Sağlık olsun. Varda yokta hepimizin her zaman temennisi olagelmiş bunca zaman. Peki gerçekten sağlık olsun mu? Olsun niyetiyle, olsun olsun..
Sağlık olsun. Hani varken kıymetini bir türlü bilemediğimiz; anca kaybedince ya da bir şekilde zedelenince “farkına vardığımız” mühim mesele sağlık. 

 

Niyet ve Dileklerin başı

Sağlık ve afiyet ile ilgili sınavlarımız devam ettikçe; kutlamalarımı da değiştirdim uzun yıllar önce. Bir sevdiğimin doğum günü mü; “.. önce sağlık, sıhhat sonra bereket ve huzur..” diye devam ediyorum dileklerime. Muhteşem anılar biriktirebilmekten, keyiften, neşeden ve tüm sevdikleri ile olmasından… uzayıp gidiyor iyi niyetli dilekler.. 

Sağlık sıhhat ne menem bir durum. “İnsanın neresi ağrırsa canı orada atar” derler ya büyükler aynen o tarif gibi. Can meselesi, iyi hissetmek, esen olmak, afiyette olmak hali.

 

 
Sağlık! gerçekten önemsiyor muyuz? 

Torba torba ilaç içmekten bahsetmiyorum. Kendimizin koruyucusu olmaktan bahsediyorum. Bir zamanlar bir “iş okulu” seminerinde üst düzey bir sağlıkçının sözleri hala kulağımda.

Vaktiyle uzak doğuda tabiplerin hakkettiği para; kontrolünde olan insanların hasta olmaması ile ilgiliymiş. Yani insanlar hasta olursa hekimin alacağı ücret düşüyormuş.

Ne kadar enteresan. Ne kadar derin.. 

Ya şimdi, ilaç bağımlısı, yan etkilerle uğraşan, su içmeyen, hareket etmeyen ve de hatta güneşten uzak, suni iklimlendirmelerde yaşayan, memnuniyetsiz, tatminsiz, “bezmiş” bambaşka hallere evirilmiş insanlar olarak ne kadar sağlıklıyız. “Organik” kelimesi ne kadar da inorganik. 

Uykusuzluk, stres, kaygı bozuklukları, işletim sistemlerinin arızalı ve rahatsız edici tıkanıklıkta olması. İster sinir, ister sindirim, ister bağışıklık. Hangisinden tutarsanız elinizde kalmaz mı?

 

 

En ufak bir kazada, belada demiyor muyuz; Sağlık olsun. Neden, çünkü sağlık olsa kafi. Yeter ki sağlık olsun. Gerisi bir şekilde hallolur. 

 

Neden yapıyoruz bunu kendimize? 

Tamam hata sadece kendimizin değil. Dünya sanayileştikçe daha da kirlendi. Kontrolsüz güç ile daha soluksuz, daha güçsüz, daha renksiz ve şifasız kaldık. Doğayı perişan ettik, Havayı, suyu, mevsimleri, yeşili, vicdanımızı, ruhumuzu..

İçten içe sağlıklı olmamak ile ilgili bilinmez bir istek, bir haz besliyor olabilir miyiz? 

Bile bile neden yapıyoruz bunu kendimize? Bu saçmalık halinden kurtulmak için neden gayretimiz yok. Bulamıyorum. 

 

Bile isteye devam ettirdiğimiz bu senaryoda, kimseyi suçlamaya da hakkımız yok. 

Dediği gibi Ece Üner’in kitap tanıtımında “Adaletsizliği değiştiremezsiniz ama adaletsizlik karşısındaki duruşunuzu değiştirebilirsiniz.” 

Herkese değil, önce kendimize karşı duruşumuzu değiştirmekle başlamalı her şey. Bomboş ya da öylesine değil; faydalı, bütüne faydalı olmayı niyet ettiğimizde. Kendimize değer verip, saygı duyduğumuz, hatalarımızı affettiğimiz, geçmişle yüzleşip, geleceğe umutla bakmayı başarabilir hale geldiğimiz zaman. “Ben” in “biz” olduğunu kavradığımız zaman işte bambaşka olacak her şey.

 

Sağlığımıza adil davranabilmek dileğiyle.. 

Sağlık OLSUN

Facebook Yorumları