Figen DEMİRTAŞ

EVET GERÇEKTEN ZOR BİR YILDI.

Bazen hayat böyledir, zorlar insanı. Bu yıl belki önceki yıllara göre biraz daha adildi zorlukta. Dünyayı hızla istila eden ve barbarca tüketen insan denilen yaratığa bu kez eşit davrandı geçirdiğimiz yıl. Çin’in bir laboratuvarından kaçan minik bir virüs tüm insanlığı evlere hapsetti. Artık istatistikleri izlemeyi bıraktım ve zaten siz de her gün haberlerden takip ediyorsunuz. Sayılar milyonlarla, ölümler yüzbinlerle ifade edilir hale geldi.

Sadece bu adına covid 19 denilen şirin görünümlü virüs değildi tabii ki dünyayı çekilmez hale getiren. Savaşlar eskisi gibi değil artık ama hala devam ediyordu. Terör her yerdeydi. Açlık, yoksulluk belli bölgeleri ve her yerdeki bazı insanları muhtaç bırakıyordu.

Yanan ormanlar sadece toprağın yüzünü değil hepimizin içini yakıp kavuruyordu. Çölleşen toprak, kuruyan su kaynakları geleceğimizi alıp götürüyordu çocuklarımızdan.

Peki benim hayatımda 2020?

Yıllar geçiyor ve ben geçtiğinin farkına bile varamıyorum çoğu zaman. Öyle ki kendimi hızla giden bir trenin içinde camdan dışarıya bakıyorum ve orada her geçen görüntü bir yılı içeriyormuş gibi. Ben de kendi hayatıma oradan bakıyormuşum da hiç müdahale edemiyormuşum gibi yıllar geçiyor.

Benim hayatımda 2020; belki de insanın başına gelebilecek en karanlık anlardan birini içeriyor. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde belki de bu dünyaya gelmiş gelecek en güzel kalpli kadının, annemin anılarını bırakıp gitmesi işte bu karanlık an. İnsanın annesi gider miydi hiç ama gitmişti işte. Bu yıl bana böyle bir acı bıraktı gidiyor şimdi de.

“Hiç mi iyi bir şey olmadı?” derseniz eğer oldu elbette. Mesela gözümün nuru, güzel kızım üniversiteli olarak anneciğini gururlandırdı.

Sonra yıllardır hatta taa çocukluğumdan beri tutkum olan yazma aşkı işte tam da burada başladı okuyucularla buluşmaya. Nasıl güzel bir aşk bu, her gün ne yazacağımı düşünmek, düşündüklerimi doğru kelimelerle ifade etmeye çalışmak, düşüncelerimi desteklemek için sürekli araştırmak ve yeni şeyler öğrenmek. Ben sizde farkındalık yaratmaya çalışırken en çok gelişen de kendim oluyorum aslında.

Yıllar geçiyor

Boş verin geçip gitsin yıllar, acısıyla tatlısıyla. Siz bir iz bırakmaya çalışın yaşadığınız çağda çalışarak, üreterek.

Tüketmekten vazgeçtiğimiz ama dünyayı ve birbirimizi tüketmekten vazgeçtiğimiz, birbirimize ve insanlığın tarihine güzellikler bırakarak geçmeye çalışın hayatın sahnesinden. Tıpkı annem gibi. Şimdi annemin penceresinden annemin bahçesine baktığımda gördüğüm çiçeklerde, ağaçlarda O’nun izi var. Etrafımdaki insanların kalbine de dokunmuş eli.

Hepimize tam da böyle güzel dokunuşlarla örülü yepyeni yıllar diliyorum şimdiden.

Facebook Yorumları