ilknur.tv
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Op. Dr. Ahmet DURUKAL

Son yıllarda mevsimlerin süreleri ve huyları değişti; daha doğrusu bence ahlakı bozuldu mevsimlerin

Mevsimlerin Ahlakı Bozuldu

   Otuz altı yıldan fazladır İzmit’te yaşıyorum. Kırıkkale’den, yani orta Anadolu’nun ortasından gelmiştim. Seksen dört yılının haziran başıydı. On beş gün süre ile sürekli olarak terlediğimi ve yanaklarımın sürekli olarak ıslandığını hatırlıyorum. Sonra buranın nemli havasına alışmış olmalıyım ki, bu terlemeler kesildi. Ancak geldiğim yeri aratmayan sıcak bir ay olarak devam etti haziran. Yazın devamı da oldukça sıcaktı.

   Sonraki yazlarda da bu bölge hem nemli, hem de sıcak bir görüntü vermeye devam etti. ‘Demek ki, Marmara iklimi dedikleri bu’ dedim.

   Ağaçların sararıp renkli görüntüler verdiği, demiryolu çevresinin dökülmüş çınar yapraklarıyla dolduğu, kışın yaklaştığını haber veren seyyar kestanecilerin tezgah açtığı sonbaharlar oluyordu. Derken, ‘akşamları bir iki saat kaloriferler yansa ne iyi olur’ tadında serin geceler ve sabahlar kışın yaklaştığını gösterir oldu. Tam bu sıralarda kimileri kömür sobalarını yaktıkları için kent merkezinde hava kirliliğini karşımızda bulur olduk.

   Yağmuru ve karı eksik olmayan kışlar gelirdi ardından. İstanbul – Ankara devlet karayolunun bile kardan kapandığı olurdu. Orta Anadolu kadar değilse bile, en azından on beş yirmi santim kar yağdığını hatırlarım İzmit merkezinde. Çocuk parkı civarında yoğun hava kirliliği hiç eksik olmazdı.

   Şubat sonları gibi arada gün ışıldar ve bir süre sonra ağaçların çiçek açmaya başladığını görürdük. Sonra da dua ederdik ki, ’inşallah ağaçlar yanılıp da bahar geldi sanmazlar’…  Ardından ilkbahar tüm güzelliği ile boy gösterirdi. Her yer yeşillenir, çoğunlukla güneşli günler ortaya çıkardı. Artık palto yerine mont, çizme ya da bot yerine spor ayakkabıları giyilirdi. Arada yağmur kendini hatırlatsa da, ılık bahar havası insanların içi açılırdı.

   Ardından yaz gelirdi. Tatil mevsimiydi, İzmit için Fuar ve eğlence zamanıydı yaz. Ya uzaklara, ya da en azından Karadeniz sahilinde günübirlik keyif yapmaya gidilirdi yaz boyu.

   Hatırlarsanız, ilkokul fişlerimizde mevsimler üçer ay olarak gösterilirdi. Son yıllarda mevsimlerin süreleri ve huyları değişti; daha doğrusu bence ahlakı bozuldu mevsimlerin. Kupkuru kış ve bahar ayları, sürekli geç gelen yazlar görmeye başladık. İlk ve sonbahar pek de fark edilemeden yaza ve kışa geçiliyor. Bildiğimiz ve alıştığımız ritmine uymayan ölçüsüz yağışlar olabildiği gibi, çok uzun kurak aylar da görebiliyoruz. 

   Bu akşam, ekim ayının yirmi üçü, ilk kez balkonda oturuyorum ve üşümüyorum zerre kadar. Bu ilk kez oluyor. Sekapark insan kaynıyor bu akşam. İnsanlar halen yaz mevsimini yaşıyorlar.

   Kuzey kutbu önemli ölçüde yeşillenmiş gazetelere göre. Olmadık yerlerde olmadık doğa olayları duyuyoruz. İnsanlar ülkemizde ‘hortum’ ile tanıştılar. Deniz canlılarının çeşit ve miktarlarında değişimler var.

   Küresel ısınma olayının ve sera gazlarının sonuçları bu yaşadıklarımız. Kısaca ‘iklim değişikliği’ deniliyor ve iklimlerin daha ne kadar değişebileceğini ve ne gibi sonuçlar getireceğini ne yazık ki kimse bilemiyor. Ciddi hiçbir önlem alan da yok.

   Güzel iklimlerde, sağlıkla…

Facebook Yorumları