Prens Adaları

Prens Adaları Marmara Denizi'nin içinde İstanbul'a bir adım mesafedeki güzel adalar. İster günübirlik gelin ister konaklayın. Mutlaka gelin.

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

—–==0==—–

Prens Adaları Marmara Denizi’nin kuzeyinde yer alan İstanbul’un Anadolu Yakası’nın güney kıyılarına çok yakın hatta bir adım mesafede. Büyüklü küçüklü 9 ada ve kıyıya yakın iki kayalıktan oluşuyor bu canım adalar. Bugün bu güzel adaları gezelim mi GEZİYORUM köşemizde.

Büyükada, Heybeliada, Burgazada, Kınalıada ve Sedefadası yerleşim olan adalardan. Bunların yanı sıra Sivriada, Yassıada, Kaşık Adası ve Tavşan Adası’nda ise sürekli ve düzenli yerleşim yok. Bir de Anadolu yakasının açıklarında iki tane de kayalık var; Bostancı’ya yakın olan Yıldız ve Maltepe’ye yakın olansa Dilek kayalıkları. Onlar da eskiden adaymış fakat 1010 yılındaki depremde batmış. O zamanki adları Vordonos Adaları.

 

Prens Adaları hakkında derlediğim bilgiler:

Tarih boyunca farklı söylentilerle meşhur olmuş adalar. Bizanslılar; soyluların, prenslerin, patriklerin hatta imparatorların sürgün yeri olarak görüldüğü için “Prens Adaları” ismini vermişler. Daha eskiye gidersek eğer; Antik dönemde adalara Dimonisi yani Cin Adaları da denmiş, Aristoteles ise bu duruma Vikipedide geçen şekliyle şöyle açıklık getirmiş;

“Demonisi”nin Heybeliada’da ilk kez bakır madeni işleten birinin adı olduğunu ve adaların giderek onun adıyla anıldığını ileri sürmüş, kendisi ise Halkedon (Kadıköy) Adaları demiştir.”

Türkler tarafından alındığındaysa adanın adı renginden dolayı Kızıl Adalar olmuş.

Helenistik dönemin de izlerini taşır Prens Adaları Roma ve Bizans’ın da Osmanlıların da. Kimi zaman dini eğitimler için, kimi zamansa sürgün yeri olarak kullanılmıştır. Cumhuriyet’in kurulduğu yıllardan günümüze gelindiğinde daha ziyade turistik bir bölge halini almıştır.

Adalar nüfusu aslında 2020 yılındaki verilere göre 16.033 olarak belirtilse de yazlıkçıların, turistlerin ve günübirlikçilerin gelmesiyle 140 bin kişiye ulaşmakta. Adalar eskiden zengin ailelerin yazlık bölgesiyken şimdilerde turistik bir havaya büründüğü için dışardan çok fazla iş göçü olmakta.

Giderken yanınıza almayı unutmayın!

Mevsime göre değişir. Ancak rahat rahat gezebilmek, şahane fotoğraflar çekebilmek için bence en uygun dönem yağışların az olduğu fakat güneşin de yakmadığı sonbahar ve ilkbahar ayları.

Adalar irili ufaklı ve çevresi yürünmeyecek kadar büyük değil. Ama adayı yürüyerek turlamak için iyi bir kondisyonun yanında mutlaka rahat ayakkabılarınız olmalı.

Ve tabii ki fotoğraf makinesi, gözlük, güneş kremi ya da bir yağmurluk. Mevsimine göre alacaklarınızı şekillendirebilirsiniz.

Prens Adaları için ulaşım ve konaklama seçenekleri

Bostancı, Kadıköy, Kartal ve Kabataş’tan düzenli seferler var. Hem belediye hem de özel şirketlerce büyüklü küçüklü deniz araçları var. Ulaşım seçenekleri için Adalar Kaymakamlığı‘nın web sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Adaların içindeki ulaşım eskiden faytonlarla yapılıyordu. Ancak artık öyle değil. Artık elektrikle çalışan motorlu taksi ya da minibüslerle sağlanıyor. Bu konudaki bilgiyi de Adalar Belediyesinin rehberlerinden öğrenebilirsiniz.

Gelelim konaklamaya. Öyle çok büyük, çok komplike ya da çok fazla yıldızı olan otel bulamazsınız. Zaten adaların kendisi tarihi olduğu için konaklama seçenekleri de bunu yansıtıyor. Zevkle döşenmiş, tarihi köşkler ya da benzerlerinden oluşuyor seçenekleriniz. Tripadvisor size bu konuda yardımcı olacaktır.

—–==0==—–

Prens Adaları turumuz başlasın o halde. 

Büyükada

Büyükada

 

Rumca adı “Prinkipo” olan ada Prens Adaları içinde en büyüğüdür. En çok ziyaret edilen ada kendisi. Hem doğal güzellikleri hem de tarihi dokusu görülmeye değerdir kesinlikle.

