Uluslararası Çeviri Günü 

Nermin Mollaoğlu 

Ve Hayatı üzerine..

 

  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Söyleşi için nasıl bir başlık atmalıyım, girişi nasıl yapmalıyım diye düşündüm durdum. Nermin ile edebiyat üzerine bir söyleşi yapacağız aslında sadece. Aslında konuşacağımız konu onun meslek hayatı. Peki, benim için giriş kısmının bu kadar zor olmasının sebebi ne? Anlatayım.

Nermin Mollaoğlu benim Şişli Sağlık Meslek Lisesi’nden yatılı okul arkadaşım. İnsan bir arkadaşıyla sohbet eder, söyleşi yapmaz dedim kendime. Yatılı okulda ne yaramazlıklar yaptığın bir arkadaşın böyle başarılı işler yapınca biraz karışıyor nasıl yapacağım. 

Yazılar yazmaya başladığımı ve Uluslararası Çeviri Günü’nü konuşmak istediğimi söyleyince “Tabii ki çok sevinirim ama şu İTEF geçsin ondan sonra” dedi hemen. Ve sonra ben hazırladığım soruları yazılı olarak gönderdim ona, ilk yaptığı eleştiri-ki benim için çok değerli- “TDK yoldaşın olsun, baştan bunu bil lütfen” oldu. Bana bir rehber gönderdi.

Şimdi o zaman İTEF’ten bahsedebilir misin?

   2007 yılında Hollanda’nın en önemli edebiyat etkinliğine davet edilmiştik. Hollanda Edebiyat Vakfı her yıl bir yazarı seçiyor, onun yazdığı kitabı bir milyon adet basıyor ve mart ayının ikinci haftasında kitapevlerinden 12 Euro’nun üstünde kitap alanlara bu kitabın hediye edilmesini sağlıyorlardı. O yılki yazar Galata Köprüsü’nü yazmıştı, biz de Türkçesinin yayımlanmasına aracı olmuştuk. Çok etkilenmiştim. Bir milyon kitap bitiyordu. Ufak bir hesap yapalım mı? Bir milyon çarpı minimum 12 Euro. Bunun tüm sektöre dağılmasını düşünün. Tüm yazarlar, çevirmenler, kitapçılar, dağıtımcılar… Amsterdam operasındaki açılış gecesinde kraliçenin katılımıyla kırmızı halıda yan yana yürüyen yazarlar, yayımcılar. Tüm gazetelerde an konu edebiyat, kitap, yayıncılık sektörü. Döndükten sonra herkese Türkiye’mizde de böyle edebiyatı coşkuyla kutlayacak bir festival yapılması için çok zengin iş adamlarından, kamu kurumlarına kadar gidip anlattım. Onların bunu yapması için motive etmeye çalıştım. Sonra bir gün vapurda boğaza bakarken bunu biz neden yapmıyoruz diye düşündüm. 12 yıldır iyi ki o vapurda o cesareti bulmuşum diyorum.

  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Bu festivali yapmadaki ana motivasyonumuz Türk Edebiyatını dünyaya tanıtmak. Buraya gelen yabancı yazarlar evlerine dönerken ceplerinde birkaç Türk yazar ismiyle dönüyorlar. Türkiye’mizle ilgili önyargıları olanlar değişim gösteriyorlar. Bugüne kadar 48 ülkeden 467 yazarı ve 32 ülkeden 124 yayıncılık profesyonelini ağırladık.

Peki bir ebe olarak başladığın iş hayatından nasıl oldu da edebiyat ajanlığına geçtin? Yatılı okuldan İTEF’e gelene kadar neler yaşadın? Aslında burada öğrenmek istediğim gençlere ışık olması açısından hangi eğitimleri aldığın ve kendini nasıl geliştirdiğin. 

Kalem’de staj yapmak isteyenlerle uzun uzun toplantılar yapıyorum. Çoğunda üniversite tercihlerini yaparken çok bilinçli olmadıklarını anlıyorum. Mezun olunca ne tür iş alanlarında çalışacaklarını bilmeden yıllarca eğitim alıyorlar. Elbette istisnalar var ama genel durumu görünce onlar adına, aileleri ve ülke geleceğimiz adına üzülüyorum. Ortaokul sonunda girdiğim sınavlar bana ebe-hemşire olma kapısını açtı. Şişli Etfal’de 4 yıl yatılı okudum. Hemşireliği ve ebeliği özellikle annemin yoğun yönlendirmesiyle seçmiştim. Fakat ben hep öğretmen olmak istemiştim. Küçük yaşlarda Çalıkuşu okuyan veletlerdik biz. Ebe-hemşire diplomasını aldıktan sonra üniversitede İngilizce öğretmenliği okudum aynı zamanda da hastanede tam zamanlı çalışıyordum. Öğretmen diplomasını aldıktan sonra Amerika’da yüksek lisans yapmak istedim. 

Amerika’dan döndükten sonra en büyük hayalim olan İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci olmak, orada yüksek lisans yapmak istedim. Kazanamadım, gönüllü öğrenci olarak çeviri bölümüne devam ettim.  Herhangi bir kitabın künye sayfasını daha önce hiç dikkat etmemiştim, şu an o sayfada yuvarlak içindeki C harfi için çalışıyorum.

Bu yolculukta Kalem Ajans doğdu ve yerli yabancı birçok etkinlikte ismini duyduk. Neler başardın, biraz anlatır mısın? Başardın diyorum çünkü ben senin ismini her duyduğumda gurur duyuyorum çok küçük bir kıskançlıkla beraber 😊

2006’da üç amaçla kuruldu. 

