Çarşamba, Mayıs 18, 2022

Gündem Özel

Ana SayfaGeziYorumKars; Doğunun Kültür Güneşi

Kars; Doğunun Kültür Güneşi

Kars ve Karslı olmak. Doğunun en güzide kültür güneşi. Kültürel miras listelerine sığmayacak bir tarih. Ciritiyle, kilimiyle, yemeğinden suyundan bir yudum memleket havası.


4 minutes


Hemşerim Esas Memleket Nere?

Uzun bir tembellik döneminden sonra size memleketim Kars’la merhaba demek istedim.

Annem ve babamın doğup büyüdüğü, yaşayış ve düşünüşünü özümsediği, dolayısıyla kültürünü özümsediğim Kars’ı anlatacağım. Memur çocuğu olduğum için her gittiğimiz şehrin toplum yapısını öğrenme şansım oldu. Hala çocukluğumdan kalma dostlarımla kardeş sıcaklığında görüşebiliyorsak, uyumlu özlerimizdendir diyorum. Neleri yediklerini, nasıl giyindiklerini, halaylarını, şehrin doğal yaşamını bildiğimiz insanlarla uyum içinde olmak daha kolaydır bilirsiniz…

Barış Manço’nun şarkısında dediği gibi “bu dünya benim memleket“. “İnsanı insan olduğu için” sevdikten sonra “hemşerim memleket nire?” demeye gerek kalmaz. İYİ VE KÖTÜ tek ayrımımız olmalı.

Çok Kültürlü Güzel İnsanlar Diyarı

Güzel ülkemin her şehrinin ayrı bir özelliği var. Ancak, Kars neresinden anlatılmaya başlanırsa başlansın, her bir yönü sayfalarca sürer. Çünkü Kars, çeşitli etnik gruplarını ve mezhepleri barındıran zengin ve renkli bir kültüre sahip olduğundan, bu özelliğiyle bile farklı bir şehrimizdir. Çok-kültürlülük sayesinde yörenin zengin bir folkloru ve şive ağız özellikleri bulunmaktadır. Kars’ın nüfusunu Türk Halkları (Azeriler, Türkler, Terekemeler) ve Kürtler oluşturmaktadır. Bunun yanında Rus Malakanlar (Molokanlar) ve Almanlar ise Hristiyan dinine mensup küçük bir azınlığı oluşturmaktadırlar.

İç içe kaynaşmış, farklı şivelerde konuşan insanların arasında bakakalmanın ne demek olduğunu bilemezsiniz. Kürtçe anlatılan bir hikâyeye, Türkçe konuşan birinin çok gülmesine rağmen size anlatamayışı karşısında melun melun bakakalırsınız. Onlar anlıyorlar her şekilde birbirlerini.

Hepsi sevdiğiniz, ailenizin bir parçasıdır. Farklı dillerde hatta farklı geleneklerde olsalar bile ortak hayat yaşayan, güzel insanların diyarıdır Kars.

Annemin Malakan Kâhyalarını görüp koşarak sarılmasıdır Kars’taki güzellik. Kürt, Azeri, Terekeme ve  Türk’ün kız alıp vermesidir Kars.

Hadi gelin benimle, Kars’ı tanıyalım…

Serhat şehrimizin isminden başlayalım önce

Kars’a her yıl Mayıs ve Haziran aylarında giderdik. Çünkü doğası muhteşemdir o dönemde. Kış aylarında yalnızca bir kez çok küçükken gitmiştim Her yer bembeyazdı. Yaz günlerinden ziyade Kars hep o soğuk ve bembeyaz haliyle daha çok kalmıştı aklımda sanırım. Neyse, ortaokula başladım. Almanca okuyorum ama İngilizce öğrenen arkadaşlarımızdan da bir şeyler duyuyoruz. İngilizce de “s” takısıyla çoğul anlam kazanıyordu cümleler. Evet ben Kars isminin “Kar” ismine “s” eklenince “Karlar şehri” anlamında olduğunu düşünmüştüm 😊

  • Büyüklerimden dinlediğim ve tarihten okuduğum bilgiler ışığında Kars’ımız yiğitlik ve olağanüstü hikayeler şehri olduğunu biliyorum.
  • Bunun yanında, yazımı hazırlarken Kars isminin ülkemizdeki en eski “Türkçe” isim taşıyan ilimiz olduğunu da öğrenmiş oldum.
  • MÖ 130-127 tarihlerinde Kafkas Dağlarının kuzeyinden gelen Ön Bulgarların Velentur boyunun Karsak Oymağı‘ndan gelmektedir. Bölgenin 9. yüzyıldaki (yaklaşık MS 888) adı literatürde Vanand’mış. MS 928’den 961 yılına kadar Kars bölgenin başkentliğini yapmış ve şehrin o zamanki adının Ermenice:”Ghars” veya “Kars” olduğunu göstermektedir.
  • Gürcücede ise, kapı kenti anlamına gelen Kariskalaki kelimesinden aldığı da söylenmektedir.
Kars isminin nereden geldiğini anlatırken, çok değerli siyasetçimiz rahmetli Bülent Ecevit’e Karaoğlan isminin verilişini de anlatmadan geçemeyeceğim.

