Pazar günü bugün. Nevruz bayramıydı dün. Orman yaratıcılarını anacağız. Şiir günü de aynı zamanda. Ne şiirler yazılır üçü içinde.

Figen Demirtaş

Pazar günü, keyif günü ve okuma fırsatı

Pazar günlerini çok seviyorum. Ailenin evde olduğu bir gün bugün. Genelde. Kurulan mutlu kahvaltı sofralarında herkes yerli yerinde. Haftanın yükü omuzlardan kalkıyor içilen her yudum çayla. Paylaşmaya fırsat bulamadığımız dertler sıralanıyor, planlar masadaki yerini alıyor işte bir bir. Peki ya sonrası?

Kahvaltı sofrasından kalkıp köşenize çekildiğinizde kendinize bir iyilik yapmak için ya kitabınızla en az 19 sayfa okuma yapıyorsunuz. Ya da bir fincan kahveyle uyanan baharı seyre dalıyorsunuz ..

Bu pazar bizi keşfettiniz. Ve bu satırları okuyorsunuz. Ne mutluluk! Biz farkındalık yaratmak, hayatı paylaşmak için yazıyoruz zaten. Siz de katılmak istemez misiniz bu yazma serüvenine?  Kural basit insanları bölecek şeyler yazmamak. Amaç güzellikleri paylaşmak.

–=0=–

Nevruz bahar bayramı

Kime ait olduğu her yıl yeniden tartışılsa da nevruz bahar bayramıdır. Ve net, kesin bilgi! Kimseyi ötekileştirmenin alemi yok ki. Nevruz doğanın uyanışının bayramı. Adı ne olmuş, kim kutlamış ilk olarak ne önemi var ki?!

Dün Nevruz bayramı idi. Ne demek Nevruz? Biliyor musunuz? Baharın ilk çiçekleriyle doğanın uyanışını anlatıyor. Yeniden doğuşu kutluyoruz nevruzda. Bir çok kökene dayandırılır. Ama dediğim gibi bunun ne önemi var. Önemli olan yeniden doğuş.

Nev okunuşuyla İngilizceye de geçmiş. Fakat aslında Farsça bir kökene dayanan yeni anlamındadır. Ruz da gün ya da gün ışığı anlamına gelmektedir eski Farsça ‘da. Yenigün aslında nevruz. Yenigün’ü selamlama bayramı. Ne güzel! Bir başka güzellik de dillerin doğuşundan itibaren bütün bir dünyada kucaklaşması. İngilizce bildiğimiz bir sözcük bambaşka bir coğrafyada doğmuş aslında. Kelimelerin kökenleriyle ilgili takıntılarımı daha önce de yazmıştım. 

21 Mart aynı zamanda bahar ekinoksudur. Bütün dünya aslında bir şekilde farklı isimlerle kutluyor baharın gelişini.

Gelelim kutlamalara…

  • Dedem rahmetli anneme anlatırmış çocukken Bulgaristan’da Hristiyanların Paskalya ‘da yaptıkları gibi Nevruz’da yumurta boyadıklarını.
  • İran’ın en önemli bayramıdır. Ve 5 gün resmi tatil ilan edilir. Nevruz’un habercisi Hacı Firuz adına Noel Baba gibi çocuklara hediyeler dağıtılır.
  • Afganlarda iki hafta sürer kutlamalar. Özel kıyafetler, şahane yemeklerle festival tadında kutlamalar gerçekleşir. Oyunlar oynanır, geziler düzenlenir. Bahar demek toprak demek olduğu için de aynı zamanda çiftçi bayramı adıyla da kutlarlar.
  • Kürtlerde de renkli pullu kıyafetlerle ateşin etrafında danslar edilerek kutlanır.
  • Türklerde nevruz Ergenekon efsanesine dayandırılır. Ergenekon’dan çıkışı simgelediği için aslında hem özgürlük hem bahar bayramıdır nevruz. Yemekler dağıtılarak kutlanır nevruz.
  • Kırım Tatarları için çok önemlidir. Dedim ya dedemin anlattığını. Erkenden kalkan Tatarlar ince bir dal keserler, bu dalı bahar çiçekleriyle süsler. Sonra çocuklar bu dallarla kapı kapı gezip hediye toplarlarmış. İşte bir Tatar nevruz türküsü:
Navrez keldı, korunuz,
Navrez akkın beriniz.
Cennet olsun cerınız,
Azan navrezım mubarek.