* Yapmaktan en çok hoşlandığım, gurur duyduğum Türk yazarların yabancı dillere çevrilmesini sağlamak

* Çevirmenlerin hakların temsil etmek

* Yabancı dillerden Türkçeye kitapların çevrilmesinde aracı olmak.

  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Bazılarını hem Türkiye’de hem yurtdışında bazılarını sadece yurtdışında olmak üzere 150’ye yakın yazarla birlikte çalışıyoruz.

Kalem’i ilk kurduğumuzda söylediğim cümlenin arkasındayım, Türkiye’nin ajansıyız. Tüm alanlara aynı mesafede durmaya çalışıyoruz. Fakat kişisel ilgi alanlarımız işimize de ister istemez yansıyor. Ben roman okumayı daha çok sevdiğim ve tercih ettiğim için o alanda daha hızlı ilerledik.

2700 sözleşme olmuş. Bunların yarıdan fazlası yayımlanıp geldiler, ofisimizdeki dev kırmızı kitaplıkta gururumuz oldu. 56 farklı dilde yayımlandılar. Amharca da var, Malayalam dili de.

  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn
Sürekli yurtdışı seyahatlerin oluyor-du diyelim. Pandemi sayesinde seni görebiliyoruz hatta. Nerelere gittin değil de gitmediğin ülke kaldı mı? Ve edebiyat anlamında görüp seni çok şaşırtan ya da duygulandıran ne oldu?

Burnumu sızlatan bir anımı hatırladım. 2000’de Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi’nde diyaliz hemşiresiyim. Bir gün işler sakinleşmiş, doktorlar hemşireler birlikte ana salonda çay kahve içiyoruz. En büyük hayalleriniz nedir diye soru ortaya atıldı. Ailesinin çok zengin olduğunu bildiğim bir doktor 40 yaşımdan önce 20 ülkeyi görmek istiyorum dedi. O an bunu dillendirememiştim ama akşam yatağa uzanınca insanların hayalleri cüzdanlarıyla birlikte büyüyormuş diye imrenmiştim. Asla 20 ülkeyi göremeyeceğimi düşünüyordum. Buna param yetmez diye üzülmüştüm. 40. ülkemi gezerken 37 yaşındaydım, o doktor arkadaşımı arayıp kaç ülkeyi gezdiğini sordum. Sadece 6 ülkeyi görmüştü. Cüzdanı daha da büyümüştü. Ben şu an 45 yaşındayım, 72. ülkem Ürdün’den salgın başlamadan hemen önce döndüm. 2000 yılındaki Nermin’in yanıldığını anladım. Hayattan istediklerimizde çekingen olmamak lazım. 

Balkan ülkeleriyle özel çalışmaların var, Bulgaristan ve Romanya ile neredeyse edebiyat köprümüz oldun. Ben de bir Balkan kızı olarak o işlerini de duymak isterim. 

Kalem’i kurduğumda kendime şunu sordum, Türk Edebiyatını dünya dillerine tanıtmak için yola çıkıyorsun ama sen o ülkelerin edebiyatları hakkınca neler biliyorsun. Böyle başladı yolculuk. Bulgaristan’da çok iyi çevirmenlerimiz var. Onlar sayesinde birçok kitabımız Bulgar okurla buluştu. Geçen yıl da gurur duyduğum bir antoloji yayımladık. Sevcan Kence çağdaş Bulgar yazarlarından bir derleme yaptı ve çevirdi. Online kitapçılardan rahatça bulunabilir.

Rumen edebiyatında ise çevirmen sıkıntısı çok vardı. İstanbul’daki kültür merkeziyle birlikte çeviri atölyeleri düzenlemeye devam ediyoruz.

Biraz günün anlam ve önemine değinmemiz gerekirse; çeviri olayında nasılız sence ülke olarak? En çok merak ettiğim mesela bizim yazarlarımızdan kimi hangi dillere çevirip yurt dışına tanıtma fırsatımız oldu?

Türkiye yayıncılık pazarı %50 çeviriyle beslenir. Bu oran Fransa’da 30, Almanya’da 20-25 İngiltere’de 4 okyanus geçince Amerika’da 2-3 civarında. Ülkelerin çeviri edebiyata bakışları onlar hakkınca çok şey anlatıyor bize. Türkiye’de bu kadar çok çeviri yapılırken 20 yıl öncesindeki durum sadece 4-5 dilden Türkçeye çeviri yoğun şekilde yapılıyordu. Diğer diler İngilizce, Fransızcanın köprüsünden Türkçeye geçiyordu. Şu an bu konuda bilinç düzeyi daha gelişti. 

Aşk ve savaş varsa çeviri de oluyor. Çevirilerin yayımlanması öncelikle o ülkenin Türkiye’mizle olan ortak tarihi ve güncel politik gelişmeleriyle çok bağlantılı. Aşk varsa, çevirmen sayısı da doğal olarak artıyor. Balkan dillerinde çok çeviri yayımlandı. İtalyanlar geç başladılar ama hızlı ilerliyorlar.

Peki daha çok kitabımızı yurt dışına tanıtma ya da tam tersi için, seni en çok yoran nedir? Biliyorum hep koşuyorsun, birden çok dinamiği var yaptığın işin. Gerçekten yorulmuyor musun?

Kuzey Ülkeleri hala çok yavaş. Beni en çok üzen iki ülkeyi de yeri gelmişken söyleyeyim; Rusya ve Japonya. Japonca ve Rusça dilleri bilen “gizli çevirmenlere” ulaşmayı çok isterim.

Daha fazlası için..

 

Festival hakkında daha fazla bilgi almak için, resmi internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

Ajanstan haberler için resmi internet sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

Hem yaptığımız bu sohbet hem de yazma hayatımın başında verdiği destek çok kıymetli, çok teşekkür ederim arkadaşım.

  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn
Facebook Yorumları