İş İnsanı mı İş’te İnsan mı?

İş’te insan. İş insanı kelimesi hayatımızda yeni yeni farkına vardığımız terimlerden. İş adamı, iş kadını söyleyiş itibari ile çok da şık durmuyordu gerçekten. İş insanı dediğimizde daha içi dolu bir kavram yaratıyor; en azından cinsiyetsiz. 

Ticaret ile uğraşan, esnaftan hallice; tacir, tüccar, işletmeciler anlaşılsa da benim bahsetmek istediğim;  iş’te insan kavramı. 

Kamu, özel, girişimci, çalışan, vasıflı vasıfsız, yönetici, yönetilen her ne pozisyonda olursak olalım iş’te insan kavramından…

Henüz otomatiğe dönüşmüş bir robot olmadığımız gerçeğini unutmamışsak; hepimizin içinde olduğu kavram. Hele gerçekten bir de hizmet sektöründe ve direk insanlarla iç içe bir iş yapıyorsak konu daha da dikkate değer, önemsenmesi gereken bir hale geliyor.

İş’te İnsan – Saygı 

Konu çok net: İşinize saygı duymuyorsanız o işi yapmayın.

Hele ki özellikle insanlara dokunan bir iş içindeyseniz işinize saygı duymadığınızda;  bu hizmet sunduğunuz insana da olumsuz etki edeceğinden fayda yerine zarardan başka bir şey elde etmezsiniz. Buda hak ettiğiniz! ücretten tutunda tüm kazanımlarınızın negatife dönüşmesini sağlar. Karşınızdaki insanı ve irtibat halindeki çevresini düşürdüğünüz durum da cabası.

Organizasyon Her şeydir.

Organizasyon yetkinliği olmadan iş yapmak sadece kaliteyi düşürür. Düşük kalite de hiç bir zaman varlık oluşturmaz. 

Diyelim ki saat 16:00 ya görüşme ayarladınız. Bir de toplam saatinden emin olmadığınız ve başladığınız zaman terk edemeyeceğiniz başka bir işiniz daha var. Ve o iş hayat memat meselesi. 

Bir tarafta randevusuna zamanında gelmiş üç insan (biri doksan yaşında yaşlı bir kadın, biri kucağında ufak bebek taşıyan işini bırakmış bir anne, biri dükkanını kapatmak zorunda kalmış; müşterileri hizmet bekleyen bir esnaf) saat dört randevusu için hazır. Toplamda en fazla on dakika içinde işlem bitecek ve bu insanlar hayatlarına kaldıkları yerden devam edecekler. 

Ama siz toplamda beş dakikanızı alacak bu hizmeti, hizmet saati belli olmayan o iş için ne kadar bekletebilirsiniz? (bir saat, iki, üç, üç buçuk?)

Cevap veriyorum bekletemezsiniz. İnsanların hayatlarına saygısızlık yapamazsınız. Sonradan dileyeceğiniz hiçbir özür, o insanların hayatlarından alınmış zamana değmez. 

Saygısızlık üç boyutlu hale gelir. Karşınızdakine, kendinize ve işinize.. 

  • Karşınızdaki insana saygı duymadığınızda hakkınızda olumsuz referans olur, kaybedersiniz
  • Kendinize saygı duymadığınız anlamına gelir. Saygısızlığı bulaştırmışsınızdır kendinize ve yarattığınız etkiyle illaki bir şekilde tepki verecektir hayat size. 
  • Yaptığınız işe saygı duymamışsınızdır. Bu da en önemli sorgulamanız gereken konudur. Artık o işten, o işle kazandıklarınızdan size ne hayır gelir? Şaibeli.. 
Yapmayın

Önce insan ilişkileri, sonra organizasyon plan program ne demek bunu öğrenmeli insanoğlu. Sonra da zaman yönetiminin önemini.. Yetkinlik kriterlerinin içinde öncelikli bu değerler öğretilmeli. 

Çok yetenekli olabilirsiniz ama gerçekten insanlara saygı duymuyorsanız bırakın çalışmayın. Her ne iş olursa olsun, yapılan hizmet, verilen emek kutsaldır. Bunu kabul etmiyorsanız kimsenin hayatıyla, siniriyle, zamanıyla oynamayın.. 

 

Herkes için en iyisi bu.

Zaman Yönetimi

Momo’da “..Çünkü zaman yaşamın kendisidir” diyordu. Ve çok önemli dersler veriyordu. Zaman algısını önemsemeyenler için öncelikli tavsiyemizdir. !!

Facebook Yorumları