Kars’lı Gazetecimiz Barış Yarkadaş’ın, ”Hepsi yaralar, sonuncusu öldürür” isimli kitabında babaannesi Şehzade Şahin’in Bülent Ecevit’e ilişkin bir anısında ”Şimdi tam olarak hatırlamıyorum ama sanırım 1972 ya da 73 yıllarıydı. Türkiye zor günlerden geçiyordu. Ekonomi kötüydü. Biz tek çare olarak CHP’yi görüyorduk. Birinci eşim Aydın Yarkadaş, Kars’ın Susuz ilçesinde partinin başkanıydı. Ben de CHP’nin kadın kollarındaydım. Bir ara kadın kolları Başkanlığı da yaptım. Aydın Bey, İsmet İnönü’nün yakın çalışma arkadaşıydı. İsmet İnönü, Kars’a geldiğinde evimize misafir olmuştu. Sonra dönem değişti. Bülent Ecevit diye bir genç ortaya çıktı. İsmet İnönü’nün yerine genel başkan oldu.

”Bizi bu kara günlerden kurtar Karaoğlan!”

Bülent Ecevit, Genel Başkan olduktan sonra ilk gezisini Kars’ın Susuz ilçesine yaptı. O gün Yani Bülent Ecevit’in Kars’a geldiği gün yanında Rahşan Ecevit de vardı. Ecevitler köy evimize geldi. Biz misafirleri karşılamak için kapıyı açtık. Karşımda esmer bir genç gördüm. Birden Bülent Beye sarıldım ve ”Bizi bu kara günlerden kurtar Karaoğlan” dedim. O an yanımızda gazeteciler de vardı. Ertesi gün gazetelerde ”Bir kadın, Ecevit’e Karaoğlan dedi ve boynuna sarıldı” diye yazdılar. ”

Şimdi geçelim Kars’ın diğer özelliklerine.

Coğrafi konumu, iklim ve bitki örtüsü

Kars Konum

Kars Doğu Anadolu Bölgemizin kuzeydoğu kesimlerinde yer almaktadır. Kuzeyinde; Ardahan, doğusunda; Ermenistan’la, güneyinde; Iğdır ve Ağrıyla, batısında ise Erzurum’la çevrilidir. Akyaka, Arpaçay, Digor, Kağızman, Sarıkamış, Selim, Susuz ilçeleridir. 1992 yılına kadar Kars’ın ilçeleri olan Ardahan ve Iğdır Bakanlar Kurulu Kararı ile artık il oldular.

Anne tarafım çok eskilerden Ardahan’dan Selim’e yerleşmiş. Akrabalarımızın bir kısmı hala oradadır. Ardahan ne kadar ayrı bir il olsa da benim gözümde hala Kars ile iç içedir.

Bitki örtüsü bozkır görünümündedir. Ancak Sarıkamış ilçesinde muhteşem çam ormanları bulunmaktadır. Köyümüze giderken o mis kokulu çam ağaçlarının kokusunda annemin köftelerinin tadını hala unutmam.

Rakımı ortalama 1768 metreyi bulan Kars arazisinin büyük bölümü yaylalardan oluşur. Kars’ta yer alan önemli yükseltiler olan Allahu Ekber Dağları, Kısır Dağı, Akbaba Dağı, Aladağ ve Aşağıdağ’ın bir kısmı merkez ilçe sınırları içerisindedir. Kars Çayı, kentin güneybatısından geçer. Kent aynı adlı ovanın üzerinde kurulmuştur.


Tarihçesi

M.Ö. 5000-4000 Huriler’le başlayan Kars’ın tarihi Urartular, İskitler, Karsaklı Beyliği, Sasaniler, Selçuklular, Moğollar, Karakoyunlular ve Akkoyunlular’ın egemen olduğu eski bir tarihe sahiptir.

1535 yılında Kanuni Sultan Süleyman tarafından Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarına katılmıştır.

1853 – 1856 Osmanlı Rus Savaşında, Kars’ın Rus ordularına karşı kahramanca savunulması sonucunda; kazanılan 1855 KARS ZAFERİ nedeniyle, şehrimize verilen “KARS ZAFER MADALYASI” aynı zamanda Anadolu’da bir şehre verilen ilk “GAZİLİK” madalyasıdır. Müşir Mehmed Vasıf Paşa komutasındaki Osmanlı ordusu 135 gün süren Rus kuşatmasına karşı Kars halkı ile birlikte kahramanca bir savunma yaparak 29 Eylül 1855 günü Kars Zaferini kazanmıştır.

18 Kasım 1877 den 25 Nisan 1918 kadar 40 yıl Rus işgali altında kaldıktan sonra Türkiye Cumhuriyeti topraklarına katılmıştır.

