10.8 C
Kocaeli
Cumartesi, Kasım 27, 2021

Mağaza

Ana SayfaÖnemsiYorumAdab-ı MuaşeretKaldırımlar: Nereden Nereye

Kaldırımlar: Nereden Nereye

Bir tarafta Necip Fazıl Kısakürek ve Türk Edebiyatının Mihenk taşlarından Kaldırımlar, diğer tarafta saygıdan habersiz kaldırım gençliği


10 dakika


Kaldırımlar ve Şairi

Bu haftanın şiirini Kaldırımlar olarak seçtim. Usta Necip Fazıl’ın en önemli eserlerinden. Hani şehir insanının yalnızlığını kaldırımlarda betimleyen, gecenin kadına, ruhun korkuya, vicdana döndüğü şiir. Yalnızlığın şiiri.

Ve ne enteresandır ki, bir kaldırım olayına da son derece üzüldüm. Üstelik tamamen gencecik insanlar yüzünden…


Yalnızlık ve Gençler

Haftanın iki günü, önümde bebek arabası son derece hızlı adımlarla çarşı içinden geçip ananeme gidiyorum. Yıllardır aynı esnafları, aynı kaldırımları, aynı sokakları geçiyorum. Doğup büyüdüğüm yerler.

Beni tanıyanlar az çok bilir. Sonuna kadar sabretmeye çalışıp, her şeyin layıkıyla olması için elimden geleni yapmaya çalışırım. Ve saygı benim için her şeyden önce gelir. Adab-ı muaşeret meselesidir. (İşine, Acına, Geçmişine daha doğrusu bütüne ait ne varsa, saygı duymazsan olmaz)

Şu satırları kaleme alırken bile, yalnızlıktan mı diye düşünüyorum. Nereyi yanlış yapıyoruz bu saygı konusunda. Yalnızken asosyal, sürü halindeyken umursamaz olan bu gençlere saygıyı nasıl karakter meselesi haline getireceğiz? Hani geleceğimizi emanet ettiğimiz bu gençlere!

Sürü! Cesareti

Çok acelem var. Hızlı adımlarla ve kimseye engel olmadan ilerlemeye çalışıyorum. Hava soğuk. Özellikle kaldırımlarda bebek arabası kullanmayı denediniz mi bilmiyorum ama son derece zahmetli. Kalkmış taşlar, eğimsiz rampalar, gezmeye çıkmış ama sadece yol kapatan insanlar ve daha niceleri…

Yan yana dursan ancak iki insanın (pandemi sebebiyle) hızlıca geçebileceği bir yerdeyim. Önümde 4-5 tane kızlı erkekli genç dünyayı umursamaz bir halde sallanıyor. Gevşek konuşmaları, sallanır yürüyüşleri ve sürü psikolojileri ile dünya umurlarında değil. Yolu öyle bir kapatmışlar ki, yol vermezlerse geçmem mümkün değil. Sesleniyorum.

Gençler müsaade eder misiniz?” Duyup da duymazdan gelinen kısa sessizlikler vardır ya. Cevap yok, aynen devam.

Ablacım geçebilir miyim?” Yok, umurlarında değil. Dip dibeyiz. Duymamaları mümkün değil. Ne kadar sesimi yükseltsem nafile. Kaç kere sabırla seslendim bilmiyorum. Ama benim de sabrımın bir sonu var. Hele ki konu saygısızlıksa!

Dayanamayıp en sonunda daha yüksek tonda arabayı hızlıca sürüyorum. “Gençler diyorum!” En soldaki kız çocuğu irkilince hemen yanında ki oğlan, sanki ayağı ezilmişçesine geriye dönüp başlıyor tavırlara…

Abbblaaaaa sende ne sinirliymişsin yaaaa. Ezecek misin bizi? Az sal, naaabıııyorsunnn yaaaa, şşşş teyzeee

Özür dileyecekleri yerde birden eğlenceleri oluyorum. Kan beynime sıçrıyor. Edep hangi zamanda kaldı yahu! “Oğlum kaç keredir yol istiyorum. Böyle mi yürünür kaldırımda. Yol vereceğiniz yerde bir de şu hallere bak” Birine böyle haksızlık ya da saygısızlık etsem, utancımdan ölürüm herhalde. Ki nerede kaldı bir de pişkin pişkin laf yetiştirmek.

Zor zahmet tam önlerinden geçtiğimde ise, diğer çocuklar ağızlarını yamultarak güya beni taklit etmesin mi! Abartılı jest ve mimikler, “ay çocuklar, geçemiyoruuuum, ayyy, yol versenize ayyy” gülüşmeler.

