Yeşim taşı isminde saklı. Benim için dünyanın en değerli mücevheri O. Benim ışığım, canım, güzel kuzum. Ve bugün O’nun doğum günü.

İsmin gibi ol; mutlu ve şanslı.

 

Figen DEMİRTAŞ

Tüm Yazıları

BİRİKİYORUM sayfalarından sizlere MERHABA dediğim ilk yazımda beni anlatmıştım, çünkü doğum günümdü. Bugün de en değerli mücevherimde sıra. Anlatayım bakalım bu mücevheri.

Yeşim ismini nasıl verdim kızıma…

Hamilelik günlerim biraz sorunlu geçmişti. Hayatta her şeyi sırasıyla yapmış, artık bir bebek sahibi olma zamanım gelmişti. “Hadi artık bebek gelsin” dedikleri sırada işte karnımdaydı o bebek. Bir kızım olacaktı. O sorunlara rağmen dünyaya getirebilmeliydim. Elimi attığım her şeyi başarma azmiyle günleri tüketiyordum. Kaybetme korkusu da vardı bir yandan. Artık son günlere yaklaştığımızda isim bulma çalışmalarına başlamıştım işte.

Söylenişi kolay olmalıydı, bunun içinde iki heceli ve dört beş harfli bir isim olmalıydı. Ve kesinlikle Türkçe olmalıydı. O zaman araştırma yaptığım kaynaklarda eski Türklerde çok sık kullanıldığını gördüm. Y harfi ile başlamasına da karar vermiştim. Ve işte Yeşim adı böylece çıktı ortaya.

 

Yeşim taşını anlatayım…

 

Eski Türklerde yağmur yağdıran taş olarak biliniyor. Orta Asya’daki yaygın ismi Yada taşı. Efsanelere konu olmuş bir taş. Oradan Latin dillerine Jade olarak geçmiş.

Hatta Ömer Ünal’ın Türk Mitolojisini konu alan bir kitabına da isim oldu Yeşim taşı. Karanlık Dünyaya Yolculuk : Yeşim Taşı Efsanesi. Nihayet Türk Mitolojisi ‘ne ait bir kitabın çıkması ve o kitabın da kızımın adını taşıması beni çok mutlu etti. Dünya üzerindeki en kadim milletlerden biri olan Türkler de mitolojik açıdan çok zengin bir geçmişe sahipti çünkü. Yeşim Taşı Efsanesi bir kitap serisinin ilki. Değerli taşı arayan üç arkadaşın hikayesini anlatıyor.

Çin’de şans getirdiğine inanılıyor. Hala büyük iş insanları önemli anlaşmalara imza atarken yeşim taşı tutarlar avuçlarının içinde. Çok uzun yıllar İmparator Taşı olarak bilinmiş.

“Taş endüstriyel olduğu kadar içinde barındırdığı moleküler yapısı gereği olarak insanın ruh haliyle de ilişkilidir… “

diyor Vedat Karaarslan Arkeotekno isimli web sitesindeki yazısında. Ve ekliyorlar;

“Antik çağlardan bu yana timus  yada taşı (yeşim) ile uyarılarak beyine mutluluk hormonu salgılanmasına neden olur.”

İşte tam da bu yüzden mutluluk taşı olarak bilinir Yeşim.

Güzel mücevherlerden masaj taşlarına kadar bir çok şekilde kullanılır. Mutluluk, şans, kötü enerjiye ve korkulara karşı koruma, cilt ve böbrek sağlığı için kullanılıyor.

 

———❤———

Bana şans ve mutluluk getirdi yeşim taşı…

Minik Mücevher Yeşim

Minik Mücevher Yeşim

İşte bu dileklerle kızıma şans getirsin diye verdim ismini. Ve o küçük bebek bana mutluluk getirdi. O kaya gibi sağlam duruşuyla direndi hamilelik döneminde yaşadığım sorunlara. Sonrasında işlendikçe mutluluk getiren bir mücevhere dönüştü. Yolculuğu devam ediyor benim güzel Jade’min. Yola devam ettikçe daha da ışıldıyor, daha da fazla mutluluk dağıtıyor etrafına. Sahnenin üzerinde gezinen ayak parmaklarından seviyorum dünyayı. Bakınız Dansla Hayat Hayatla Dans ve Dansa Davet.

