Kadın elbiseleri ama bu sefer içleri boş! Usta sanatçıların atölyelerinden kadına yönelik şiddete karşı yükselen çığlığa kulak verme zamanı..

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

Kadın elbiseleri renk renk, çeşit çeşit… Açık kapalı… Uzun kısa… Allı güllü ya da dümdüz… O kadar güzeller ve parlaklar ki insan içlerinin boş olmasına şaşıp kalıyor. Bu haftaya yine kadınla başlıyoruz. Hem bazı güzel kadınları anlatacağım bugün size, hem de kadına yönelik şiddet için yapılanları… Ve tabii ki anlatacağım; bu güzel kadınlar sayesinde, aydınlanan genç kızlarımızı yazacağım.

Kadın Elbiseleri Beni Büyüledi…

Önce onları nasıl gördüm, onu anlatmalıyım. Kızım Yeşim’in arkadaşı Ülkü; kızımın annesi, canım arkadaşım Emine kendini her zaman geliştirmeye çalışan bir seramik sanatçısı. O kendisine “seramik sanatçısı” denmesini sevmiyor, “adayım ben” diyor. Benim gözümde sanatın hangi dalı olursa olsun bir şeyler üretmeye çalışan emekçi insan “sanatçı“dır. Ve ben yaptıklarına her zaman büyük hayranlık duyuyorum. Evi bir sergi salonu gibidir, elinizi attığınız her objede emeği var. Ve elinizi dokundurduğunuz eserleri de büyük bir sevinçle “al senin olsun” diyecek kadar da yüreği açık bir insan. Kalabalık bir ailesi, üç çocuğu ve torunları var. Ama ona rağmen sürekli güzellikler katıyor kendisine. Ve sonunda da bir atölye açtı. Ceramineclay ismi, siz de instagramda takip edebilirsiniz yaptıklarını.

Ve ben atölyesini hiç ziyaret edememiştim. Kızlarımız da her iki evin kızı. Yani bir onlarda, bir bendeler. Önceki gün arkadaşlarıyla atölyeye gittiler. Hem çamurla vakit geçirmek; hem de atölyenin duvarlarına kadın resimleri çizmek için. Ertesi gün kızımı almaya gittiğimde Emine atölyesinde bir çekim olacağını anlattı. Kadına yönelik şiddete ses çıkarmak için yaptıkları kadın elbiseleri projesinden bahsetti heyecanla. Tabii ki şiddetin her türlüsünün karşısında olduğum için orada olmak istedim ben de. İyi ki de gittim.

Kapadokya‘da Avanos’taki çömlek atölyelerinden sonra bir seramik atölyesine ilk girişimdi bu. Heyecan vericiydi. Emine ve İlknur’un atölyede yaptığı eserleri görmek, kızımın bir duvar resmine daha başlaması gerçekten çok güzeldi.

*** Görselleri büyütmek için üzerine tıklamayı unutmayın

Ceramineclay Seramik Atölyesi’nde Emine Keskin’e kulak verelim.

“Hepimizin içi acıyor kadına yönelen şiddeti gördüğümüzde, duyduğumuzda. “Elimizden bir şey gelmez” diyoruz, sesimizi kimse duymaz zannediyoruz. Oysa ki birlikte çalışırsak duyulur sesimiz. Şimdi bizim atölyede yaptığımız bu kadın elbiseleri belki de dünyanın başka bir yerinde yankı bulacak.”

İşte böyle diyor Emine. Evet elimizden bir şey gelir. Elimizden çok şey gelir. Öncelikle hayattaki duruşumuzla ses olabiliriz şiddete karşı. Emine de kendi yolunda zaten bu duruşa canlı örnek. Ve tabii ki kızlarımız da O’nun önderliğinde içlerindeki sanatı gün yüzüne çıkartma fırsatını buldular, bulacaklar. Dilara, Zehra, Ülkü ve Yeşim mutlulukla ordaydılar. Ellerine sağlık, çok güzel oldu her fırça darbeleri. Bunun için de ayrıca teşekkür ediyorum Emine ve Ceramineclay’e.

İşte atölyeden bir görünüm. 

Sonra çekimler başladı.

Bu güzel proje seramik sanatçıları ellerinde hayat buluyor. Fakat kadın elbiseleri bizlere ulaşsın diye çalışan başka bir gönüllü daha var. İstanbul Anadolu Yakası Fotoğraf Sanatı Derneği.  Dernek üyeleri fotoğraf sanatçıları atölye atölye gezip yapılan bu eserleri fotoğraflıyor. Ve Ceramineclay’e de Yalova’dan geldi fotoğraf sanatçısı Aydanur Hanım eşiyle. Biz atölye içinde hummalı bir çalışmaya girdik, biz diyorum çünkü ben de Aydanur Hanım’a asistanlık yaptım. Kadın elbiseleri harika pozlar verdiler. Bu arada da Emine’ye ve Ceramineclay’e destek veren, çalışmalarına sponsor olan Keskin Kimya bahçesinde şahane bir sohbet vardı. Aydanur Hanım’ın eşi ve Keskin ailesi arasında.

