Karavan : İstediğin manzaraya uyanma özgürlüğü

Karavan : İstediğin manzaraya uyanma özgürlüğü

Karavan hepimizin hayali, Pandemi döneminde tercih edenler çokça arttı. Karavancılığı Gezgin Karavan’la konuştuk bu yazımızda. İnternette arama motorlarında en çok aranan kelimeler olmuş karavan; sahibinden karavan ve karavan kiralama gibi liste uzayıp gidiyor. Pandeminin bize öğrettiklerinden biri de kalabalık tatil beldelerinden bireysel kamp karavan maceralarına geçiş.

 

Karavan hayalinden, karavancılığa…

Pandemi döneminde biraz daha farkına vardık sanki doğanın. İnsanlar bireyselleşmeye mecbur edildikçe daha izole, daha kendi kendiyle tatiller yapmayı düşündü doğal olarak. Zaten herkesin emekli olunca Ege’de bir sahil kasabasında yaşama hayalinin yanında bir karavana atlayıp önce Türkiye sonra dünya turu hayali vardır mutlaka.

İşte bugün bu hayalini gerçekleştirmiş ve hatta karavan yapma hikayelerini anlattıkları instagram sayfasıyla başka insanlara da ilham olmuş Gezgin Karavan’la yapacağız söyleşimizi. Gezgin Karavan aslında Fatih abi ve tabii ki yanında eşi Berrin ablam. Başlayalım bakalım.

Fatih abi okuyucularım için kendini tanıtır mısın? İzmitliler seni yakından tanıyorlar ama başkaları da tanısın.

Ben Fatih Dursun. Doğma büyüme İzmitliyim. Berrin de öyle, aynı muhitte, aynı arkadaş çevresi içinde, aynı bakış açılarıyla büyüdük, evlendik. Bir on yıl kadar il dışındaydık, sonra döndük. Uzun süre işletmecilik yaptım, 2001 yılından 2008 yılına dek Şen Balık’ta bir işletmeciliğim oldu. Sonrasında yurtdışında iş güvenliği uzmanı olarak çalıştım. Sonra uzun süren yurtdışı macerası yorucu olmaya başlayınca ve emeklilik te gelince döndük geldik memleketimize.

Nerden çıktı karavan yapmak? Nasıl başladı?

Emeklilik gelip yaşta ilerleyince yatçılık ya da karavancılık hayaliyle çıktık yola ve karavanda karar kılıp çıktık yola. Ama bir karavan satın almak istemedik. Kendi karavanımızı kendimiz yapmak hayaliyle ilk aracımızı alıp ince araştırmalar ve yorucu çalışmalar sonucu yaptık ve aylar süren bir karavan yolculuğu yaptık İstanbul’dan Antalya’ya. Ve işte sonuçta iki senedir karavan yapıyorum. 4. karavanımı yaptım.

Peki ya Gezgin Karavan nedir? Kimdir mi demeliyim yoksa?

Gezgin aslında ailemiz için söylenen bir sıfattı, hem yurtiçi hem yurtdışında bir çok yere gittik, yaşadık. Biz gezgin olunca hem karavanın yapım maceralarını hem de gezdiğimiz yerleri paylaştığımız instagram adresimizin adı da Gezgin Karavan oldu 🙂 Gezgin Karavan biziz, ailemiz yani ve karavanlarımız.

Aracı kendin alıyorsun, tasarlıyorsun ve yapıyorsun. En büyük yardımcın eşin Berrin ablam ve çocukların. Nasıl gidiyor iş bölümü? Burada Berrin ablama da söz vermek istiyorum tabii ki.

Fatih: Evet karavan yapımına uygun aracı buluyorum, alıyorum. Sonra başlıyoruz çalışmaya. İş bölümü şöyle, herkesin bir işi var şeklinde değil. Sıkıştığımda sağ olsunlar onlar hep benim yanımdalar.

Burada Berrin ablamdan bir itiraz geliyor galiba.

Berrin: Sıkıştığında mı sadece? 🙂

Fatih: Destek oluyorlar tabii ki…Ben daha çok malzeme tedariki, plan-proje ile ilgileniyorum. Sağ olsun eşim izolasyon ve zımpara boya işleri kendisinde ve gerçekten çok başarılı. Onun yanında tabii ki Berke’nin de hakkı yenmez bütün aşamalarda. Çünkü 4. karavan bitti 5. karavanı yapıyoruz ve Berke de işi iyice öğrendi. Gözüm arkada kalmadan işleri teslim edebiliyorum.

Berrin: Mühendis bir oğlumuz var, yetenekli de 🙂

Fatih: Elektrik elektronik mühendisliği okuyor, bu yıl bitiyor okulu. Pandemi döneminde uzaktan eğitim döneminde ve tüm boş zamanlarında çok yardımcı bize. Kızım Buse de destek bize tabii ama çok yoğun bir çalışma temposu var. Bir de evimizin neşe kaynağı Lazy var, ekibimizin en küçük üyesi.

