Şeker Bayramı da diyebilirsiniz adına Ramazan Bayramı da. Bize kalan kutlu olsun demek hepinize… Siz adına ne derseniz deyin, bu bayram da aynı 2020 yılındaki bayramlar gibi karantina gölgesinde geçiyor, geçecek. Sevincini yaşayamadığımız bir bayram bu.

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

Nerede o eski Ramazanlar….

“Ahh ahh… Nerede o eski Ramazanlar…” diye hayıflanmaya başlardı ananeler, dedeler biz küçükken de. Ramazan ayının bereketinin paylaşmaktan geldiği büyük sofralar kurulurdu. Sahurlar torunların uykulu halleri ile gelinlerin koşuşan telaşları arasında dizilirdi yer sofrasına. Hele iftarlar konu komşu davet edilirdi özellikle. Ama her gelene de daima tüm kapılar açıktı. Zaten makbul olan habersiz gitmekti iftara ki ev sahibine bir külfet olmasın. Sofradaki kuru soğan bölüşülür ve hiç mana verilmezdi….

Ah hele o pide kuyrukları. Kübra Şefin Ramazan Pidesi tarifi o günlerin kokusunu getirmişti burnuma.

Sofralar dışında iftarla sahur arasında sokaklardan televizyonlara gelen özel programlar olurdu. Davulcular vardı mesela manilerle sokağımızdan geçen. Onları özlerdi büyükler.

Ramazan ayının, orucun getirdiği sükunet, nezaket hiç anlatılmaz bile. Olanın olmayana, tutamayanın tutabilene saygısı olurdu. Dediğim gibi bereket bölüşmekten gelir, bölüşmek de huzur verirdi. Böyleydi işte ramazanlar…

 

Gelelim Şeker Bayramı ya da Ramazan Bayramı’na…

Yaşlılarımız bu kadar hayıflanırken oruç ayındaki gelenekleri terk etmişliklere, bir de şimdi bu hastalık eklendi üzerine. Aileler çekirdekleştikçe yalnızlaşan bayramlar şimdi yaşadığımız bu üçüncü bayramla iyice sessiz.

Günler öncesinden başlayan bayram temizliği yok mesela. Yatılı gelecek olan misafirler için sandıktan sakız gibi çarşaflar, yastıklar çıkmıyor artık. “Oğlum pek sever bu dolmayı ama gelin çalışıyor ya, yapamaz” deyip yapılan tencereler dolusu dolmalar yok. Ya incecik zar gibi açılan yufkalardan yapılan tepsi tepsi baklavalar? Hepsi pandemiden önce yavaş yavaş azalmışken şimdi hiç yok.

Kapı kapı gezip el öper, harçlık toplardık biz çocukluğumuzda. Ne güzeldi. Bazı evler cam şekerlerden alırdı. Biraz daha tuzu kurular renkli kağıtlara sarılmış çikolatalar verirdi. Biraz daha zenginler mendillerin içine harçlıkları sıkıştırırdı. Mesela yer fıstığı veren bir komşumuz vardı, avuç avuç doldururduk çantalara. Şimdiiii el öpmek yasak, çünkü maske mesafe hijyen!

Mezarlıklar ziyaret edilirdi arife günlerinden. Büyüyen yabani otlar temizlenir, yeni güzel çiçekler ekilir, dualar okunurdu. Pandemiden önce de azalmıştı, evlatlar dağıldıkça iş, güç, eğitim vs… gibi sebeplerle. Ama şimdi daha fena çünkü karantina var ve evlerimizden dışarı çıkamıyoruz bu lanet hastalıktan kurtulmak için.

Bayramlar da yalnızlaşan evler gibi ıssızlaştı işte.

 

Eee kutlamayacak mıyız?

Olur mu kutlamamak? Yapılacaklar listesi yazın kendinize. Ben öyle yapacağım bu bayram.

İlk önce bir şarkı açacağım. Kızım da ben de o sesle uyanacağız. İşte Barış Manço’nun sesi Bu Gün Bayram Erken Kalkın Çocuklar….

Bayram sabahı kızımla güzel bir kahvaltıyla başlayacağız güne kalabalık bayram sofralarını anarak. Siz de öyle yapın. Sonra o beni öpecek ben O’na harçlığını vereceğim.

Sonra giyinip süsleneceğiz. Alacağız ellerimize teknolojinin son harikası telefonlarımızı. Mesaj atmak yok bu bayram, kime mesaj attıysak bir önceki bayram onları arayacağız. Hem de görüntülü. “Seni çok özledim, ellerinden öpüyorum” diyeceğiz. Görüntülü arayamayacaklarımıza da mutlaka sesimizi duyuralım.

Güzel bir tatlı yapalım mesela, evden dışarı çıkamıyorsak da evimize çikolata şeker alalım. Ağzımız tatlansın.

Yani bu bayram birbirimizden uzakta da olsak orucun hikmetinden gelen paylaşmayla kutlayalım bayramımızı.

Bayramımız kutlu olsun; sevgi, barış, huzur getirsin dünyamıza…

Facebook Yorumları