Moda İklim Krizine de mi el attı? Nasıl bir bağlantı var aralarında? Modanın dayanılmaz cazibesine iklimler de kapıldı. Gardıroplarımız dolu

Nalan AĞDAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

Moda ‘nın dayanılmaz çekiciliği

Günün modasına uygun şık giysilerin cazibesine kapılmamak mümkün mü? Dolaplar dolusu giyeceğimiz olsa dahi, vitrindeki kırmızı elbise aklımızda kalır. İlk fırsatta gardırobumuzda yerini alır. Hatta ikincisi de indirimde olduğundan siyah rengini de pakete atarız. Nasılsa çok kullanışlı elbiselerdir. Her yerde giyilir. ucuza da denk geldi nasılsa? Ah evimiz! koltukların kadifeleri eskimiş, perdelerin de modası geçti artık! Hayatımızda değişiklikler yapmak güzeldir evet. Çoğumuz bu yazılanlardan birini de yapmıştır. Moda güzeldir çünkü, yeniliktir, yenilenmektir.

Her yeni gün farklı ve şık giyinmek hepimizin hoşuna gider. Koltuklarımızın, perdelerimizin, nevresim takımlarımızın, kısacası evimizin dekorunu günümüz modasına uygun döşemeyi hangimiz istemeyiz?

Moda, hayatımızın ayrılmaz bir parçası haline gelmesiyle birlikte, endüstriyel sektöre dönüşmüş bir kavram olarak karşımıza çıkıyor. İnsanların hep farklı kıyafetler giyinme ve aksesuarlar deneme isteği ister istemez bir moda akımının ve sektörün gelişmesine ve farklılık göstermesine neden oluyor. İnsanların moda akımlarına kapılmasına iklimler de eşlik ediyor. Biz modanın peşine düştükçe, iklimler de bu akımın pençesinde kayboluyor. Peki modanın İklim krizine etkisi neler oluyor hiç düşündünüz mü?

En çok karbon salınımının konfeksiyon ve tekstil endüstrisi yüzünden olduğunu biliyor muydunuz?

Global iklim değişikliği, özellikle 20’nci yüzyılın son yarısından itibaren tartışmaların odak noktası halinde. İnsanların sorumsuz hareketleri ve aktiviteleri; su, kimyasallar ve enerjinin düşüncesizce tüketimi, durumu kontrolden çıkarıyor. Dolayısıyla, iklim krizine karşı bir bilinç oluşturulmadıkça, dünya yakın gelecekte neredeyse yaşanmaz bir yer olacaktır.

Konfeksiyon ve tekstil endüstrisi çevreyi en çok kirleten endüstrilerin içinde. Endüstri, lif üretiminden tüketici tarafından kullanım sürecine kadar tedarik zinciri boyunca büyük miktarda karbon salınımı yapıyor. Öncelikle Ara aşamalarda tüm karbon ayak izinin analiz edilmesi sonrasında ise bütünüyle sürdürülebilir tekstil tedarik zinciri ve tüketim alışkanlığı oluşturulması mutlaka sağlıklı bir çözüm getirebilir.

Bunların yanı sıra; üretici, perakendeci ve tüketici aşamalarında bilinçli hareket edilmediği sürece kriz karşısında başarı elde edilmesi mümkün olmayacaktır.

Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Merkezi Müdürü Prof. Dr. Levent Kurnaz hocamız “Bugün sahip olduğumuz gerekli ya da gereksiz türlü nesneyi üretmek için dünyayı kirletiyoruz. Yarattığımız kirlilik de doğanın kendisini temizleyebileceği seviyenin çok üzerine çıkmış durumda. Bu nedenle ilk yapmamız gereken; gereksiz şeyler satın almayı hemen, bugün, şu anda durdurmaktır. Üzerinize giydiğiniz bir gömlek var mı? Var. Aynısının bir de kırmızısını almanıza gerek yok. Hatta bir gömlek daha almanıza gerek yok. Tüketim toplumu sizi bir giydiğinizi ertesi gün giymemeye yönlendiriyor. Bu dolduruşa gelmeyin. Pandemi süresince pijama ile toplantılara girdiniz, bu süreç bitince sokağa da pijamayla çıkın demiyorum, ama alışın artık aynı giysileri uzun süre giymeye. Kesinlikle ihtiyacınız olmayan bir şeyi satın aldığınız sürece çözümün değil sorunun bir parçasısınız.” şeklinde açıklamış bloğunda.

İklim Krizine karşı günlük yaşantımızda neler yapabiliriz?

Moda, Latince modo “hemen şimdi” anlamında. Biz de “hemen şimdi” kendimiz için değişelim. Görsel değişimle değil, düşüncelerimizi değiştirerek daha geniş alanlara güzellikler katalım.

Bugünümüzü ve yarınlarımızı kurtaralım. Yaşadığımız alanın şık ve zevkli tasarımlarla döşenmiş olması ruhumuza iyi gelir elbette. Ancak dünya yaşanacak bir yer olmaktan çıkıyor. Tekstil sektörünün büyük miktarda karbon salınımı yapmasının Küresel İklim Değişikliğini etkilediği gerçeğini unutmayalım. İklim Krizine karşı günlük yaşantımızda neler yapabiliriz?

  • Satın almak istediğiniz şeyleri de bir kez daha düşünün: Gerçekten gerekli mi? Bu olmadan gerçekten yaşayamaz mıyım?” sorularına gerçek yanıtları verelim.
  • Özel araçlar yerine, bisikletle veya yürüyerek bir yere gidemiyorsanız toplu taşımayı düşünün.
  • Çok gerekmedikçe uçakla seyahati hayatınızdan çıkartın.
  • Et ve hayvansal gıda tüketmeyi azaltın. Ya da hiç tüketmeyin. Damak zevkimiz yüzünden beslediğimiz hayvanlara ve bize doğa yetemiyor.

Çocuklarımıza güzel ve mutlu bir dünya bırakabilmek için, hepimiz üzerimize düşen görevleri yerine getirmek zorundayız.

Biliyorum hoş şeylerden bahsetmiyorum. Şu güzelim yaz aylarında yazdıklarım sıkıcı gelebilir belki. Ancak, güzel günlerin bitmek üzere olduğunu söyleyen bilim insanlarına kulak vermeliyiz. Aksi gibi davrandığımız sürece, hem yaşamımızı kısaltıyoruz, hem de gelecek neslin yok olmasına büyük katkılar sağlıyoruz.

Kesinlikle mevsimlerin güzelliklerini doyasıya yaşamak bizim elimizde.

Bu nedenle elbiselerimizin her modelin farklı rengini alarak dolaplarımıza tıkıştırıp doğayı kirletmeyelim. Mağazalara koşacağımıza, tertemiz doğaya koşalım.

Sağlıkla kalın…

 

 

 

Facebook Yorumları