Ve ben şahane bir mutlulukla ayrıldım, bunların tamamını satırlarımda anlatacağımı söyleyerek.

—–==0==—–

Ve projenin mimarı Seçil Nebioğlu

Ceramineclay’deki çekimlerden sonra projelerini yazmak istediğimi ileten bir mesaj ilettim kendisine sosyal medyadan. Işık hızıyla ve inanılmaz kibar bir şekilde kabul etti davetimi Seçil Hanım. Öncelikle sırf bunun için bile teşekkür edeceğim. Bizim BİRİKİYORUM ailesi olarak amacımız farkındalık yaratmak. Ve kadına yönelik şiddetin her daim karşısındayız yazılarımızla. Farkındalık yaratmak için yapılan her adımın destekçisiyiz. Yaptıkları ve önderliği için de bir kez daha teşekkür size Seçil Nebioğlu.

Önce O’nu tanıyalım.  

Kim kimdir?” adlı internet sitesi sanatçıyı şöyle anlatmış:

“1984 yılında Mimar Sinan Üniversitesi, Güzel Sanatlar Fakültesi, Seramik Ana Sanat Dalı’ndan master yaparak mezun olmuştur.
1983 yılında Çanakkale Seramik Fabrikalarında karma seramik sergisine katılmıştır.
1984-1985 yılları Afex Seramik Yarışması mansiyon ödülleri bulunmaktadır.
1985-2000 yılları arasında soft porselen üretimi yapan Maksan A.Ş.’de Üretim Md. ve Şirket ortağı olarak çalışmıştır. Paris La – Fayette, Othantique House, Broderi Narin, Beymen Home, Naturland, vb. birçok firmada özel tasarımlardan oluşmuş ürünleri bulunmaktadır. 1990-2000 Yılları arasında düzenli olarak IKEA ya seramik kulp ihracatı yapmıştır. Ayrıca seri üretimde dünya pazarında porselen kapı tokmağı ve mobilya kulpları ihracatını gerçekleştirmiştir.

2000 yılına kadar çeşitli karma sergilere katılan sanatçı, 2001 yılında 4 ayrı kişisel sergi açmıştır. Bu sergiler Konya Hilton,Oteli, Konya Güzel Sanatlar Galerisi, Adana Hilton Oteli ve Mersin Hilton Otellerinde sergilenmiştir. Sanatçı bu çalışmalarında dünyayı ele geçirmek isteyen silah, bilim-teknoloji, para gibi güçlerin; sevgi ve dostluk kavramlarından uzaklaşarak kullanıldığında oluşan insanlık dramını hatırlatmaktadır.

Sanatçı; “Acımı, umudumu toprağa yazdım… Bir nefes – bir yürek – bir insan daha istiyorum.” sloganıyla, tüm insanlığa dostluk daveti çıkaran bir anlayışla uyguladığı çalışmalarını sergilemiştir.

2006 Yılı sonlarında ise yurt içi ve yurt dışında sergilenecek ‘Hz.Mevlana’ konulu çalışmalarına başlamıştır.”

Seçil Nebioğlu Kimdir

“Dilimizde sanat, elimizde toprak, toprağa verdiklerimizi toprak ile anıyoruz.”

Seçil Nebioğlu “Dilimizde sanat, elimizde toprak, toprağa verdiklerimizi toprak ile anıyoruz” diyerek çıkmış yola. İlk çığlık 21 Mart 2021 tarihinde kendi instagram hesabında yaptığı kadına şiddet ve kadın cinayetlerine karşı yaptığı sanatsal çağrı ile ortaya çıkmış. Üzüntüleri üretime ve emeğin gücüne dönüştürmeyi dilemiş 41 yıllık seramik sanatçısı. Dayanışmayı sanatla buluşturmayı hedeflemiş. “Gelin hep birlikte, kadına şiddete ve kadın cinayetlerine karşı sanatla sesimizi yükseltelim; birlik olalım, üretelim. Dişil enerjinin gücünü hatırlayalım ve hatırlatalım” diyor. Atölyesi İstanbul Beykoz’da. Atölyesini herkese açmış. “BEN DE VARIM” diyen herkes Onunla birlikte. Ve bu hareket şimdi Türkiye’nin pek çok atölyesinde hayat buluyor.

İki ayrı konsept var aslında. Birincisi kuru kafa şeklindeki masklar. İkincisi ise Emine Keskin’in de üzerinde çalıştığı boş kadın elbiseleri. 129 gönüllü var bu projede çalışan. Bazıları O’nun gibi seramik sanatçısı, bazıları da daha önce hiç çamura el sürmemiş insanlar. 860 parça üretilmiş ama Ceramineclay’de de gördüm, daha yüzlercesi eklenecek gibi gözüküyor.

