Kurbanlık Hikayeleri

Kurbanlık hikayeleri.. Kurban Bayramı'nın arifesindeyken. Kimdir, nedir'den başlayarak kendi hikayelerini anlatıyor Figen Demirtaş.

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

Kurbanlık hikayeleri anlatmak istiyorum vakit tam da Kurban Bayramı arifesini gösteriyorken. Hepimizde vardır bu hikayelerden. Hele de benim gibi empati yeteneği gelişmiş bir çocukluk geçirmişseniz. Benim hikayeler bayram sabahına kadar olanlardan. Sonrası biraz bulanık hafızamda hep.

Bayramlar insanları birbirlerine yakınlaştıran özel günlerden. Ramazan Bayramı da öyle milli bayramlarımız da. Hatta baharı müjdeleyen nevruz gibi doğanın bayramları da.

Ama önce kimdir kurbanlık, nedir ne değildir sorularına bir cevap bulalım. Tarihe bir bakalım hep birlikte.

 

Kurbanlık / Kurban

“Kurban, ilah olarak kabul edilen ya da yüceltilmiş bir varlığa sunulmak üzere kesilen canlı hayvan. Bir dileğin gerçekleşmesi için sunulan kurbana ise adak denir. Antik çağlardan beri tanrıları veya yüce kabul edilen varlıkları memnun etmek, felaketlerden korunma ve benzeri amaçlar doğrultusunda insanlar ve hayvanlar kurban edilmiştir.”

şeklinde geliyor ilk tanımımız Vikipedi‘den.

Wikipedia

Etimolojisine bakacak olursak eğer;

Kelimenin Türkçe’ye Farsça’dan geçtiği, onlara da Arapça’dan ya da İbranice’den geçtiği bilinmektedir. İbranice’deki anlamı yakınlaşmak Arapça’daki anlamı ise hediye‘dir.

Tarihine bakarsak;

Çok tanrılı dinlerde de görülür kurban geleneği. Hz Adem’den bu yana da İbrahimi dinlerde devam eder. Genel olarak insanlar yaşadıkları toplumlara göre korktukları bir güce karşı insan dahil olmak üzere kurban vermişlerdir. Hastalıklardan, kıtlıklardan korunmak için olduğu kadar teşekkür etmek amacıyla da bu tür ayinler yapılmış. Yine antik çağdan günümüze kurban geleneği ile ilgili biraz bilgi sahibi olalım.

Antik İsrail’de;

Korkulan bir tanrıya insan kurban edilirdi. Hem de yakılarak. Sonrasında bu gelenek Hz Musa tarafından lanetlendi. Yahudi toplumunda erkek çocuklarının kurban edildiği fakat sonrasında insan kurban etmek yerine sünnet geleneğinin yerleştiği düşünülmektedir. 

Antik Mısır’da;

Hayvan da kurban edilirdi. Fakat özellikle bakire kadın ya da çocuk yani masum, günahsız insanların Nil nehrine bırakılarak kurban edildiği kalıntılarda yazmaktadır.

Antik Yunan’da;

Ölenler eşyaları hatta kurban edilen eşleri ve köleleri ile birlikte gömülürdü. Ve ölüler mezarlarında yaşamaya devam ederlerdi onların inancına göre. Ve bu yüzden de düzenli olarak yapılan törenlerde mesela bir kap içinde kan sunulurdu. Kan hayat demekti ve eğer bu törenler atlanırsa uğursuzluk getirebilirdi inanca göre.

Orta Amerika’da;

Azteklerin sabah yıldızı olarak bildiği venüs için insan kurban ederlerdi. Maya ve Toltek geleneklerinde bu törenler oldukça gaddardı. İnsan kurbanı bir korku töreni gibiydi. Kalpleri canlı canlı sökülüp, sunaklarda kafalar kesilmişti. Bu törenler resmedilmişti.

Eski Mezopotamya’da;

Uğursuzlukları önlemek için genellikle hayvanlar adak olarak kesilirdi. Günahlardan arınmak ya da tanrıları beslemek de bu törenlerin amaçlarındandı. Sümerlerde en çok kuzu kurban edilirdi, ancak hastaların iyileşmesi için de yabani ve evcil domuzlar da kesilirdi. İslam’daki kurban törenleriyle bir benzerlik gösteriyordu, kurbanın kucağına dua okunurdu.

Eski Anadolu uygarlıklarında;

Hititlerde özellikle düşmanlardan korunmak amacıyla tanrılara insan kurban edilirdi. 

Kurbanlık Kuzu
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Kurbanlık benim gözümden…

Kurbanlık benim gözümde yani yıllar yıllar öncesinden çocuk gözlerimde şirin tatlı bakışlı kuzucuklardı. Babam bayramdan bir kaç gün alır bahçemize getirirdi. Şehrin içindeki minnacık beton bahçe aslında bir kuzucuk için hiç de uygun değildi. Buna rağmen bir yer ayarlanır, biraz otla yatacağı yer ayarlanırdı. Suyunu yemini koyarlardı önüne. Kocaman boynuzlarıyla ben bir koç olduğunu ayıramazdım, hepsi benim için kuzuydu. Benim için sevilesi kara kara gözleriyle güzel bir arkadaştı onlar. Ama işte hep kısa olurdu bu arkadaşlık. Her bayram sabahı nefret ederdim, isyan ederdim duruma. Büyüdükçe alıştım duruma, kabullendim sanırım. Müslüman bir ülkede kimine göre vacip kimine göre sünnet olan tarih öncesi çağlardan uzayıp gelen bir gelenekti sonuç olarak. İnsanlar binlerce yıldır yapmıştı bunu. Benim üzülmem durduramazdı ya.

En komik anım:

Sanırım lisede okuyordum, artık hepinizin bildiği gibi liseyi yatılı okudum. Dolayısıyla ara sıra eve gidip geldiğim için ne beni tanırdı mahalle esnafı ne de ben onların değişen çıraklarını. Arada bir geldiğim için de mahalleye yabancı hissederdim hep kendimi. Annem bir arife günü haldır haldır tatlı, börek yapma telaşındayken o zamanlar mutfakların ayrılmaz parçası olan davul fırın bozuluverdi. Elektrikçiyi çağırmışlar tabii, o da bir çırak yollamıştı. Bahçe kapısından girdiğinde beni bağdaş kurmuş şekilde kınalı kurbanlıkla bayağı muhabbet ediyorken yakalamıştı. Genç bir kız olarak bir delikanlı tarafından o şekilde yakalanmış olmaktan dolayı epey utandığımı hatırlıyorum. Şimdiyse gözümün önüne gelen görüntüye dakikalarca gülebilirim.

 

Kurban Bayramınız şimdiden kutlu olsun…

Kurban Bayramınız şimdiden kutlu olsun. Ve bayramların en çok paylaşma amaçlı olduğunu unutmayarak geçirin bayramınızı. Yemeğinizi bölüşün, sevincinizi bölüşün. Sarılın birbirinize. Buzdolaplarınızı doldurmak için ya da zenginliğinizle övünmek için kesmeyin kurbanınızı. Dünyada bu kadar ihtiyaç sahibi varken, yoksullukla açlıkla savaşan insanlar, nesli tükenen hayvanlar varken yine önce kendinizi düşünmeyin olur mu? Bayramın amacı bu değildir çünkü. Bayramların amaçlarını unutmadığımız nice bayramlara….

Sevgilerimle….

—–==0==—–

Facebook Yorumları