Geleceğimize yönelik kararlar alırken...

Önümüzdeki seçeneklerin, her birinin getireceği yarar-zararı hesaplayarak, o seçeneklerden kendimiz için en faydalı ve en avantajlı olanı seçeceğimizi, kararımızı bu yönde vereceğimizi sanıyoruz çoğu zaman.

Bu basit mantık bizim için oldukça işlevsel ve doğru görünüyor fakat, gerçekten de kararlarımızı alırken önem verdiğimiz tek şey o mu?

  • Yüksek bir bedel ödeyerek aldığın, senelerdir dolabında yer kaplayan, hiç giymediğin bir elbiseyi birine vermekte isteksiz davrandığın oldu mu?

  • Ücretini peşin ödediğin için sana faydası olmayan bir kursa devam ettiğin?

  • Yorgun argın otobüste 20 durak gittikten sonra, inmene son iki durak kala boşalan koltuğa oturmadığın?

  • Defalarca arıza çıkarmış çamaşır makineni "Bu defa da arızalanırsa değiştireceğim." deyip arızalandığında yine tamirciyi aradığın?

  • Kimi zaman hataları ve yanlışları olduğunu bilmene rağmen aynı kuaföre gitmeye devam ettiğin?

  • Babanın seni yönlendirdiği takımı yıllar sonra değiştirmek istemene rağmen değiştiremediğin?

Peki ya büyük sıkıntı yaşamana neden olan, seni bunaltan, yolunda gitmeyen bir ilişkiyi bitirmek istemene rağmen bitiremediğin oldu mu?

Prof. Dr. Mehmet Zihni Sungur'un durumu çok iyi açıkladığı bir örnekle devam edelim…

Bir ürün geliştirmesi için 20 milyon dolarlık yatırım yapan bir yöneticiye, 18 milyonu harcandıktan sonra başarısız olunacağı ve bu durumda 2 milyon doların iade edilebileceği söyleniyor.

Bu durumda yönetici ne yapar?

Rasyonel olarak 2 milyon doları geri mi alır, yoksa bu 2 milyonu da gözden çıkarıp araştırmaya devam mı eder?

Genellikle bu soruya verilen cevap ikinci seçenek olmaktadır.

Buna psikolojide batık bedel sendromu denir.

Batık Bedel Sendromu'nu simgeleyen kavramsal illüstrasyon. Geçmişte harcanan zaman, emek ve beklentilerin geleceğe dair kararları nasıl etkileyebileceğini anlatan psikoloji temalı görsel.

Yani aslında bizler bir karar verirken, kararın gelecekte sağlayacağı yarardan çok, geçmişte yani karar öncesi süreçte yaptığımız yatırımları dikkate alıyoruz.

Başka bir ifadeyle, geçmişte yapılan yatırımların boşa gitmesini istememek, yeni ve yanlış kararların alınmasına zemin hazırlayabiliyor.

Bir üniversite öğrencisini düşünün.

Seçtiği bölümde yıllardır mutlu olmadığını, ilgi ve yeteneklerinin bambaşka bir alana yöneldiğini fark ediyor.

Buna rağmen, "Bu kadar yıl okudum, şimdi bölüm değiştirirsem bütün emeğim boşa gider." düşüncesiyle istemediği bölümde eğitimine devam ediyor.

Oysa geçmişte harcanan yıllar geri getirilemez.

Bugün verilecek kararın temelinde, geçmişte kaybedilen zaman değil, gelecekte daha mutlu ve başarılı olma ihtimali yer almalıdır.

Benzer bir durum ilişkilerde de görülebilir.

Uzun yıllardır devam eden bir ilişkiyi düşünün.

Kişi artık ilişkinin kendisini mutlu etmediğini, aynı sorunların tekrarlandığını ve gösterilen çabaların bir değişim yaratmadığını biliyor.

Buna rağmen, "Bunca yıl emek verdim, birlikte o kadar şey yaşadık. Şimdi bitirirsem hepsi boşa gitmiş olacak." düşüncesiyle ilişkiyi sürdürmeye devam ediyor.

Oysa geçmişte harcanan zaman, emek ve fedakârlıklar geri getirilemez.

İlişkiyi sürdürmenin tek nedeni geçmiş yatırımları kaybetmemek olduğunda, kişi gelecekte yaşayabileceği daha sağlıklı ve doyum verici bir yaşamı da ertelemiş olabilir.

Geçmişin yükü ile geleceğin sunduğu yeni başlangıçlar arasında seçim yapmayı simgeleyen kavramsal illüstrasyon. Batık Bedel Sendromu'nun karar alma süreçleri üzerindeki etkisini temsil eden psikoloji temalı görsel.

Bu nedenle batık bedel yanılgısından kurtulmanın ilk adımı;

geçmişte ödenen bedellere değil, bugünden sonra alınacak kararların geleceğe sağlayacağı katkıya odaklanmaktır.