Milli Mücadele döneminde, Karslılar önce Milli Şura sonra Cenub-i Garb-i Kafkas hükümetlerini kurmuşlardır.

SARIKAMIŞ DESTANI

1914 yılındaki Sarıkamış harekâtı sırasında Allahu Ekber dağlarında donarak şehit olan on binlerce askerimizi unutmak ONLARDAN BAHSETMEMEK Kars tarihine yakışmaz.

1911 ile 1913 arası Osmanlı Devleti Trablusgarp ve Balkanlar’da ağır yenilgiler almış.

Başkomutan Vekili Enver Paşa, kaybedilen toprakların yerine, yeni topraklar katmak için harekete geçer. Almanya’yı da yanına alıp yönünü Kafkaslar’a çevirdi.1914 yılının Ağustos ayında seferberlik ilan edilir. Binlerce vatan evladı, askerlik şubelerine koşar. Vatanını seven yiğit çok ancak mühimmat az, teçhizat yetersizdi. Dönemin 3’üncü Ordu Komutanı Hasan İzzet Paşa, İstanbul’a rapor göndererek kışlık kıyafet ve lojistik destek talep eder.

Osmanlı-Rus orduları karşı karşıya geldiğinde henüz destek henüz gelememiştir.

Başkomutanlık bu isteklere kayıtsız kalmamış. Bahr-i Ahmer, Bezm-i Alem ve Mithat Paşa vapurları, kışlık giyecek, silah ve mühimmat yüklenerek Trabzon’a doğru yola çıkar. Ancak vapurlar, Rus donanması tarafından batırılır. Böylece Sarıkamış Harekatı’nın başarı şansı da Karadeniz’in serin sularına gömülür.

Allahu Ekber Dağları‘na ölümüne yürüyüş 22 Aralık 1914’te başlar. Her şey planlandığı gibi başlar ama devamı gelmez. Planlanan 2 günlük yürüyüş 4 güne uzar. Hafız Hakkı Paşa kendisine verilen talimatın dışına çıktı. Oltu’yu temizledikten sonra Göle ve Ardahan istikametlerine kadar ilerledi. Haliyle bu durum, harekatın gecikmesine sebep olur. Mehmetçik sadece düşmanla değil, çetin kış şartlarıyla da mücadele eder. Kar ile tipi yollarını, buz gibi hava nefeslerini keser ve binlerce yiğit, donarak, hastalığa yenik düşerek ve göğüs göğse çarpışarak şehit düşer.

Harekât sona erdiğinde Ruslar yaklaşık 32.000 kayıp verir. Türk ordusunun şehit, yaralı, hasta, kayıp ve esir olmak üzere toplam kaybı 90.000’e ulaşıyordu.

30 Ekim 1920’de Kazım Karabekir yönetimindeki Türk Ordusu Kars’ı alarak Türk topraklarına katmıştır.

Allahu Ekber dağlarından o gencecik Mehmetçiklerimizin seslerinin geldiğini söylerler.

Şehitliği sıcak bir Ağustos günü ziyaret ettim. Yolda dinlediğim hikayelerden kanım donmuştu zaten. Aslında babamdan, akrabalarımdan yıllarca hep duymuş, inanmak istememiştim belki de.

Belki de o acıları duymak istemedim. Her biri o kadar acı ki duyduklarımın. Yazamıyorum çünkü yürek dayanmıyor… Şehitlik yapılırken yapılan kazılarda silahı ile donan Mehmetçiğimizin elinden silahını almak isterken silahını vermeyen şehidimiz… Aradan geçen yüz yıla rağmen hala hiç bozulmamış gencecik Mehmetçiklerimizin naaşları…

Ve en tepeye çıkmıştık. Köydeyken yapılan uyarıları dinlemiş yanıma kalın ceketimi almıştım. Daha kalın bir ceket almam gerektiğini zirveye ulaştığımda anlamıştım. “Ya siz o buz gibi kış günü ne yaptınız” dedim kendi kendime utanarak. Gözyaşlarımı tutmam mümkün olmadı.

Hala toprağın üzerinde kemikleri görebiliyorduk.

Bastığın yerleri ‘toprak!’ diyerek geçme, tanı:
Düşün altında binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

İstiklal Marşı’mızın sözlerini yaşıyorum. O satırların anlamını yaşıyorum. Rüzgâr Mehmetçiklerimizin çığlıklarını kulaklarımıza getiriyor. Dayanılmaz acı, dayanılmaz ızdırap çekiyoruz… Tıpkı Çanakkale’de, İnönü’de, Afyon’da vatanımızın her bir köşesinde yatan şehitlerimiz gibi… Vatanımızın her bir yerinde şanlı tarihimiz yazılırken canlarını veren şehitlerimizin hakkını ödememiz mümkün değil.

Ağustos’ta bile karlar vardı Allahu Ekber dağlarında.