Bunu başta sormalıydım belki de Karavan ne ifade ediyor tek kelimeyle?

Berrin: Özgürlük

Fatih: Özgürlük

Aynı anda söylediniz. Ne güzel.

Fatih: Fazla bir şey söylemeye gerek te yok zaten, özgürlük.

Karavanını kendisi yapmak isteyenlere tavsiyen nedir? Nerden başlasınlar?

Berrin: Öncelikle en önemli nokta karı koca, ikisi birden bunu istiyor mu? Ona karar vermeliler.

Fatih: Birinci öncelik bu tabii ki. Ben yaklaşık iki sene çekme karavan mı motokaravan mı gidip geldim. Sonunda motokaravanın bize uygun olduğuna karar verdim. Tabii ki burada ihtiyaçlar ön plana çıkıyor. Çoluk çocuk var mı? Kaç kişi birlikte seyahat edecekler? Sadece karı koca mı olacaklar? Eğer iki kişi gezeceklerse bir dönmeli koltukla ihtiyaç çözülürken daha fazla kişi olacaksa arka koltuklarda emniyet kemeri takılmasından, yatak olacak koltukların yapılması ve ona göre dizayn edilmesi gerekiyor. Başlarken her şey dört dörtlük olmuyor bazen, elektrik aksamı mesela bir panelle başlanıp sonrasında ihtiyaçlara göre de şekillenebiliyor ama oturma ya da yatma düzeninin ona göre uygun yapılması çok önemli.

İç dizaynda yatak kısmı çok önemli gelmiyor bana çünkü akşamdan akşama yatıyorsunuz sadece ama onun dışında hep dışardasınız. Depolama alanları ve mutfak kısmı çok önemli. Özellikle yazın mangal malzemeleri, konserveler falan depolamak gerekiyor, o yüzden dolap çok önemli. Mesela tercih edilecek dolabın 12 voltluk olmasını öneriyorum. Zira enerji tasarrufu evlerimizdeki kadar burada da önemli. Tente gölgelik açısından olması şart olanlardan.

Güneş enerjisi?

Olmadan olmaz zaten. Bir panelle çıkabilirsiniz yola. Bütçe meselesi. Bütçen yoktur, hemen yola koyulmak istiyorsundur tek panel de idare eder ama bir sezon sonra ilave edersin. Güneş enerjisi, akü sonradan da geliştirilecek ekipmanlar bence.

 

Ya çevrecilik ve karavan deyince?

Fatih: Biz zaten karavancı olan, karavancılığa gönül vermiş insanlar çevreci insanlardır. Evet Türkiye’de bu kültür maalesef pek gelişmedi, yeni yeni gelişiyor. Gelişirken de sıkıntısını çekiyoruz elbette. Karavan olsun olmasın evinde nasılsa burada da böyle insanları görüyoruz üzülerek. Beş parmağın beşi bir değil işte. Çevre bilinci insanlıkla alakalı, insanlığa saygısı olanın çevreye de doğaya da saygısı olur. Bu bir hayat tarzı.

Berrin: Karavancılık, kampçılık suyun doğru kullanımını, enerji tasarrufunu öğretiyor aslında insana. Sadeleşerek yaşamanın güzelliğini gösteriyor. Doğayla baş başasınız. Kısıtlı su ve enerji kaynağınız oluyor ve doğru kullanmak zorundasınız. Bu kendimize fayda olduğu kadar belki de ondan daha önemlisi dünyaya olan borcumuz.

 

Türkiye’de epey yer gezdiniz ben biliyorum. Kampçılık, karavancılık ne düzeyde? Neler yapılabilir? Sizi en etkileyen yerlerden hem iyi hem kötü örnek  verebilir misin?

Son iki senedir hele de pandemiden sonra karavancılık çok ilerledi. Bu güzel ama işin kötü tarafı fırsatçılar doğdu. Karavan kamp yeri diye giriyorsunuz içeri, elektrik verdiğini söyleyen yerlerde elektrik arızaları yaşayabiliyorsunuz. Su verdiğini söyleyen yerlerde çamaşır hizmeti alabileceğiniz bir alan yok. Tuvalet hizmeti veriliyor ancak hiç uygun koşullar sağlanmamış. Ve bunun için de fahiş fiyatlar istenebiliyor. Biz az önce de karavancılığı özgürlük olarak tanımladık. O yüzden ben bu tip kamp alanlarına fazla girmiyorum aslında. İşte en son Konyaaltı’nda karavancıların konakladığı bir alan vardı, orada nahoş durumlar yaşandığını gördük. İnsanların saygısızlığından kaynaklanan sorunlar bunlar. Ailenizle huzurlu, nezih bir ortamı göremedik maalesef.

