin desek daha mı doğru? Sizleri çok eskilere, çocukluğunuza götürecek bu hikayede belki de eksik parça sizdedir. Kim bilir?

Çanak Çömlek Oyunu

Çanak Çömlek yapmayı hiç denediniz mi? Henüz denemediyseniz, tarihi çanaklara 3 boyutlu olarak, yorumunuzu katmak nasıl hissettirirdi?
Nalan AĞDAŞ
Nalan AĞDAŞhttps://nalanagdas.blogspot.com/
"İsmimin inadına gülümsüyorum hayata!" Evlat, Anne, Bir de üniversiteli gençlerin (En sevilen) öğrenci işleri ablası.

İlgili Yazılar

Ve Kadın

Ve kadın. İşte yine 8 Mart geldi. Dünya Emekçi Kadınlar Günü. Bu kadar "kadın sorunu"nun içinde, gönüllerimizde doğru yerlere ulaşması niyetiyle

Kadınların Ağzından…

Kadınların ağzından dökülen cümleler var bugün, kendi günlerine dair. Umutlar, hayaller, gerçekler ve tabii ki dilekler var bu cümlelerde.

Hijyenik Ped Sorunu

Hijyenik ped sadece kadınlar için bir sorun değil elbette. Üretiminden, atıklarına ve hatta yüksek fiyatları nedeniyle ekonomik bir sorun.

Savaşa Hayır !

Savaşa hayır ! Elbette ve kesinlikle... Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk'ün dediği gibi "Yurtta sulh, cihanda sulh"