Ekonomi ve Sanayi

Kars’ta en önemli geçim kaynağı tarım ve hayvancılıktır. Geniş çayır ve otlak alanlarına sahip olduğundan küçük ve büyük baş hayvancılığı geliştirmiştir.

Bunun yanında kümes hayvancılığı ve arıcılık ta oldukça gelişmiştir.  Yaz aylarında özenle yetiştirilen kazların eti ve tüylerinden yararlanılır.

İçim acıyarak yazıyorum inanın. Keşke tüm dünya vegan olsa. O sevimli hayvanları midemize değil de doğaya bırakabilsek.

Zavod denilen mandıralarda işlenen süt ürünleri Türkiye’nin dört bir yanına dağıtılır. Özellikle, Kars Kaşarı ve Kars Balı Türkiye genelinde nam salmıştır. Kars Kaşarı, İzmir Enternasyonal Fuarı‘nda yine burada üretilen gravyer, beyaz peynir ve kreması ile birlikte 1937’den 1950’ye kadar Türkiye birincilik ödülünü almıştır. Bunun yanında Kars Balı Kafkas Arısı ırkı tarafından yapılan tamamen organik bir üründür. Bu bal Kars ve Ardahan’ın mera ve yaylalarında doğal olarak yetişmekte olan çok sayıda polen ve nektar kaynağı çiçekten üretilmektedir. Bu bitkilerin yetişebilmesi için herhangi bir ilaçlama ve gübreleme işlemi yapılmamaktadır.

Uzun süren kış mevsimi tarımsal üretimi etkilemektedir. Yılda sadece bir kez ekin biçin yapılır.

Biçin zamanı gittiğimizde köyde herkes yoğun olurdu. Yaylaya hayvanlar götürülür. Diğer taraftan biçinler yapılırdı. Akşam olup ta biçinler ot arabalarına yüklendiğinde otların üzerinde uzanıp gökyüzünü izlerdik. Ben de (daha küçükken giderdik zaten şimdilerde çok kısa ziyaretler yapabiliyorum) Yaylalara at üstünde gitmenin tadını yaşadım. O buz gibi tertemiz suları içtik atımızla. Kâh yaylada, kâh köyde kalarak ortamın tadını çıkarırdım. Ne güzel olurdu bilseniz. Orada yaşayan akrabalarımın ne kadar zorluk yaşadıklarını anlamıyordum o zamanlar. Atamızın “Köylü milletin efendisidir.” sözünü köyde yaşayarak anlayabilirsiniz ancak.

Hububat ve yem bitkileri üretiminden sadece buğday, arpa, korunga, yonca ve fiğ yetiştirilirken, endüstri bitkilerinden sadece şeker pancarı ve patates üretimi yapılmaktadır. Ekili alanların %90’dan fazlası tahıl üretimine ayrılmıştır. Baklagillerden sadece fasulye ve yeşil mercimekten bahsedebiliriz.

Kış sebzesi olarak lahana ve şalgam yetiştirilir. Üretim bakımından önde gelen kuru sebze patatestir.

Kars’ta yetişen patatesin tadı bile bambaşkadır. Beyazdır patatesler.

Kars’ta patatese kartol da denir. Rusça kökenli olan Kartol kelimesi kartofel/kartoşka kelimesinden meydana gelmiştir. Kratol kelimesinin anlamı patatestir.

Anneannemin kuzine sobasının gözünde pişirdiği patateslerin içine tereyağını karıştırdığındaki tadı unutmak mümkün değil.

Sanayi

Sanayi alanında son dönemlerde gittikçe büyüyen Kars’ta irili-ufaklı birçok fabrika kurulmuştur. Kentte yem, şeker, çimento, tuğla, ayakkabı ve süt ürünleri sektörlerinde çalışan birçok fabrika bulunmasına karşın; işsizlik oranı oldukça yüksektir. Bu nedenle Kars Türkiye’nin en fazla göç veren şehirlerinden birisidir.

Kültür ve Sanat

Kars, kültürel yönden köklü temellere dayanmaktadır. MÖ 9000 yılına kadar uzanan tarihi geçmişi olan topraklar üzerinde birçok uygarlık hüküm sürmüş, günümüzde de hala izlerine rastlayabiliriz. Gelenekler, görenekler, halk hikâyeciliği, maniler, türküler ve dengbejler kültürü zengindir. Bu zenginlik Kars’ın eski bir yerleşme merkezi olması, çeşitli kavimlerin çeşitli zamanlarda bu bölgede yaşamasından kaynaklanmaktadır. Bugün, Kars’ta derlenmiş olan halk edebiyatı verileri dışında; derlenmiş orijinal gelenek, görenek ve kıyafetler de vardır

Halk oyunları

Yazımın ilk başlarında belirttiğim gibi Kars çok-kültürlü bir şehir olması sonucu zengin bir folkloru bulunmaktadır. Bu nedenle oyunundan, kıyafetinden, yemek kültüründen, ekonomik yapısından bahsetmek için her bir kültürün yapısına bakmak gerekir.