Durdum!.

Tam önlerinde durdum. Zihnimde dayağın cennetten çıkma olduğu ihtimalleri, tansiyonum ise nerelerde belli değil. Utanacakları yerde, bir de komiklikler! aynı gevşek yürüyüşler, aynı ziyanlık. Yazık. Yazık bu gençler için bunca çekilen çileye. Bağladığımız umuda yazık. Gözlerinin en derinlerine bakıp. Saygısızlar diye bağırdım. Saygısızlar diye eğlendiler. Terbiyesizler diyerek uzaklaştım. Onları kendi ziyan olmuş karakterleriyle baş başa bıraktım ama onlar kaldırımları işgal ederken bunu umursamadılar bile.


Öğretmenler Günü

Sahi karakter bir edep meselesiydi değil mi? Çocuğun ailesinden öğrendiği. Hepimizin sınıfta kaldığı bu konuda hepimizin öğretmenler günü kutlu olsun. Boylarını neredeyse iki metreye ulaştırdığımız ancak karakterlerini milim geliştiremediğimiz bu çocuklar mı Ata’mın umudu!. Utanıyorum.

Bu iş burada böyle bitmemeli. Vazgeçmiyorum!

Umudu olan herkesi de birlik olmaya davet ediyorum. Aldanmış, içi boşalmış nesil değil. Sürekli üreten, fayda sağlayıcı, bilinçli ve bir o kadar da görgülü bir nesil olmalı. O kadar kolay değil tembelliği, saygısızlığı, kısa yolu seçmek. Edep, görgü, sosyal muaşeret ne demek el birliği ile öğrenmeli bu çocuklar da. Uyuşmuş karakterleri kendine gelmeli.

Belki hepsi bu anlattığım gibi değil. Ama emin olun ki, büyük: çok büyük bir çoğunluğu öyle. Teknolojinin esiri olmuş, “tek tip” bomboş insanlar olmamalı geleceğimizin mimarları. Hele ki saygısız, asla!


Kaldırımlar Şairi Necip Fazıl Usta

Peki usta sen ne derdin bu duruma. Korkularından mı böyle bu ziyanlık. Yoksa yalnızlıktan mı? Kaybettik mi? Güneş gibi olmalarını beklerken gece mi kalacaklar şimdi. Hayal bile kuramadıklarını düşünsene.

Var değil mi senin de umudun? Kültürümüzde, genetiğimizde, içimiz ve dahi dışımızda da illaki var.


Neyse, çok uzattım lafı. Ben umudumla ve utancımı savaştırayım. Yazının kalanı, düşümde kurduğum gibi, edebiyatın en önemli yalnızlık/korku/ölüm şiiri kaldırımların olsun

Kaldırımlar

I
Sokaktayım, kimsesiz bir sokak ortasında;
Yürüyorum, arkama bakmadan yürüyorum.
Yolumun karanlığa saplanan noktasında,
Sanki beni bekleyen bir hayal görüyorum.

Kara gökler kül rengi bulutlarla kapanık;
Evlerin bacasını kolluyor yıldırımlar.
İn cin uykuda, yalnız iki yoldaş uyanık;
Biri benim, biri de serseri kaldırımlar.

İçimde damla damla bir korku birikiyor;
Sanıyorum, her sokak başını kesmiş devler...
Üstüme camlarını, hep simsiyah, dikiyor;
Gözüne mil çekilmiş bir âmâ gibi evler.

Kaldırımlar, çilekeş yalnızların annesi;
Kaldırımlar, içimde yaşamış bir insandır.
Kaldırımlar, duyulur, ses kesilince sesi;
Kaldırımlar, içimde kıvrılan bir lisandır.

Bana düşmez can vermek, yumuşak bir kucakta;
Ben bu kaldırımların emzirdiği çocuğum!
Aman, sabah olmasın, bu karanlık sokakta;
Bu karanlık sokakta bitmesin yolculuğum!

Ben gideyim, yol gitsin, ben gideyim, yol gitsin;
İki yanımdan aksın, bir sel gibi fenerler.
Tak, tak, ayak sesimi aç köpekler işitsin;
Yolumun zafer tâkı, gölgeden taş kemerler.

Ne sabahı göreyim, ne sabah görüneyim;
Gündüzler size kalsın, verin karanlıkları!
Islak bir yorgan gibi, sımsıkı bürüneyim;
Örtün, üstüme örtün, serin karanlıkları.