Nebioğlu kuru dal üzerinde salınan elbise konsepti tasarlamış. Çünkü; yitip gidenlere, toprağa verdiklerimize, doğanın tahribine ve dişil enerjinin katledilmesine gönderme yapmak istemiş. Gönüllüler serbest bırakılmış. İstedikleri şekilde tasarlıyorlar bu elbiseleri. Boş kadın elbiseleri her sanatçının elinde ayrı bir şekilde haykırıyor aslında.

Askıda Kadın Elbiseleri

Türkiye’nin farklı şehirlerinde devam ediyor çalışmalar.

Onlarca atölye var bu projeye destek veren. Birbirileriyle dayanışma içindeler. Ve sonunda Nebioğlu’nun ellerinde hayat bulan kıvılcım sanatsal bir yangına dönüştü. Nebioğlu bu yangını şöyle anlatıyor:

“Konumuz kadın, sorunumuz tüm dünya kadınlarının yüzyıllardır süregelen ortak sorunu. Kadına şiddet: ülkeler üstü, milletler üstü, siyaset üstü, tüm dünyanın ortak sorunu. Kadın formundaki dişil enerjiye yapılan zulüm, aslında kişinin öz varlığına yapılan zulmüdür. Beynimizin sağ lobunda mevcut olan dişil enerjinin dışlanması ve hasar görmesi, önce kendimizi, devamında da toplumları ayrıştırmaya ve ötekileştirmeye götürmektedir. Kadın sorunu, aslında tamamen varlık sorunudur. Barış için dişil enerjinin hak ettiği değer ve dengeye ulaşması gerekmektedir: Önce bireyde sonra toplumda.”

Sergiler planlanıyor bir çok şehirde. Hatta yurtdışına gidecek bu boş kadın elbiseleri. Hatta projeye destek olmak açısından minyatürleri tasarlandı ve takılarla kadınları süslemeye başladılar. Belli olan sergiler şöyle:

  • Denizbank, Deniz Kule, Galeri Deniz, İstanbul – 20 Ekim – 20 Kasım 2021
  • UNİQE Expo, İstanbul – 25 Kasım – 30 Aralık 2021
  • Atelier Carre 52, Paris – 8 Mart 2022

Sonrasında da şöyle devam edecek.

  • Galerie Héloïse, Paris
  • Espacedesfemmes, Paris
  • Le 6b, Saint – Denis
  • Baksı Müzesi, Bayburt
  • Mardin Biennial 2022
  • EGE AKM, İzmir
  • Antalya, Ankara, Silivri, Kocaeli, Mersin, Bodrum, Muğla, Berlin, Brüksel, Amsterdam, Auroville….

Tabii ki unutmayalım, el emeği ile yapılan sanat eserlerinin çığlığının yankı bulması için desteğe ihtiyacı var. Eserlerinin hakkının verilerek sergilerde sunulması için sponsor desteğine ihtiyaçları var.

—–==0==—–

Her zaman yanınızdayız. 

Son söz olarak Seçil Hanım telefonla konuştuğumuzda “barışın ancak kadının ve erkeğin içindeki dişil enerjinin baskılardan kurtularak, özgürce orta çıktığında sağlanabileceğini” söylüyor. Ve ekliyor “sanatla biz de bu özgürlük adına çalışıyoruz.” Aslında zaten kadın ve erkek cinsi hem eril hem dişil enerjiyi taşıyoruz içimizde. Yeter ki bu enerjiyi dışlamayalım, barıştıralım, kabul edelim. Ve sonuç olarak barış içinde yaşayalım. Ne kadar güzel ki sanat bunu ifade etmenin en güzel biçimi. Eril ve dişil enerji konusunu sonraki yazılarımdan birinde yazmalıyım sanırım.

Kadına yönelik şiddetin her zaman karşısındayız. Her türlü şiddetin karşısındayız. Asıl olan farkındalık. Bu farkındalık için yapılacak her türlü faaliyete destek vereceğiz BİRİKİYORUM ailesi olarak. Kadına şiddet konusunu “popüler bir konu” olmaktan çok var olma mücadelesi olarak görüyoruz. Ve hayatın içinde var olanı sanatla gösteren sanatçıların yanındayız.

Emine ve İlknur Keskin Ceramineclay’e çok teşekkür ediyoruz yeniden. Çıktığınız yolda başarılar diliyoruz.

Anafod ve Aydanur Hanım objektifinize sağlık, yolumun sizlerle kesişmesinden çok mutlu oldum.

Seçil Nebioğlu şiddete karşı yaktığınız ateşteki önderliğiniz için çok teşekkür ediyoruz tüm kadınlar adına. Emine Ceramineclay’in yaptığı kadın elbiseleri modellerini beraber götürmeyi teklif ettiğinde tanışacağız Seçil Hanım’la. Şimdiden böyle bir kadınla tanışmanın heyecanı içindeyim.

Bu çığlığın yayılması gerekiyor. Sanatla yakılan bu ateş tüm insanlığı sarmalı. Destek vermeliyiz hepimiz bu güzel gönüllü kadınlara.

 

 

 

Facebook Yorumları