Kars’ta halk oyunları başta davul-zurna olmak üzere saz, balaban, tar, tulum, tütek, garmon, akordeon ve klarnet eşliğinde oynanır. Örneğin Azeriler, barlarında akordeonla eğlenirken, Kürtler halay çekerken davul zurna ile oynarlar. Yüzden fazla oyun sergilenir. En yaygın olan halk oyunları alaca barı, sarhoş barı (hızlı), üç ayak, çepki (hızlı ve estetik) ve bagidir. Halk oyunlarının en dikkat çekici olanı ise Kafkas danslarıdır. Bu dansları yapanlar Kafkasya yöresine uygun kıyafetleri ve hareketleriyle adeta büyülerler.

Liseli yıllarımda halkoyunları oynadığım dönemlerde Kafkas oyunlarını oynayamamıştım. Rahmetli Ayhan Hocamız beni kilolu bulduğundan asla oynatmamıştı. Zayıfladığımda ise sağlığım elvermemişti.

Kars eğlencelerinin olmazsa olmazıdır Âşıklar. Köylerimize (annem ve babam ayrı köylerden olduğu için) gittiğimizde misafir odalarında âşıkları dinlerdik. Sazının tellerine vururken, dudaklarının birbirine vurmaması için dudaklarına iğne yerleştirdiklerinde şaşkınlıkla izlerdim.

Kars’ta, aşıklar geleneği çok eskilere dayanır. Âşıklar, deyişlerini ve birbirleriyle olan atışmalarını saz ve kopuz ile yaparlar.  Yapılan araştırmalarda Türkiye´de en çok aşık Kars doğumlu olduğu tespit edilmiş. Murat Çobanoğlu ve Şeref Taşlıova, Kars’ın yetiştirdiği en önemli aşıklar arasındadırlar. Murat Çobanoğlu’nun ölümüyle birlikte burada her sene Türkiye Murat Çobanoğlu Âşıklar Bayramı düzenlenmektedir.

Halı dokumacılığı

Kars’ta hayvancılığın önemli bir yer tutması halıcılığında gelişmesine katkı sağlamıştır. Burada halı, kilim ve keçe dokumacılığı yapılır. Büyük çoğunluğu Kirman ipi ile yapılan halılarda motif olarak geometrik ve bitkili desenler kullanılır. Halıların bordürleri yani kenar işlemeleri, yöredeki çok kültürlülüklerden etkilenerek değişik motiflere sahiptir.

Köylerde kurulan halı ve kilim tezgâhlarındaki herkesi deli ettiğimi hatırlarım. Onlar ince ince motifleri seri bir şekilde işlerlerken hemen yanlarına oturup ben de yapmak isterdim. Yanlış renkler kullanmayayım diye aynı renk işlenen satırlara izin verirlerdi. Bir türkü başlardı bir yerden, diğer kızlar da eşlik ederlerdi.

Kars, farklı kültürlerin ve sert kışlarına rağmen ortaya çıkan rengarenk narin çiçekleriyle ilginç doğaya sahip şehrimiz birçok kitap ve filme mekân olmuştur. 

Nihat Behram’ın, Miras; Füruzan’ın, Kırk Yedi’liler; Orhan Pamuk’un Nobel edebiyat ödüllü, Kar başlıklı romanlarında Kars, birey ve toplum odaklı kimi yaklaşımların, varlıklarını sorgulamalarının çıkış noktasıdır. Dolayısıyla Kars, bahsi geçen romanlarda, olayların sebep-sonuçlarına ev sahipliği yapmanın ötesinde bir görev üstlenir. Şehrin kültürü romanlara doğallığıyla işlenir. Bunun yanında Malakan kökenli Rus yazar Ludmilla Denisenko’nun kaleme aldığı “Böyle Bir Kars” adında kitabı bulunmaktadır.

Filmlerde ise, göç zamanı birbirlerine aşık olan Mişka ve Popuç’un toplumsal koşullar nedeniyle kavuşamayışlarını anlatan “Deli Deli Olma” filmini mutlaka izlemelisiniz. Şivesi, insanları en doğal biçimde anlatılmış bir film. Tarık Akan’ın yazık ki son filmidir. Mahsun Kırmızıgül’ün Güneşi Gördüm, Mucize ve Mucize 2: Aşk filmleri ile Türkiye gerçekleri işlenmiş. Açıkçası Kars kültüründen ziyade Güney Doğu Anadolu yapısı ile karıştırıldığını düşünüyorum. Reha Erdem’in yazıp yönettiği, “aşk”ı arayan sıradışı Kosmos’un bir sınır kentinde yaşadıklarını anlatan “Kosmos”, “Kars’ın bir köyünde yaşayan küçük Rauf’un, kendi sınırlı ve kapalı dünyasında, aşkın sınırsızlığı ile tanışmasını anlatan “Rauf” filmleri Kars’ta çekilmiştir.

