Soruyorum; zamanın, özgürlüğün, bir arada ve hiç olmanın sorguları bir arada toplanıyor zamanla. Özgürce, hiç olarak ve zaman’la..

Kerim Karabıyık

Merhaba

Yine ben. Şaşırmayın arada yazarım bir şeyler demiştim.

Bu sefer genel bir konum yok. Biraz ondan biraz, şundan ne çıkarsa artık.

Kendime sorular soracağım. Bazılarının cevaplarını biliyorum, bazılarının bilmiyorum. Sizin bildiğiniz cevaplar varsa yorumda paylaşın ki birlikte BİRİKELİM.

Mesela ÖZGÜRLÜK:

Özgürlük nedir?

Çok şeye sahip olup her istediğinizi yapabilmek mi? Yada Hiçbir şeye sahip olmayıp kuş gibi hafif olarak yaşamak mı?

Karar verebildiniz mi hayatınızda hangisinin doğru yol olduğuna?

Yoksa benim gibi hayat ne gönderirse göğüsleyip, aklınızın erdiği doğruyu yapıp, bu soruyu görmezden mi geliyorsunuz?

Belki de en kolayı, düşünmemek mi bunları?

Yada ZAMAN:

Zaman sizin için ne ifade ediyor?

Zamanı anlayabildiniz mi?

Bazen akıp gidiyor bazen se sanki duruyor

Zaman zaman

Ben anlamadan yıllardır tamir etmeye çalışıyorum zamanı! (meslek icabı)

Bazen yıllar geçiyor bazen anlar geçmiyor. Hâl böyleyken saatin kaç olduğunun ne önemi var ki!

Uyanınca kalk

Acıkınca ye

Yeteri kadar çalış

Sevdiklerinle mümkün olduğu kadar çok ve kaliteli vakit geçir

Uykun gelince yat!

Sistem bu olsa daha kolay olmaz mı?

Soruyorum; Yada HİÇLİK:

Ama bu dünyadaki kısıtlı vaktimizi bu kadar boş harcayamayız değil mi!

Nasıl bir egoysa bu; hepimiz bu dünyadan bir iz bırakmadan gitmek istemiyoruz. Bu kibir yaratılışta bize kodlanmış sanki. İllaki büyük ölçekte olmasa bile en azından bizi tanıyan çevremiz ya da ailemizde bir iz bırakmak zorundaymışız gibi çırpınıp duruyoruz.

Belki de bu yazıyı bile bu kibirden yazıyorumdur.

Futbolda iyi hakemi tarif ederken: “maçta az düdük çalan, kendini belli etmeden maçı doğru idare eden, adil ve her duruma hazırlıklı bir yönetim gösteren kişidir” derler.

En azından ben hakemlik yaparken öyleydi (şimdi VAR falan geldi, işler değişti)

Bu tanımın hayata uygulasak:

Yani

Kendimiz için hayatı doğru ve mutlu yaşama çabamız yanında kimsenin hayatına direk etki etmememiz gerekmez mi?

Bu sadece bizi YARATAN gücün hakkı değil mi?

Yaşarken kendimiz ve birbirimiz için dopdolu olup aynı zamanda HİÇ olmayı da beceremez miyiz?

–=0=–

HİÇ’lik mertebesi ayrı bir yazının konusu olsun. Bu arada biraz düşünelim bu soruları olmaz mı?

Bu yazdıklarımı eşimin KIRKLARA KARIŞMAK yazısı düşündürmüştü bana. Okumanızı tavsiye ederim. Sitede bir yerlerde bulabilirsiniz azıcık karıştırın siteyi.

Belki yine görüşürüz!

(Tabii İlknur Hanım çok saçmalamışsın, sen bir daha yazma demezse 🤔)

Ama site eşimin, azıcık saçmalasam olmaz mı! 

Alın size bir soru daha 🙂

Editöre not:

Bu yazının; yazıyorum ama ne yazdığımı bilmiyorum köşesinde yayınlanmasını talep ediyorum.

Facebook Yorumları