Perşembe, Haziran 30, 2022
Ana SayfaDeniYorumYazıYorumYazmak İçinin Ateşini Alır

Yazmak İçinin Ateşini Alır

Yazmak sanat, yazmak bir iç dökme: hesaplaşma meselesi. Öyle bir mesele ki insanın ateşini yüreğinden alan. Yazmak: gerçek teneffüs ruhumuza.


3 dakika


Yazmak sanat aslında çoğu kişi için. Ama sanattan öte bir iç dökme meselesi benim için. Derdimi anlatma şeklim, savaşımı veriş biçimim. Ben yazarım, insanlar okur, anlarsa ne ala. Anlamasa da ben anlatmış olayım.

Ayrı kaldık ya, ah ne zor geldi bana. 

Mesela bir kaç zaman ayrı kaldım, kaldık… Mecburi bir ayrılıktı bu. Okuyucular için daha kolay okunur, bizler içinse kullanışlı bir hale gelmesi için sevgili İlknur gerçekten çok çalıştı. Sonuç olarak çoook uzun bir süre ayrı kaldık. Ve işte bu ayrı kalma sürecinde her gün neredeyse başının etini yedim İlknur’un.

“Hadi bitmedi mi daha?”

“Ne zaman bitecek İlknur?”

“Hadi bitsin artık, ne olur!”

Sabırla az kaldığını, çok güzel olacağını söyledi bana. Bazen o yorulduğunda ben ona motive cümleleri sıraladım. Ama süreç uzadıkça kalbim sıkıştı. İçim yanıyordu, her gün yoruluyordum, söylemek istediklerim beynimde dönüp duruyordu. Ve bunun durması için su içmeliydim, yani yazmalıydım kana kana. Siz okudukça dinleniyorum ben sanki.

Yani yazmak aslında benim için bir çıkar yol. Bir teneffüs.

Ve sonunda İlknur “Yenileme Zamanı” ile yeniden merhaba dememizi sağladı.


Yazmak insanın içinin ateşi alır.

Yazan insan mutlu mudur, mutsuz mudur? Anlaşılmak isteyen insan sanatı doğurur. Yani yazar, çizer, yaratır… Mutluluklarımı da mutsuzluklarımı da yazmak rahatlatıyor beni. İçimin ateşini böylelikle söndürebiliyorum ancak. Yazmak terapim benim.

Mutlu olmak benim için kendimden ziyade başkalarına faydalı olmak. Durum böyle olunca da yazmak içimin ateşini alıyor işte. Böylelikle daha geniş kitlelere ulaşmak mutlu ediyor beni.

Bana “google teyze” ya da “vikipedi figen” diyorlar. Çünkü evvelden beri sorarlar bana. Bilirim, bilmesem de bilinmeyeni öğrenmek isterim, araştırır bulur paylaşırım. Huyum bu. Böyle rahatlıyorum.

Rüyalarımızı yazmak bilinçaltımızı anlamak adına, korkularımızı yazmak onları kabullenmek adına, hayallerimizi kaleme almak güçlü bir olumlama yapmak açısından inanılmaz gerekli. Mektup yazarken göndermesek bile yazdığımız kişi ile aramızdaki bağı güçlendirir. Aslında keşke kalemi alıp kağıda döksek duygularımızı ama şimdilerde kimse postaneye bile gitmiyor. Ama bu yılbaşında ben bunu yapacağım, kartpostal göndereceğim sevdiklerime. Belki siz de katılırsınız.


Yeniden merhaba o zaman. 

Yeniden başladı yazmak sürecim. Kavuştum yeniden telefonuma aldığım notlara, karalamalarımın olduğu defterlere. Sizlere en önemlisi. Siz okudukça ben mutlu oluyorum. Hele de benim gibi içinde yazmak ateşi olanlar da eklendikçe yazar kadromuza daha da mutlu oluyorum. Böyle böyle büyüyor, birikiyoruz işte. Hadi gelin siz de. Sizin de dökecek içiniz vardır.

O zaman dediğim gibi yine yeniden merhaba hepinize.

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Figen DEMİRTAŞ
Figen DEMİRTAŞ
Sayılardan ve ünvanlarından sıyrılmış bir emekçi. Hayatın her daim öğrencisi. Kadın, anne ve yazmaya sevdalı bir hayalperest.

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1928 Orhan Boran (94)
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

Bu Hafta Popüler

Unvansız Gönüllüler

Unvansız Gönüllüler. Onlar etiketlerini bir kenarda bırakmış olan gizli kahramanlar. Kah eğitim ve sanat, kah toplumsal fayda... Gururla "PaylaşıYorum"

Ciltleme, Cilt Sanatı

Cilt sanatı, ya da daha alışık olduğumuz tabiriyle ciltleme.... Zaanat kelimesinden daha öteye sanat kelimesine daha da çok yakışan miras.

ilyada destanı; Bir Aldatma Hikayesi

İlyada Destanı M.Ö. 8. yüzyılda Yunanca yazılmış ilk batı edebiyatı metnidir. Homeros'un anlatıcısı olduğu bilinen destanı "hatırlı'yorum"
Figen DEMİRTAŞ
Figen DEMİRTAŞ
Sayılardan ve ünvanlarından sıyrılmış bir emekçi. Hayatın her daim öğrencisi. Kadın, anne ve yazmaya sevdalı bir hayalperest.

İlgili Yazılar

Darmadağın…

Darmadağın dolaplar, evler... Sadece onlar mı? Akıllarımız karman çorman, hayallerimiz dağınık. Peki bu dağınıklık nasıl toplanacak?

Defo

Defo ile merhaba diyor yazarımız Aygen Hıdıroğlu. Aygen Tuna'dan Kırmızı İskarpinlere uzanan; defoya hediye bir merhaba ile başlıyor söze...

Keşke ile İyi ki Arasında Bir Ömür…

Keşke ile iyi ki arasında yaşarız hayatı. Aklımız yapamadıklarımızda kalır çoğu zaman ama yapabildiklerimize de şükrederiz az da olsa.

Kendin Olmak ile İlgili Klişe Kavramlar

Kendin olmak ve üzerine konuşulan klişe kavramlar. Hüdai Tandoğan klişe cümleler üzerinden sorguluyor kavramları...