Festivalleri

Kars Kafkas Kültürleri Festivali, Uluslararası Altın Kaz Film Festivali, Avrupa Filmleri Festivali-Gezici Festival, Murat Çobanoğlu Aşıklar Bayramı, Uluslararası Kars Kültür Günleri, Kaşar Festivalidir.

Mimarîsi

Kafkaslardan Anadolu’ya girişte ilk yerleşim merkezi olma özelliğini taşıyan Kars şehri birçok uygarlığın geçişine tanıklık etmesi sebebiyle binlerce yıldan bu yana iskân edilmiş antik bir yerleşim merkezi özelliğine sahiptir. İpek Yolu üzerinde yer alan Kars’ta bulunan ve görünen birçok eserin mimari yapısı dikkat çekicidir.

Özellikle, Rusların şehre girmesiyle şehir mimarisi büyük değişim geçirmiş. Ruslar, Kars Çayı’nın doğusunda kalan kesimde yeni yapılar inşa ettiler. Birbirlerini dik kesen yollar  ve bugün ilde koruma altına alınan eski Rus evleri büyük taşlarla yapılmış müthiş binalar bulunmaktadır.

Kars, ayrıca Tarihi Şehirler Birliği‘nin üyelerinden birisidir.

Kars Kalesi, Varlı Kalesi ve Ağadeve Kaleleri  görülmeye değer yapılardır.

Tarihî Rus evleri

Kars, 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’nın ardından 40 sene boyunca Rus egemenliği altında kalmıştır. Ruslar bu yıllar içerisinde şehir merkezinde yeni imar çalışmaları başlatmışlardır. Kars’ta bulunan Kars Çayı’nın batısındaki yerleşim yerlerini terk ederek bugünkü Yusufpaşa, Ortakapı ve Cumhuriyet Mahalleleri’ne yerleşmeye başlamışlar. 1890 yılında Hollandalı mühendisleri getirten Ruslar geniş caddeler yapmışlardır. Bu geniş caddelerin üzerine kırk yıl içerisinde Baltık mimari tarzında düzgün kesme bazalt taşından tek-iki ve üç katlı binalar yapılmıştır.

Bu tarihi binaların giriş cephelerinde sütunlar, bordür kabartma taşlarla süslenmiştir. Bu binaların içinde uzun koridorlar etrafında iç içe açılan oda ve salonlar bulunmaktadır. Yine iç mekânda şömine biçiminde peç adı verilen ısıtma sistemleri vardır. Bu binaların duvarlarının içine monte edilen borularla binaların tamamı ısıtılmaktadır. Bugün bu binaların 101 adeti tescil edilerek koruma altına alınmış ve büyük bir kısmı kişisel mülkiyete konut olarak bırakılmıştır.

Kars sokaklarında dolaşırken tarih içinde yaşanan tüm savaşlara rağmen hala sapasağlam ve birbirinden güzel binalarla karşılaşırsınız. Teknik konuda eksik olduğum ancak gördüğünüzde hayran kalacağınız binaları benim burada anlatmam mümkün değil elbette. Bu işi uzmanına bırakayım en iyisi. Yeni bir yazı konusu olarak Dilek Alp’ten uzun uzadıya okursunuz ileride


Turizmi

Kars’taki coğrafi yapı ve iklimin şekillendirmesi ile oluşan doğal değerler ve insan eliyle yapılan tarihi yapıların sayesinde burada zengin bir turizm potansiyeli mevcuttur. Yörede  bulunan göl ve nehir yakınlarında kuş gözlemlemek ve çiçeklerin rengarenk güzelliklerini izleyebilme sayesinde ekolojik turizm büyük öneme sahiptir. Sarıkamış’ta kayak yapabilir, Ermenistan sınırında Unesco Kültür Mirası Ani Harabelerini ziyaret edebilirsiniz. Kars merkezinde bulunan Kars Kalesi, Kars Müzesi, Kümbet Cami Havariler Kilisesi) ve Kars Tabyaları‘nı görüp çayınızı içebilirsiniz. Ayrıca Çıldır Gölü’nün donmasıyla, buz tutmuş bir göl yüzeyinde yürümenin muhteşemliğini Kars’ta yaşayabilirsiniz. Gölün üzerinde kızakla kayak, buzda balık avı, muhteşem fotoğraf kareleri yakalayabilirsiniz.

Ayrıca, dünyanın en güzel demiryolu 10 seyahat rotası içerisinde yer alan Doğu Ekspresi güzergahı, manzarası ile yolcuları adeta büyülemektedir. Ankara hareket eden tren sırasıyla Kırıkkale, Kayseri, Sivas, Erzincan, Erzurum ve Kars illerinden geçmektedir.

Bu şekilde anlattığıma bakmayın henüz Doğu Ekspresi seyahatini yapamadım. Şu sıkıntılı günleri atlattığımızda ilk yapacağımız gezi olacak. O geziden neler çıkacak göreceğiz…

Kars’ta son yıllarda çoğalan kültürel ve sanatsal etkinlikleriyle Kars’ı “Kafkaslar’ın Davos’u” hâline getirilmesi planlanıyormuş. En kısa zamanda olmasını diliyoruz biz de.

