Cumartesi, Haziran 25, 2022
Ana SayfaDeniYorumEdebi'YorumKim Olduğunu Biliyorum
Önceki İçerikKendi Kendine Var Olmak
Sonraki İçerik41 Kere…

Kim Olduğunu Biliyorum

Kim olduğunu biliyorum diyor Derya Cesur bu sefer. Tüm yitip giden kadınlar için, onlar adına… Sebep olanlarına…


7 dakika


Kim olduğunu biliyorum

Sevgilim diye tutup gezindiğim elinle başımı gövdemden ayırıp bir konteynıra atarken güle gerine sokaklarda dolaşan,
masumiyeti benden çok önce çürümüş,
önü hiç oyuncaksız, karnı hiç aç, cebi hiç harçlıksız bırakılmamış,
lakin yüreği sıcak bağlardan, kadife duygulardan,
kolları sebepsiz kucaklaşmalardan,
başı, şefkatli dizlerden nasibini almamış bir yoksulsun sen.
Dışında taklit bir baharla gülümserken
içindeki kutup kışlarını büyüten bir ziyan insansın sen.

Kim olduğunu biliyorum.
Bütün çocukluğu öfkeli muhafazakar bir adamın şiddetli babalığına,
silik, yok bir annenin süresiz susuşlarına çapalanmış,
sevda diye bildiği ilk şeyi karşı evin açık penceresine,
taş merdivende bekleyen bir çift kırmızı terliğe düşürmüş,
gidip alayım derken,
ayağı namus bekçilerine,
geleneklere,
cepteki deliğe,
içine tükürsen yeridir bir yazgıya takılmış kurbansın sen.

Yan baksa da, düz baksa da istenmemiş,
ellerin tersine yakıştırılmış,
sevgiden yitirdiğini, eğreti küheylanlığından doğurmaya çabalayan,
ergenliğini rüyasına hapsedip,
tutkularından kanserli fantaziler inşa eden bir yitiksin sen.

Kral olabildiğin yegane yerinde,
her gün yüzlerce insanı taşıdığın,
tavanında binlerce nefes şahitken beni kaçırdığın arabanda bana küfürler savururken anladım;
gerçek anlamda hiç sevilmemişti başın,
hiç aşkla bakılmamıştı yüzün,
kaba ellerin kibar gözyaşlarına dokunmamıştı hiç.
Bana vahşice saldırırken , bileklerimi keserken, cansız bedenime tecavüz ederken
tüm geçmişinden intikam alıyordun;
değersiz çocukluğundan, bastırılmış gençliğinden, işe yaramaz yetişkinliğinden…

Ben öldüm,
sen yaşadın.
Ben ölüyken de vardım;
sevdiklerimde, konuştuklarımda, gülümsediğim fotoğraflarda…
Sen ise hiç yoktun, katilim olana dek.
Bir özge candım ve herkeste öyle kaldım,
sen
beddualı hayatından, yaşadığından da kötü ayrıldın.

Kim olduğunu biliyorum.
Kimseye sormadılar, iki ayrı evden getirilmiş iki ayrı vazo gibi koydular bizi yan yana.
Oysa
aşağı mahalledeki kumral güzeli kızı seviyordun
ama bunu bir tek sen biliyordun.
Onu münasibine verdiler, seni denginle everdiler.
Hiç ısınmadı gönlün gönlüme.
O da bir garip gönüldür demedi kendi kendine.


Aşım suç oldu sofrada, saçım dert oldu sokakta, sesim zul oldu odada.


Gelsem yerin dardı,
gitsem
öte yanda ne işim vardı?

Kavuşamamalarını gördün bende sen.
Abilerin, amcaların çatılmış kaşlarını,
teyzelerin “evlilikte keramet vardır” diyen yalancı dillerini gördün.
Konuşsam dövdün, sussam dövdün.
Gülsem sövdün, gülmesem yine…
Bütün derdin kendin iken toprağa beni gömdün.

Kim olduğunu biliyorum.
Aynı batında cana bürünmüş yarımdın.
Köşesi ataçlı ilkokul defterine karışmıştı çığlığım.
Meraktan kocaman olmuş gözlerin babamın suskunluğunu, annemin gözyaşını silmişti.
Öyle kocaman bakmıştın ki, evim sen olacaksın sanmıştım.

Oysa sen, senden başka herkestin.

Annenin veli nimetiydin,
babandın, amcandın, kahvehanenin işsiz güçsüz ahlakçı takımıydın.
Bahçe duvarını aşmamıştı başım, henüz on yedi olmamıştı yaşım, geldi bir el dayandı boğazıma.
Bilmediğim yerlerim acıdı, böğürdüm,
başımı toprağa çarpa çarpa öğürdüm.
Kanatana kadar ısırdığım koca ellerini kokusundan tanıdım.

Kim olduğunu biliyorum.
Kapıya varıp düştüm eşiğe, sen buldun.
“Abi” dedim, “O”
O !

