İçimdeki sazlar başka, söz başka…

İçimdeki sazlar başka söz başka... 80'li yılların ikinci yarısında tek kanallı televizyondan ve radyolardan en sık duyduğumuz şarkılardan.

İçimdeki sazlar başka söz başka… 80’li yılların ikinci yarısında tek kanallı televizyondan ve radyolardan en sık duyduğumuz şarkılardan. “Kaderimde hep güzeli aradım.” Eski programlardan birinde denk geldim tekrar. Otuz beş yıl öncesinin bir Türk Sanat Müziği programında siyah takım elbiseli şık beyler ve siyah kalem etek üzerine beyaz fistolu bluzlu kadınlar, nasıl güzel bir müzik ziyafetiydi. O zamanlar, yani çocukken dinlediğimde bu anlamını bulamamıştım şarkının. Özellikle o tek cümlenin.

Kaderimde hep güzeli aradım, içimdeki sazlar başka söz başka. Bestesi Avni Anıl’a güftesi Orhan Arıtan’a ait eserde, her beğendiğim şarkıda olduğu gibi, tek cümleyi çekip aldım kendime.

İçimdeki sazlar başka söz başka.

İki tür kişilik yapısı geliyor aklıma.

  • Birincisi, içi Çıfıt çarşısı gibi derler eskiler hani. Başkaları için daima art niyet besleyen, içinden türlü kötülükler geçiren.
  • İkinci ise duygularını, yapacağı yorumu, cevabını, söylemek istediklerini söyleyemeyen. Üzerinde baskı hissettiğinden. Toplumumuzda en sık görülendir, ‘kol kırılır yen içinde kalır’ denilerek bastırılma hali. Kendin olamama hali. Bazen en güzel ve en güçlü görünürsün içinde bir dert yumağı barındırırken. Bazen de gayet iyisindir, dışarıdan gören ‘Küçük Emrah’ zanneder.

Ya dışındasındır çemberin ya da içinde yer alacaksın

Bireyin çevresi ile ilişkileri; iç içe geçmiş çemberlere benzetilir ve üç grupta toplanır.

Dış çember genel yaşam alanı, ikincisi özel yaşam alanıdır.

En içte kalan sır alan ise kişinin yalnızca kendine saklamak istediği alanı oluşturur.

İçimdeki sazlar başka söz başka derken, psikolojideki bu çemberlerden söz ediyoruz bilmeden. Pek çoğumuz yalnız ikisini biliyor. Özel yaşam, genel yaşam. Oysa sır alan; gerçek kimliğimiz. Yalnızca biz biliyoruz onu. Neyiz, kimiz? Vallahi de biliyoruz, billahi de biliyoruz.

Hata yapan insanları düşünün. Büyük çoğunluğu çevresini ve başkalarını suçlayacaktır sonunda. Saftım, iyi niyetliydim, kandırıldım. Asıl o büyük kamuflajdır. En içte kalan sır alan çemberini kimseler görmesin ister. İyi niyetliydim, kendim gibi gördüm ama değilmiş deriz. Hayır! Biliriz. En azından hissederiz en baştan. Bir kötü his vardır ya hani onu bastırır düşüncelerimiz. Ya da “ben iyiyim bana hep haksızlık yapıldı, değerim bilinmedi ve onlar kaybetti” cümlesi. Yok, bal gibi sen de hatasız değildin. Tertemiz miyiz? Değiliz. Örtbas ederek kendini iyi hissetme çabası.

Saz başka söz başka

Sosyal medyada mutluluk pozları veren çiftlere, ailelere veya yalnız bireylere bir bakalım. Ne kadar huzurlu ve neşeli görünüyorlar değil mi? Peki bu gündüz kuşağı kadın programlarına çıkanlar kim? Ayrı bir dünyadan mı geldiler? Her türlü acının, baskının, iki yüzlülüğün, aldatmacanın yaşandığı bu hayatların sebebi ne? Ben söyleyeyim.

Toplum baskısı!

Benliğinden farklı görünmek zorunda kala kala düşülen durumlar. “Oysa söylenecek bir şarkım vardı, yaşanacak yıllarım vardı. Kim bilir kaç yarın kaldı?” Der Sertab Erener şiir gibi bir tınıda. Ne kadar daha kendimizi saklayacağız?

Sosyal medya platformlarında kendinizi saklarken; bir kelimenizden, ya da mimiklerinizden röntgeninizi çeken, onun öyle olmadığını bilen insanlar varken, neden bu kendinizi kandırma çabası?

Ağır ol molla desinler

Neşeliyi saf sanıyorlar, emeğini sömürebileceklerini düşünüyorlar, saygısızlığı hoş görürsün zannediyorlar. Neşeliysen fikrin olmazmış gibi.

Neşeliler hep “sen” kalıyor, asık surata “siz” hürmeti.

“Neşemizi inatla çaldırmayacağız, tersimiz pis, çiftemiz pek. Neşe kıymeti biliniz.” Çok sevdiğim iletişimci yazar Ayşen Şahin’in bu sözleri nasıl da güzel anlatıyor; kendini saklamayandan toplumun beklentisi değiş tonton kara mizahını. Öyle zannetmesinler, böyle demesinler diye diye yok oluşumuzu.

İçimdeki sazlar başka söz başka

Çocukluğumda ailemle gittiğim gazinolarda, eğlence gecelerinde, o zamanlar benden bir asırmış gibi büyük ve yaşlı sandığım insanların şarkıya eşlik ederken ki ruh hallerini, şimdi onların o yaşlarını bile geçtiğim zamanlarda anca anlamak.

İçinizdekini keşfedin, onu büyütün. Saklamayın. Herkes iyi bir insan olmak zorunda değil. İyi görünmek hiç zorunda değil. Elde edeceğiniz çıkarlar iç huzurunuzdan büyük olmasın. Ne iseniz o olun. Kendinizi üstte göstermek için yerdiğiniz o başkaları; ya her şeyin farkındaysa.

Sözde bilginizle geçmeye çalıştığınız o insanın içindeki sazlar roman havası çalıyorsa hep mesela. Yüreği mutlu insanı yenemezsiniz.

Siz yüreğinizi iyileştirin.

# YAZARIN DİĞER YAZILARI

Yazar Aygen HIDIROĞLU - Mesaj Gönder


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Birikiyorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Birikiyorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Birikiyorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Birikiyorum değil haberi geçen ajanstır.