Uzanıverse gövdem, taşlara boydan boya;
Alsa buz gibi taşlar alnımdan bu ateşi.
Dalıp, sokaklar kadar esrarlı bir uykuya,
Ölse, kaldırımların kara sevdalı eşi...
II
Başını bir gayeye satmış bir kahraman gibi,
Etinle, kemiğinle, sokakların malısın!
Kurulup şiltesine bir tahtaravan gibi,
Sonsuz mesafelerin üstünden aşmalısın!

Fahişe yataklardan kaçtığın günden beri,
Erimiş ruhlarınız bir derdin potasında.
Senin gölgeni içmiş, onun gözbebekleri;
Onun taşı erimiş, senin kafatasında.

İkinizin de ne eş, ne arkadaşınız var;
Sükût gibi münzevî, çığlık gibi hürsünüz.
Dünyada taşınacak bir kuru başınız var;
Onu da, hangi diyar olsa götürürsünüz.

Yağız atlı süvari, koştur, atını, koştur!
Sonunda kabre çıkar bu yolun kıvrımları.
Ne kaldırımlar kadar seni anlayan olur...
Ne senin anladığın kadar, kaldırımları...
III
Bir esmer kadındır ki, kaldırımlarda gece,
Vecd içinde başı dik, hayalini sürükler.
Simsiyah gözlerine, bir ân, gözüm değince,
Yolumu bekleyen genç, haydi düş peşime der.

Ondan bir temas gibi rüzgâr beni bürür de,
Tutmak, tutmak isterim, onu göğsüme alıp.
Bir türlü yetişemem, fecre kadar yürür de,
Heyhat, o bir ince ruh, bense etten bir kalıp.

Arkamdan bir kahkaha duysam yaralanırım;
Onu bir başkasına râm oluyor sanırım,
Görsem pencerelerde soyunan bir karaltı.

Varsın, bugün bir acı duymasın gözyaşımdan;
Bana rahat bir döşek serince yerin altı,
Bilirim, kalkmayacak, bir yâr gibi başımdan...

Bütün ümidim gençliktedir.

Mustafa Kemal ATATÜRK
Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

ilknur.tvhttps://birikiyorum.net
Efdal ve İlker'in annesi, Kerim'in kıymetlisi 1998 yılından bu yana "Kurumsal Hayat"ta yönetiyor ve organize ediyor. Sosyal Farkındalık ve Sorumluluk için, her alanda, "sanatla" çaba sarf ettiğini düşünüp; BiRiKiYOR

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1932 Ülkü Adatepe (89)
- 1959 Gani Müjde (62)

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

Bu Hafta Popüler

Maaveerar Naal Ulusal Yas Günü

Maaveerar Naal Ulusal Yas Günü. Tamil Eelam Özgürlük Mücadelesi. Tamil Halkının üç gün sürecek yas zamanı başladı. Ateş çiçekleri zamanı.

Elmalı Kış Pastası

Akılları baştan alan elmalı kış pastası. Üstelik kremalı. Elma ve tarçın kokularının ruhunuza karıştığı enfes lezzet.

Kaldırımlar: Nereden Nereye

Bir tarafta Necip Fazıl Kısakürek ve Türk Edebiyatının Mihenk taşlarından Kaldırımlar, diğer tarafta saygıdan habersiz kaldırım gençliği
ilknur.tvhttps://birikiyorum.net
Efdal ve İlker'in annesi, Kerim'in kıymetlisi 1998 yılından bu yana "Kurumsal Hayat"ta yönetiyor ve organize ediyor. Sosyal Farkındalık ve Sorumluluk için, her alanda, "sanatla" çaba sarf ettiğini düşünüp; BiRiKiYOR

İlgili Yazılar

Akran Zorbalığı

Akran zorbalığı son zamanlarda dilimize yerleşen bir terim. Akranlar arasında olur ama biz yetişkinlerin, eğitimcilerin hiç mi suçu yok?

Davet

Davet; Tanımadığım Adamları Eve Topladım. Üstüne de bir güzel sofra kurdum. Yok ben değil, Can Yücel hiç değil. Ali Poyrazoğlu..

Yuvadan Uçan Kuş Gibi

Yuvadan uçan kuş gibi kanatlandı küçük kızım, tüm üniversiteliler gibi. Kendi kanatlarıyla uçmaya hazır çocuklarımıza başarılar diliyoruz.

Bedri Rahmi Eyüboğlu

Bedri Rahmi Eyüboğlu. OkuYorum köşemizin şiir durağında bu gün konuğumuz. Nazım'a yazılmış Yiğidim Aslanım, Karadut ve eserleri üzerine..