Karantina Günlerinde Sanat Yapmak

Karantina günlerinde sanat yapmak, sanatçı olmak... Belki sağlıktan sonra en çok etkilenen sektör bu. Bomboş salonlar.... İşsiz sanatçılar...

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

.Karantinaya, pandemi zamanlarına ait her şeyi biliyoruz. Biz de yazdık BİRİKİYORUM ailesi olarak pek çok kez. Pandemi Bize Neler Öğretti? dedik, Karantina: Film Önerilerim ‘i yazdım. Şeker Bayramı Ama Karantina Gölgesinde diyerek üç dini bayram geçirdik birbirimizden ayrı.

Sağlıkçılar en çok etkilendi doğal olarak. Hem artan hasta sayısı, hem de kendilerinin de hastalığa yakalanma riskiyle burun buruna olmalarıyla; evet en çok sağlıkçılar etkilendi. Ve hala değer görmemeye devam ediyor maalesef. Hayatlar onların elindeyken bile durum böyle.

Ve sanatçılar. Ya sanatçılar hatta…

 

Karantina günlerinde sanat yapmak zor değil imkansız!

Sanat yapmak zaten zordu. Evet önüne konan türlü engellerle, kıran kırana bir mücadeleyle zaten zordu. Sanatçı olmaya giden yol zaten çetin. Düşünün ki sanatçı olmak isteyen çocuklar daha annelerinin babalarının ket vurmalarıyla engelleniyor. İstiyoruz ki ebeveynler olarak “evet çocuğum sanat öğrensin, hep yapsın ama hobi olarak.” Maalesef ben bile! Zira ekmek kavgası başlayacak, okullar bitince. Ve istiyorum ki eziyet çekmesin, bir çarkın dişlileri arasında ezilip gitmesin. Ben bile 11 yıl dans eğitimi almış ve dansa aşık kızımı bu sebeplerle engellerken… Sanatçı olmaya giden yol zor zaten.

Sanat sanat diyoruz da, neydi bu sanat? Kimdi bu sanatçı? Bakalım sözlük ne diyormuş?

 

Sanat:

  • Bir duygunun, tasarımın, güzelliğin vb. dışavurumunda, anlatımında kullanılan yöntemlerin tümü.
  • Bu yöntemlerle ortaya konulan üstün yaratıcılık.
 

Sanatçı:

  • Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılığı olan yapıtlar veren (kimse).
  • Tiyatro, sinema, müzik gibi alanlarda yaratılmış sanat yapıtlarını oynayan, yorumlayan, uygulayan (kimse).

 

E yani?

Sanat anlatmaktır bir şeyleri, sanatçı o şeyleri anlatandır yani. Ve bu insanlar neredeyse pandeminin başladığı mayıs ayından beri çalışamıyorlar. Üretiyorlar belki stüdyolarında, evlerinde. Mesela bir ressam resimlerini çizmeye devam ediyordur şüphesiz. Bir besteci güzel şarkılarını yapmak için belki daha bile fazla zamana sahip olmuştur. Bir yazar belki eve kapandığı için daha çok kitap yazıyordur. Ama hepsi bu kadar.

Sergi salonları bomboş. Resimler, seramikler, el emeği göz nuru nakışlar bile sahipsiz kaldı. Evlerinde, stüdyolarında, tezgahlarında insanların göreceği, belki de evlerine gideceği günü bekliyor.

Sinema salonlarını düşünsenize. En son gördüğüm film afişindeki tarih bana korku filmindeymişim izlenimi veriyor. Dublöründen aktörüne, ışıkçısından kostümcüsüne binlerce insan. Tamam dijital platformlarda çekilen diziler var, evet ama ya sinemalar?

Konserleri düşünün. Festivalleri. Gençlerin çadırları ve sırt çantalarıyla dinlemeye gittikleri festivaller vardı. Güvenlikçisi, organizasyon şirketleri, ışıkçı, orkestra, dansçılar… Hepsi işsiz.

Tiyatrolar hele de özel tiyatrolar. Zaten biraz kaderine terk edilmiş gibi geliyor bana her zaman için. O kadar emek, o kadar çaba… Yazarlar, yönetmenler, suflörler işsiz…

 

Sanata Sanatçıya destek…

Ne yapmalı da destek olmalı? Açık hava gösterimleri mesela, halk konserleri, eski zamanlardaki meydanlardaki tiyatro sahneleri… Bir düşünün. İnsanı besleyendir sanat. Düşünmesine hizmet eden. Gençlerin, çocukların ufkunu açandır sanat. Ne yapmalı?

Sosyal devletin getirdiklerinden biridir sanatın yanında olmak… Bu sebeple her kim olursa olsun, ne olursa olsun kapılarımızı sanata açmalıyız sanki artık. Desteklerle biletler ne bileyim belki yarı fiyatına satılıp hem insanlar sanatla buluşturulup hem de sanatçılar evlerine ekmek götürebilmeli.

Normalleşme süreci ve havaların ısınmasıyla sahil kenarlarına, parklara, bahçelere uzanan insanlara tam da oralarda böyle organizasyonlar sunmak güzel olmaz mı?

Haydi herkes istesin bunu. Çünkü ne olursa olsun dünyayı sanat kurtaracak…

 

 

 

Facebook Yorumları