Beni güzel yeşim taşı kızıma yazdığım mektupla son veriyorum yazdıklarıma. Çocuklarımız, geleceğe attığımız tohumlar onlar. Benim kuzum da onlardan biri. Ayaklarına taş değmesin. Yolları hep aydınlıklara çıksın. Her daim güzel insanlar çıksın karşılarına. Mutlu olsun tüm çocuklarımız…

 

———❤———

Güzel kızıma mektup

Güzel kızım Yeşim,

Senin doğum günün bugün. 19 yaşına giriyorsun artık, artık sen bir çocuk değil bir genç kadın sorumluluğundasın. Artık dediğime bakma, sen beni her gün büyütecek kadar olgun bir çocuk oldun hep. 12 yaşındayken de, şimdi de elimi tuttuğunda güç aldığımı hissediyorum her defasında. Çok ağladığım, çok düştüğüm zamanlar da; hem senin için, hem senin sayende gülümsedi yüzüm ve enerjimi öyle devşirdim yaşamaya.

Canım kızım, bu hayatta yaptığım en güzel şey diyorum ya senin için. Baktığım zaman “evet bunu ben yaptım” dediğim bir şahesersin gözümde, evet bununla gurur duyuyorum. Sen benim şaheserimsin ama sen kendi kanatlarınla uçuyorsun çoğu zaman ve kendi fikirlerinle her gün biraz daha büyüyorsun, bedeninle birlikte. İnan ben bunu görüyorum ve her defasında daha çok büyüleniyorum bir fidan gibi boy verip büyümenden.

Artık kanatların var senin, uçuyorsun kendi hayallerine.

Önünde upuzun, bembeyaz, pas parlak bir gelecek var. Seni onların içinde, o geleceğin içinde hayal ediyorum hep. Başarılı olacağını biliyorum o geleceğin içinde, görebiliyorum bunu. Bir genç fidan olarak köklerini salacağını toprağa, yemyeşil dallar çıkaracağını gökyüzüne doğru. Yeni filizlerinin yeşereceğini, dallarının meyvelerle bezeneceğini hayal edebiliyorum. Dans ederken sahnenin üzerinde dolaşan ayaklarının yere nasıl sağlam basacağını biliyorum, görüyorum kuğu gibi süzülüşünün hayatta nasıl hayran bırakacağını. Her zaman alkışlar karşılamayacak seni ama senin hep ayakta olacağını hissediyorum anneciğim.

Yarın da sarıldığım el olacaksın.

Benim isteğimse tüm bunları yaparken çok çok ama çok mutlu olman. Acılarından, yenilgilerinden yılmayıp gülümsemeni hiç kaybetmemen isteğim. İnsanlara olan sevgini hiç kaybetme. Eminim ki sen doğrusunu yapacaksın, eminim ki bir orta yolu bulacaksın hep. Hep insanlar seni sevecek ama en önemlisi senin kendini sevmen, kendine inanman. Hataların da olsa, tökezlesen de elim elini uzattığın an tutacak kadar yakınında olacak hep. O eli hiç unutma. Ve sen de sakın beni bırakma, dün olduğu gibi yarın da sarıldığım el olacaksın.

22 Mayıs 2002’de saat 20:30 sularında ameliyathanede karnımdan yüzüme yaklaştırdıklarında nasıl öptüysem seni hep öyle olacak seni öpüşüm, koklayışım yaşın bugün 19, yarın 39 olduğunda hiç fark etmeyecek bu. Canımsın benim, huzurumsun, gururumsun. Gözümdeki gülümsemesin sen, umudumsun. Bana öğretensin bebekliğinden, hatta rahmimde fasulye kadar bir embriyo olduğun zamanlardan beri. Beraber büyüdüğümsün her gün. Gururumsun benim, arkadaşlarına, doğaya, hayvanlara bakışınla. Hayata karşı tavrın, sözlerin, davranışların her zaman gururlandırdı beni. Çok teşekkür ederim sana bana yaşattığın tüm güzel duygular için. Özür dilerim bazen istediğin anne olamıyorsam da. Seni çok seviyorum ve hayatta en çok seveceğim şey sen olacaksın asla unutma.

Biriciğim, Yeşim’im iyi ki doğdun. Hep mutlu ol. Hep güzel bak hayata. Her zaman kendine inan. Meleğim, minik balerinim, güzel kızım. Sen kalbinle, gülüşünle muhteşemimsin benim.

 

Figen ❤ Yeşim
Facebook Yorumları