Sarılmadın, kaldırmadın, “Sus !” dedin, kendi sesinin yankısından korkarak.
“Tek ses etme, sus !”
Daha da konuşmadım ben.
İnfaz çıktı meclisten,
mahsule dadanan domuzları vurdukları bir tüfek vardı,
onu verip eline yolladılar peşimden.
Yine kocaman oldu gözlerin, belli ki bu kez kederden.
Senden daha kısa sürdü ölümüm.


Ben suskun bir anıya dönüştüm, sen örfün zindanında maphus düştün.

Kim olduğunu biliyorum.
Akşam evime dönen yolda arkamdan yürüyüp bıçağını kalbime batırdığında gördüm seni.
İtilmişliğini,
yitmişliğini,
sevgiyle hiç buluşmamış kaskatı gözlerini,
işittiğin küfürleri,
kovulmuşluğu,
tiksinmişliği,
evlerden,
odalardan gönderilmişliği,
nefreti,
hiçliği,
geri dönülmezliği gördüm.

Çamurdan hayatının intikamını aldın yirmi yaş kanımla.
Zayıf bedenim üzerindeki gücünü hissedip kıvanç çıkardın leş ruhuna.
Öldürdün beni,
kaçtın bataklığına.

Kim olduğunuzu biliyorum.
Ya da
hiç olmadığınızı…

Tüm yiten kadınlara…

Derya CESUR

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Derya CESUR
Derya CESURhttps://demlikedebiyat.com/
Ben biraz kalabalık biriyim. Kendime misafir gibi yaşamam bu yüzden biraz. Aynadaki yansımayla göz göze gelip, bir yabancıya bakar gibi bakmam, biraz oturup sonra gidecek gibi olmam, bu yüzden. …………………………………………… Nerede ve ne zaman doğmuş olduğumun okuyana tesiri nedir? Ne iş yapıyorum, neler neler başardım ya da hangi okula gittim kim merak eder? Okudun mu, sevdin mi? Bir daha yazsa keşke dedin mi? Öyle ise ne ala! Tanışalım o halde. Ben, insan. Ben, herhangi biri. Yanından gelip geçen, az ötende yürüyen, konuşan, gülen, ağlayan, hisseden… Önü de sonrası da bilinmeyen…

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1903 George Orwell (119)
Vefat
- 2005 Kazım Koyuncu (17)
- 2009 Michael Jackson (13)
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

Bu Hafta Popüler

Perinin Ölümü ve Konuğumuz Tuna Kiremitçi

Perinin Ölümü ile Tuna Kiremitçi konuğumuz. Hem yeni polisiye romanı hem de tüm çalışmalarıyla ilgili keyifli bir söyleşi bekliyor sizleri.

Yalan ve Yalancılar

Yalan; yalancı. Gerçeğin farkında olduğu halde, gerçeği çarptırma işi. Herkesin her hangi bir sebeple başvurduğu, dünyayı donattığı yalan

Yaz Tatili ve Sezon Finali

Okullar için yaz tatili başladı. Bununla beraber çocuklarla birlikte her şey sezon finaline girdi. Yok sadece diziler filan da değil, her şey
Derya CESUR
Derya CESURhttps://demlikedebiyat.com/
Ben biraz kalabalık biriyim. Kendime misafir gibi yaşamam bu yüzden biraz. Aynadaki yansımayla göz göze gelip, bir yabancıya bakar gibi bakmam, biraz oturup sonra gidecek gibi olmam, bu yüzden. …………………………………………… Nerede ve ne zaman doğmuş olduğumun okuyana tesiri nedir? Ne iş yapıyorum, neler neler başardım ya da hangi okula gittim kim merak eder? Okudun mu, sevdin mi? Bir daha yazsa keşke dedin mi? Öyle ise ne ala! Tanışalım o halde. Ben, insan. Ben, herhangi biri. Yanından gelip geçen, az ötende yürüyen, konuşan, gülen, ağlayan, hisseden… Önü de sonrası da bilinmeyen…

İlgili Yazılar

Fikriye

Fikriye eski Türk filmlerindeki hikayelerin kahramanlarından biri gibi. O, Mustafa Kemal'e aşık ve aşkıyla göçüp giden bir genç kadın.

Potin Satarım

Potin satarım, güzel Cumhuriyet kadını Adile'nin öyküsü. Avukat Adile Hanım'ın. Takılı kaldığı geçmişindeki çocuk Adile'nin desek daha mı doğru? Sizleri çok eskilere, çocukluğunuza götürecek bu hikayede belki de eksik parça sizdedir. Kim bilir?

Söylesene iki gözüm, baka baka kararır mı üzüm?

"Üzüm üzüme baka baka kararır ya da kararmaz" olurdu münazara derslerinde örneğin konu. Söylesene iki gözüm, baka baka kararır mı üzüm?

İnsan Olma Hakkımıza Dokunmayın…

İnsan olma hakkı diye söze başlıyor Nalan Ağdaş. Derin, acı ve gerçek kesitlerle sarsıyor bizleri. Geçmiş, şimdi ve gelecek önerileriyle...