Vapur terminali, göreceğiniz ilk yer zaten. Bu sekizgen yolcu salonuna sahip, kurşun kubbeli bina 1899 senesinde İzmitli bir mimar olan Mihran Azaryan tarafından tasarlanmış. 1915 yılında bitmiş yapımı. Çini dış kaplaması da Kütahyalı Mehmet Emin Efendi tarafından yapılmış. Yürüyüşe meraklıysanız merkezden önce Kadıyoran yokuşunu izleyerek Hristos Manastırı’na, hemen ardından Rum Yetimhanesi’ne, ve sonrasında da Lunapark meydanı üzerinden Aya Yorgi tepesine çıkarak oradaki manastırı görebilirsiniz. Ayrıca görülmeye değer çok sayıda köşk ve konak da var hem büyük tur hem küçük tur içerisinde.

Tarihe tanıklık eden Adalar Müzesi‘ni de mutlaka görmelisiniz. Ayrıca plajları da çok güzeldir. Yörükali, Aya Nikola, Nakibey, Viranbağ ve Kumsal Mevkii, Prenses ve Nizam Koyu denize girmek istiyorsanız alternatiflerinizden olabilir.

 

—–==0==—–

Heybeliada

Heybeliada.

 

İkinci en büyük adadır. Rumca ismi “Halki” bakır anlamına gelir. Eski çağlarda bu adada bakır madenleri varmış çünkü.

İnönü Evi ve Hüseyin Rahmi Gürpınar Müzeleri görmeniz gereken yerlerden. 1924’te Prof. Dr. Sever Kamil yönetiminde kurulan sanatoryum, İstanbul’un ilk sanatoryumu filmlere konu olmuştur. Çam Limanı da uğranılması hatta belki de ay ışığında romantizm yaşanması gereken bir yer.

Aslında tam bir manastır adası burası. Aziz Nikola Rum Ortodoks Kilisesi, Aya Triada Manastırı ve Ruhban Okulu, Vaftizci Yahya Manastırı, Hagios Spyridon yani Terki Dünya Manastırı, Aya Yorgi Manastırı diğer adı ile Uçurum Manastırı ve Metamorfoz yani Başkalaşım Manastırı’nı görebilirsiniz.

Akvaryum ve Alman Koyu ile Sadık Bey Plajı ve Çam Limanı yüzme severlerin gönlünü fethedecek.

 

—–==0==—–

Burgazadası

Burgazadası

Yaklaşık 2*2km

 

 

En büyük üçüncü adadır. Yunanlılar tarafından “Antigoni” diye söylense de Biz Yunanca’da “kule” anlamına gelen “pyrgos” kelimesinden türetmişiz.

Edebiyata meraklıysanız Sait Faik Müzesi‘ni mutlaka ziyaret etmelisiniz. Heybeli gibi Burgazada da Prens Adaları içinde kilise ve manastırlarıyla meşhur. Aya Yani Kilisesi, Aya Yorgi Manastırı, Hristos Tepesi ve Manastırı ile Aziz George’a adanmış bir Katolik kilisesi görülebilir. Plajları da var tabii ki; Altı Numara, Çamakya ve Kalpazankaya Plajları.

 

—–==0==—–

Kınalıada

Kınalıada

1.500*1.100 km

 

 

Ada bu güzel ismi doğu tarafında denize dik duran kumtaşı uçurumlarının renginden alıyor. Rumlarsa bu adaya şehre en yakın olduğu için birinci anlamına gelen “Proti” olarak söylüyor adanın ismini.

Rum Ortodoks Kilisesi, Surp Lusavoric Ermeni Kilisesi ve Dönüşüm Manastırı ile adanın sokaklarında sağlı sollu sıralanan Osmanlı mimarisi köşk ve konakları görebilirsiniz.

Adada iskeleden Kumluk Plajı’na giden ücretsiz teknelere binip denizin tadını çıkarabilirsiniz.

 

—–==0==—–

Sedefadası

Sedefadası

1.300*1.100 m

 

 

Rumca ismi “Antirovithos” olan Sedef adası da ismini adada çıkan sedef taşlarından ya da burada yetişen sedefotundan alıyormuş. Ada aslında üzerinde kurulu 60 villalık bir kooperatif tarafından işletiliyor sayılır. Bu minik adada işletilen iki tane de plaj var, seveceksiniz.

Bir de 9. yüzyıl sonlarında yapılmış bir manastırın harabeleri vardır bu adada.

 

Ve diğerleri

Sivriada (Oxia), Yassıada ya da Hayırsızada (Plati), Tavşanadası (Neandros) ve Vordonos Adası’ndan geriye kalan kayalıklar.

 

 

 

 

Ada vapurundan hoşça kalın

Bir sonraki gezi yazısında buluşmak üzere…

Facebook Yorumları