Yunus Emre yılı ilan etti UNESCO 2021 yılını. Ölümünün 700. yıldönümü. Yıl boyunca etkinliklerle anılacak tasavvuf ve halk şairi Yunus. İlahi aşkın izinde geçen bir ömür.

 

UNESCO 40. Genel Konferansında aldığı kararla 2021 yılı için ülkemizin önerisi Azerbaycan,  Bosna-Hersek, Kuzey Makedonya ve Özbekistan’ın desteğiyle Yunus Emre’nin ölümünün 700. yıldönümünü anma programına aldı. UNESCO bu yıl Hacı Bektaşı Veliyi de anma programına almıştı ve biz de sayfalarımızda yer vermiştik. Ve şimdi de Yunus Emre’yi anıyoruz.

 

Bir kez gönül yıktın ise
Bu kıldığın namaz değil
Yetmiş iki millet dahi
Elin yüzün yumaz değil

Bir gönülü yaptın ise
Er eteğin tuttun ise
Bir kez hayır ettin ise
Binde bir ise az değil

 

Yunus Emre kimdir?

Vikipedia’nın anlatımına göre “Türkçe şiirin öncüsü olan tasavvuf ve halk şairi” olarak tanıtılmış. Hayatını, eserlerini bu siteden de görebilirsiniz. Aslında hakkındaki bilgiler son derece az. Kaynaklara göre 1200’lerin sonlarından 1300’lerin ilk çeyreğinde yaşamış. Hayatı Anadolu Selçuklularının çöküş ve dağılma dönemine denk geldiği için nerde doğmuş, tam olarak nerde yaşamış kesin bilgiler yok. Şiirlerinden yola çıkılarak hayatına dair ip uçları aranıyor. Genel kanı İç Anadolu bölgesinde yaşadığı. Eskişehir’in Sivrihisar İlçesinde yaşadığı tahmin ediliyor. Ankara Nallıhan’da bulunan Etkilendiği kişi olan Tapduk Emre dergahında ömrünü sürmüş ve bir derviş olarak tasavvuf fikirlerini Anadolu’nun doğusuna, İran’a ve Azerbaycan’a yaptığı yolculuklarda dile getirmiş.

 

Tapduk Emre Dergahı

Öncelikle dergaha bir bakalım. Yunus Emre’nin hocası olarak bilinen Emre Şeyh’in dergahıdır. Emre Şeyh’in adı sonradan Hacı Bektaşı Veli ile tanışmalarında “Tapduk Sultanım” yani “aradığımı buldum” demesinden sonra Tapduk Emre olarak anılacaktır. O ne güzel bir dergahtır ki yine söylenceye göre Yunus da Hacı Bektaşı Veli’nin yönlendirmesiyle bu dergahta yetişmiş ve tasavvuf yolculuğu başlamıştır.

 

Tasavvuf nedir?

Yunus Emre deyince tasavvuf geliyor akla. Pekala nedir tasavvuf?

Oxford sözlük “Tanrı’nın varlığını, birliğini, niteliğini ve evrenin oluşumunu varlık birliğiyle, yaratılanla yaratanın bir oluşu, aynı kaynaktan gelişi anlayışıyla açıklayan dinsel ve felsefi akım, İslam gizemciliği.”  şeklinde açıklıyor. Bir çok kaynakta buna benzer tanımlamalar yapılmış. Bana göreyse insanın iç yolculuğu, kendini keşfetme yolculuğu. İşte bu kendini keşfetme yolculuğunda da Halk Şiiri çıkmış ortaya. Tasavvuf arayışını da ilimde ve kendini geliştirmekte bulmuştur Yunus Emre ve şöyle der hepimizin bildiği gibi.
“İlim ilim bilmektir, ilim kendin bilmektir, sen kendini bilmezsen, bu nice okumaktır.”

 

Halk şiiri nedir?

Ve ölümünden sonra yüzyıllar içerisinde şiirleri ağızdan ağıza dolaşır olmuş. Osmanlı İmparatorluğu’nun batıda gelişmesi ile Rumeli’de ve Avrupa’da da tanınır olmuş. Tasavvuf ile ilgilenmiş ama aslında herhangi bir tarikata bağlanmamıştır sözcükleri. İlahi aşkı, doğumu, ölümü anlattığı sözcükleri Anadolu’da faaliyet gösteren Alevi-Bektaşi tarikatı ile Melami-Hamzavi tarikatlarının da ortak düşüncesi haline gelerek halk şiirinin temellerini oluşturdu. Mevlana’dan da Hacı Bektaş’ı Veli’den de esinlendiği görülmüştür ki bazı kaynaklar geldiği yeri, aldığı eğitimleri buralara dayandırmaktadır.

Hep insanlığa bir hoşgörü yatar sözcüklerinde. Hepimizin bildiği, dilimizden düşmeyen bu sözün söyleyenidir mesela Yunus Emre.

“Yaratılanı hoş gör, Yaradan’dan ötürü.”

 

 

Saygıyla anıyoruz bir kez daha.

Tasavvufa uzanan bir yol Yunus Emre’nin yolu. Hakk’a ulaşmak için insan ve doğa sevgisini koymuş en tepeye. Hoşgörüyü öğütlemiş şiirlerinde. Bencillikten uzak olmayı anlatmış.

“Benlik davasını bırak, muhabbetten olma ırak, sevgi ile dolsun yürek, hoşgörülü olmaya bak…”

Her sözü bir ders niteliğinde. Yargılayıcı değil bağışlayıcı olmaya dem vurmuş sözcüklerinde.

“Hiç hata yapmayan insan, hiçbir şey yapmayan insandır. Ve hayatta en büyük hata, kendini hatasız sanmaktır.”

Sözleri yazmakla bitmez Yunus Emre’nin. Tam da burada Ahmed Adnan Saygun’un Yunus Emre Oratoryosunu izlemenizi tavsiye diyorum. Bir bilge kişi. Aslında O bir insanlık öğretmeni. Allah’ı bulma, kendimizi tanıma yolunda bir rehber. Keşke yolumuz böyle insanlarla kesişse hep. Keşke yolumuz Bektaşı Veli’lere, Yunus’lara çıksa.

Bir gün insanlığı onların gözüyle görebilmemiz umuduyla….

Hoştur bana senden gelen.

Ya gonca gül yahut diken.

Ya hayattır yahut kefen.

Nârın da hoş, nurun da hoş.

Kahrın da hoş, lütfun da hoş. 

 
Facebook Yorumları