ilknur.tv

Osmanlı Haftası – Türk Marşı

Safranbolu , Türk Mimarisinin En Güzel Örneği ile mimarisinden bahsetmiştik Osmanlı Haftasının başlangıcında. Sonra Mehter Marşı – Mehteran geldi. Ve şimdi de sıra Türk Marşı’nda.

Aslında tek eserler aşağıda bahsedeceklerim değil. Bu iki eser, sadece en çok bildiğimiz.

Türk Marşı. Bizim ezgilerimiz, vurmalı çalgılar, coşku, ahenk. Bu ritimler bize kültür kodlarımız sayesinde son derece aşina. Ve bu ahengin Batı Müziği’ne bir armağan olduğunu muhtemelen bilmeyen yoktur.

 

Türk Marşı (özgün adı: Rondo alla Turca) (K. 331), Wolfgang Amadeus Mozart’ın bir bestesidir.

Türklerin Avrupa’da hayranlık uyandırdığı o yıllarda, Mehter Marşı’ndaki ritimden esinlenen Mozart, 1783 yılında 11 numaralı la majör piyano sonatı’nın (K. 311) 3. bölümünde “Rondo alla Turca” (Türk Marşı)’nı besteler. Bu beste halen, Türkiye Cumhuriyeti’nin tüm özel davetlerinin yanı sıra, ülke tanıtımında kullanılmaktadır.

Ludwig Van Beethoven’ın da Türk Marşı olarak eseri vardır. Turkish March Beethoven (part of Op. 113 No. 4): Die Ruinen von Athen (The Ruins of Athens)

2014 yılında Macaristan Milli Kütüphanesi arşivinde bulunan 11 nolu La Majör Piyano Sonatı’na ait 4 sayfa orijinal nota yazısının arasında Türk Marşı’ndan da bir kısım bulunuyor.[1]

Türk rap sanatçısı Ceza, sonatın üçüncü bölümüne 2012 yılında Türkçe söz yazdı ve parçaya bir klip çekildi.[2]

Özgür Ansiklopedi

Tarihten Notlar

1699’da Avusturya ve Osmanlı İmparatorluğu’nun Karlofça Antlaşması’na kadar uzanıyor bu ritimlerin Batı’da ilgi uyandırması. Klasik dönemin büyük bestecilerinden Haydn , Mozart ve Beethoven’ın üçü de Türk müziği yazdı. Askeri bandolara örnek olduğu da bilinmekte. Konu ile ilgili kaynak için bknz.

 

Gerçek müzisyenlerin ithalatı yalnızca geçici bir olguydu ve daha sonraki gelenek, Avrupa askeri gruplarındaki Türk enstrümanlarını, işleri için egzotik Doğu kıyafetleri giymiş siyah sanatçılara tahsis etmekti.

 

Sonunda Türk müziğini çağrıştırmadan bas davul, üçgen, zil ve pikolodan müzik yazmak mümkün hale geldi ve 19. yüzyılın sonlarında senfonik besteciler bu enstrümanlardan özgürce yararlanmaya başladılar. Böylece uzun vadede Türk enstrümanları Osmanlı askeri müziği geleneğinden Batı klasik müziğine bir armağandır.

 

Müziğin evrensel ve birleştirici diline katkılarından dolayı Türk Müziği her zaman bambaşka bir yerde olacaktır.

Facebook Yorumları