Bunun yanında federasyonumuzun yani Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu’ndan Leyla Hanım’ın çok güzel çalışmaları var. Yurtdışından gelecek karavancılara rotalar hazırlanıyor, kalınabilecek kamp alanları belirleniyor. Mesela Kocaeli’nde bu alanlara en güzel örnek Ormanya. Burada elektriğinden, sıcak suyuna, tuvaletlerinden duş hizmetine kadar her imkan mevcut. Buradaki tek sıkıntı bu bölgede ateş yakılmasına izin verilmiyor. Kampçılığında en güzel yanıdır ateş yakmak, ateş başında sohbetler yapmak. Bunun için mutlaka belediye bir düzenleme yapılacaktır. Kocaeli bu konuda çok şanslı. Özellikle hafta sonları dolu oluyor, tercih edilen bir bölge yakınlık açısından.

Türkiye kampçılık ve karavancılığa çok uygun. Fakat bir sürü sorunla karşı karşıyayız. Araç ücreti ve ekstra kişi başı ücretler ve bunun karşılığında sunulmayan hizmetler insanları uzaklaştırıyor. Avrupa’daki gibi düzenli alanlar henüz yok. İnanıyorum, biz çok hızlı bir şekilde girdik karavancılık işine ama Türkiye karavan turizmi sektöründen çok büyük gelir elde edecek federasyonumuzun desteği ile.

Fatih abi senin için ya da Gezgin Karavan için şimdi hedef ne? Bu hobi nereye doğru gidiyor?

Bu hobi yine bir hobi olarak gidecek çünkü benim ticari bir bakışım yok bu olaya. Gezgin Karavan’ın tek derdi karavancılığa ne katabiliriz. Birinci amacımız Kocaeli Kamp Karavan Derneği’ni kurup geliştirmek. Potansiyeli çok yüksek, buraya gelen arkadaşlarımızla konuşuyoruz bunu. Benim bireysel olarak bir butik atölyem var, orada kendime yönelik imalat yapıyorum ve karavancı arkadaşların eksikliklerini gidermeye çalışıyorum. Dediğim gibi ticari bir amacımız yok, Kocaeli’ye ne katabiliriz bir İzmitli olarak düşüncemiz bu.

 

Buse sağlıklı yaşam koçluğu yapıyor ve çok güzel işlere imza atıyor, minik evlerden bahsediyor. Bu konuda neler söylersiniz?

Berrin: Tiny house evet, sadeleşmekten bahsederken doğaya saygıdan bahsederken belki de en doğru tercih. Şehir hayatının keşmekeşinden kaçıp doğaya sığınmak, sakin bir köşede kitabını okumak kadar zevklisi yoktur herhalde. Buse de bunun için insanlara, danışanlarına örnek olmaya çalışıyor.

Fatih: Buse bizim kızımız. Biz tabiatı seven insanlarız O da anasına babasına çekmiş. Organik yaşamak, organik beslenmek sağlıklı olmak demek. Bunun için de biraz uzaklaşıp işte bu tiny house denilen küçük küçük evler oluşturma planımız var. Buse’nin hayali bizim desteğimizle evet böyle bir proje var. Amaç hem kampçılık hem doğa hem de organik yaşamı bir arada sunabilmek. Bahçenden topladığın domatesle biberle neden menemenini yapmayasın ki?

Ve gerçekten son sorum; alıp kaçabilir miyim kapının önündeki karavanı?

Çok isterdik vermeyi fakat bu karavanımız satıldı. Şimdi beşinci karavanımıza başlıyoruz. Onu alıp kaçabilirsin her zaman.

O halde bir sonraki söyleşimizi beşinci karavanda yaparız ve youtube kanalımızda yayınlarız. Devamı olmalı çünkü eminim okuyanlarda sorular birikecek.

Berrin abla ve Fatih abi her ikinize de Gezgin Karavan ve karavancılık hakkında yaptığımız söyleşi için çok teşekkür ediyorum.

Son söz benden her zamanki gibi;

Koşturmacalı hayatın içinde biraz nefes almak, biraz yavaşlamak lazım. O halde doğaya saygıyla karavan hayallerimizi de gerçekleştirebilelim.

Ve pandemi döneminde de ya evde kalalım ya da doğada…

İlgili Yazılar

İlgili

Facebook Yorumları

Yazar hakkında

Figen DEMİRTAŞ

Sayılardan ve ünvanlarından sıyrılmış bir emekçi. Hayatın her daim öğrencisi. Kadın, anne ve yazmaya sevdalı bir hayalperest.

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Pin It on Pinterest

Share This