Kars Müzesi

Taşınır ve taşınmaz kültür varlıklarının korunması ihtiyacını karşılamak üzere ilk olarak 1959 yılında Vilayet Konağı’nda Müze Memurluğu kurulmuş, daha sonra bölgeden toplanan eserlerin çoğalması sebebiyle 1964 yılından 1978 yılına kadar Kümbet Cami (Havariler Kilisesi) müzeye dönüştürülerek sergileme yapılmış, nihayet 1978 yılında İstasyon Mahallesi’nde yapılan yeni ve modern bir müze binası 1981 yılında hizmete açılmıştır. Modern Kars Müzesi günümüzde arkeolojik, etnografik ve taş eserlerin sergilendiği önemli müzeler arasında yer almaktadır.

Yöresel yemekleri

Kars mutfağı ağırlıklı olarak hamur işi yemekleriyle doludur. Ayrıca, hayvancılığın bir numaralı geçim kaynağı olması beraberinde etli yemeklerin de tüketilmesini de getirmiştir. Zengin mutfağında özellikle katmer, kete, feselli, helva, Kars böreği, mafiş, pişi, bozbaş yani piti (nohutlu-etli), hangel (kıymasız mantı), mantı (kaz eti ile de yapılır) kelle paça, haşil, kuymak, erişte aşı, mezik, kaz yemekleri (tandırda kaz çekmesi ve pilavlı kaz eti gibi), patatesli veya mercimekli erişte pilavı,  hörre (un çorbası), kesme çorba, ayran çorbası ve nezik (hamurlu) türlerini sayabiliriz.

Tandırda pişirilen ekmeğimizin üzerine sürülen tereyağları ve balların bile tadı bambaşkaymış. Şimdilerde köylerde eskisi gibi tandırda ekmek pişirilmiyor. Anlatırken büyüklerimizin o tandır sıcağında bizi şımartmalarını nasıl özlediğimi fark ettim. Ruhları şad olsun ninelerimizin.

KARS KAŞARI

Kars’tan söz ederken Kars’ın meşhur peyniri kaşarından bahsetmemek olmaz elbette.

Sevgili İlknur’a o çok sevdiği Kars kaşarını da buradan anlatmış olayım hem 🙂 

Ortaya çıkış zamanı Kars’ın 1878 yılından 1918 yılına kadar uzanan 40 yıllık işgal altındaki tarihini içerir. İlk kez 1878 yılında İsviçreli bir peynir üreticisi olan David Moser‘in Kars, Boğatepe‘yi ziyareti sırasında bölgeyi peynir yapımına uygun bulması ile ortaya çıkar. İsviçrelilerin Kafkasya’dan Kars’a gelmesiyle ilk mandıra kurulur, ilk Kars Gravyeri üretilir ve bu şekilde Kars kaşarı hikayesi başlamış olur. İsviçre kökenli bir peynir olan gravyer adını, İsviçre’nin Gruyère kasabasından alıyor. İnek sütünden yapılan gravyer peynirinin üretimi Türkiye’de Kars’ta yapılıyor. Genellikle saf inek sütü veya inek ve keçi sütü karışımı ile yapılır. Adeta yıllandıkça lezzeti artan bu peynir Kars kaşarı üreticileri tarafından verilen yoğun emekler sonrasında sofralara ulaşmaktadır. Kars kaşarı içerisinde barındırdığı besin değerleri diğer tüm peynirlerden daha yüksektir, ayrıca fabrikasyon katkı maddesi içermeyen doğal bir peynir türüdür. Peynir üretimi konusunda yapılan araştırmalarda 30 çeşit peynir tespit edilmiştir. Başlıca peynirlerimiz çoma, çürük, çeçil, kaşar, gravyer peynirleridir.

Spor

Kars’ta spor en sevilen sosyal aktivitelerden biridir. Yüzlerce profesyonel sporcunun yanı sıra amatör spor yapan çok sayıda kişi de mevcuttur. Ancak Cirit ayrı bir öneme sahiptir.

Ata sporu Cirit 

Türklerin Orta Asya’dan Anadolu’ya geldikleri dönemden beri oynadıkları savaş oyunu olarak bilinen geleneksel atlı spor dallarından cirit, Kars’ta köylüler tarafından yapılan dostluk maçlarıyla hala yaşatılmaktadır. Babacığımın doğduğu köy olan Selim ilçesine bağlı Akçakale köyünde de cirit alanında atlarıyla cirit sporunu hala yaşatmaktadırlar.