Ne güzel gelenekler. Hepsi yardımlaşma, paylaşma, mutluluk üzerine. Keşke hiç kaybolmasa…

–=0=–

Orman ve ormancılar da bayram etsin.

Dünya Ormancılık Günü bugün ve Orman Haftası. Ormanlar da yeşilin her tonuyla bayram etmeli baharın yeniden gelişiyle. Dünyanın akciğerleri ormanlar, canım ormanlar… Ve o ormanları yuva edinmiş binbir tür canlı.

Dünyanın yenilenebilir doğal kaynaklarından biri ormanlar. Kentleşme, sanayileşme daha doğrusu insanın çokluğu nedeniyle hızla tükenmekte.

Her yıl milyon dönümlerce orman kaybediliyor. Bu ormanların kaybı çok ürkütücü. Zaten kirlettiğimiz yetmiyormuş gibi bir de temizleyici kaynakları da yok ediyoruz. İnsanlık kendi sonunu hızla yine kendisi getiriyor. Ne yazık!

Ormanlar

Peki ne yapmalı?

Etrafınıza bir baksanıza. Şehir içindeki en yeşil yerler mezarlıklar. Yani yaşarken değil öldüğümüzde bir dikili ağacımız oluyor ancak. Yaşarken dikmeliyiz ağaç. Hatıra ormanları yaratmaya çalışırken, özel günlerimizde ağaç hediye etsek birbirimize hem hep söylediğim o tüketim çılgınlığından vazgeçmiş oluruz hem de dünyaya faydalı bir iz bırakırız. Tam burada yine benim idolüm Hayrettin KARACA‘nın yolundan gidiyoruz TEMA ile beraber.

“Kıyametin kopacağını bilseniz elinizdeki fidanı dikiniz” 

Müslümanların çok yaşadığı bir ülkedeyiz. Lütfen, Hz Muhammed’in bu hadisini her daim hatırlayınız. Lütfen! Aslında hangi dine mensup olduğunuzun ya da neye inandığınızın/inanmadığınızın bir önemi yok. Doğa için, geleceğimiz için ormancılara destek verin.

Ormancılık o yemyeşil gücün kahramanlarının yaptığı iş. Biz  ne iş yaptıklarını bilmiyoruz. Ama daha adı konmamış onlarca ağaç türü var dünyada. Nasıl korunacağı, nerede, ne zaman dikileceği, kimlere yuva sağladığı vs vs…. Orman Genel Müdürlüğü‘nü ziyaret edip bir bakın bakalım. Durumumuzu görün.

Ben tam burada bir ah etmek istiyorum. Ormanlara, yeşile uzanan eller kırılır umarım.

–=0=–

Ve nevruza, ormanlara şiir yakma günü bugün.

1999 yılında UNESCO tarafından Şiir Günü olarak ilan edilmiş bugün. Dil çeşitliliği artsın, insanlar şiirler yazsınlar diye ilan edilmiş. Çok konuşmaya gerek yok aslında güne dair. En iyisi bir Nazım şiiriyle ve o şiirin melodileşmiş haliyle Zülfü Livaneli sesiyle veda etmek.

Karlı kayın ormanında
Yürüyorum geceleyin.
Efkârlıyım, efkârlıyım,
Elini ver, nerde elin?

Ayışığı renginde kar,
Keçe çizmelerim ağır.
İçimde çalınan ıslık
Beni nereye çağırır?

Memleket mi, yıldızlar mı,
Gençliğim mi daha uzak?
Kayınların arasında
Bir pencere, sarı, sıcak.

 

 

Facebook Yorumları