Uzman Tavsiyesi*; Eğer bir gün yolunuz düşerse unutmayın;

  • Gör; Ani Antik Kenti ve Ani Harabeleri, Kars Kalesi, Ebu’l Menûçihr Camii, Aziz Prkich Kilisesi, Tigran Honents Kilisesi, Bakireler Manastırı, Sarıkamış Şehitler Anıtı, Kars Müzesi, Çıldır ve Aygır Gölleri
  • Tat & Kokla; Kars Gravyeri, Kars Kaşarı, Kars Balı, Kaz Eti, Kağızman Uzun Elma
  • Dokun; Doğu Ekspresi, Sarıkamış Kayak Merkezi, Taş ve İpek Yolu Köprüsü, Kars El Yapımı Halılar, Azat ve Camuşlu Köyü Kaya Resimleri, Baltık Mimarisi, Kars Obsidiyen Taşları
  • Dinle; Susuz Şelalesi, Azeri Folk Müziği, Ani Hatıraları.
Ve;

Adıyla, tarihi ve kültürüyle bambaşkadır Kars’ımız. Soğuk kışlarına rağmen, narin çiçekleriyle güzellikler ve şifa dağıtan şehirdir. Dağlarında yetişen şifa sunan kekikleriyle beslenen hayvanlarından alınan ürünleriyle isim yapan şehirdir.

Farklı kültürlerin birbirine kucak açmasıdır Kars. “can” demektir sevdiğine. Dışardan gelen insanlara “gurbettedir” diyerek kucak açmaktır. Akrabalığın içten olmasıdır. Düğünlerde kadın-erkek demeden yürek yüreğe halay çekmektir. Acılarda farklı dillerde ağıtlar yakarak ağlamaktır Kars’lı olmak. Şivelerin yadırganmaması, alt kimliklerin gizlenmemesidir. Demokrat olmak, sorgulamaktır. Etnik kökenlerin farklılığına rağmen, Türk Milleti olmaktır. Okumanın, eğitimin değerini bilmektir. Doğunun okuma oranının en yüksek ilidir. Bu yüzden zor şartlara rağmen avukat, doktor, öğretmen, gazeteci, hakim, savcılar yetiştirmektir. Sert iklime rağmen sıcak yüreklerin olmasıdır. Tabii ki iyi ve kötünün her yerde olduğu gibi Kars’ta da olduğu gerçeğini göz ardı etmiyorum. Özünde güzel bir memlekettir Kars. Ve babamın ve iki güzel kardeşimin yattığı topraklardır Kars.

Aslına bakarsanız anlatacak daha o kadar çok şey var ki! Anlatmakla da olmuyor yaşamak lâzım Kars’ı.

Son olarak trenle Kars’a gelen ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk, Kars Garı’nda “Hoş gelişler ola Mustafa Kemal Paşa” türküsü ile karşılanınca çok duygulanmış. Ben de o türküyü buraya bırakıyorum.

Sağlık ve mutlulukla kalın.

Nalan AĞDAŞ

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Nalan AĞDAŞ
Nalan AĞDAŞhttps://nalanagdas.blogspot.com/
"İsmimin inadına gülümsüyorum hayata!" Evlat, Anne, Bir de üniversiteli gençlerin (En sevilen) öğrenci işleri ablası.

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1048 Ömer Hayyam (974)
Vefat
- 2009 Türkan Saylan (13)
Mayıs 2022
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

Bu Hafta Popüler

Ayna Söyle Bana…

Ayna söyle bana diye başlar masaldaki kötü kraliçenin cümlesi. Gerçekten kimi, neyi, ne görüyoruz o sırlı camdaki aksimizde.

Gümüş – Hane

Gümüş - Hane... O beyazımsı parlak metali MÖ 4000 yıllarından bu yana hayatımızın en süslü köşelerinde taşıyoruz. Peki adıyla özel Gümüşhane.

Hedef Ne? Dünya Okulunda İnce Enerjileri Yönetmek

Kendini bilme yolculuğunda hedef nedir? Bugün bu yolculukta, dünya okulunda ince enerjileri doğru yönetme konusuna bir pencere açıyoruz.
Nalan AĞDAŞ
Nalan AĞDAŞhttps://nalanagdas.blogspot.com/
"İsmimin inadına gülümsüyorum hayata!" Evlat, Anne, Bir de üniversiteli gençlerin (En sevilen) öğrenci işleri ablası.

İlgili Yazılar

Zakynthos

Zakynthos. Venediklilerin tabiri ile Doğu Akdeniz'in Çiçeği. Akdeniz'in muhteşem renkleriyle, İyon Denizi'nde Yunanistan'a bağlı eşsiz bir ada.

Kars Ani Gezisi

Kars Ani gezisi, yazarımızın eski anılarından. Arpassus'ta İlk Yaz adıyla sayfalarımızdaki yerini alıyor. Birlikte keyifli bir yolculuk olacak

Savaşma! Seviş

Savaşma!. Keşke çıkarlar bu kadar önemli olmasaydı. Sonuçların tüm zararını tahmin etmek çok zor. Peki tarihin gidişatını değiştiren savaşlar?

Cemre

Cemre... Biraz mitoloji, biraz alevli bir aşk. Haberci en çok; baharın geleceğinin habercisi. Bonus olarak da biraz cin. Kar, kor, bahar 🌼