Merhabalar efenim,

bugün bir yolculuğa çıkıyoruz.

Ben ayaklarımı sürüyerek ve etrafa hayranlıkla bakıp daha fazla şey görmeye çalışırken, bu maceraya sizi de katıyorum

ve Anadolu’nun, Orta Asya’nın Eli Belinde motifini keşfediyoruz.
Gördüklerimi ve anlamlandırdıklarımı anlatıyor, hissettiklerime değiniyorum.

Motiflerin Sessiz Dili: Eli Belinde

Öncelikle bu motifin önemi, kadını temsil etmesiyle öne çıkıyor bence; ya da bu şekilde öne çıkması gerekiyor diyebilirim.
Feminist bir bakış değil bu! Çünkü Anadolu’nun zor zamanlarında kilim dokumak, halı dokumak sadece bir iş, bir ekmek kapısı değil; söylenemeyeni ifade etmekle de ilişkiliydi.

Dokumayı yapan parmaklar bazen kendileri için, bazen aileleri, bazen kızları için dua ve temennileri konu alırken; bazen dertlerini, aşklarını, mutluluklarını, kederlerini, sevgilerini ifade ederdi.

Bir zanaat olmakla birlikte Anadolu kadını için söyleyemediklerini, yansıtamadıklarını işledikleri bir sanattı da aynı zamanda.

Dokuma aynı zamanda bir dünya imgelemekti.
(Bana bunu derinden hissettirdi.)

Eli Belinde Ne Anlatır?

Şimdi neden motifin kadını temsil etmesiyle öneminin arttığını, beni bunu düşünmeye ittiğini ve bu motifi anlatmam gerektiğini düşündüğümü açıklayayım.

Eli Belinde motifi kadınlığı temsil eder.
Ellerinin belinde verdiği güç ilişkisi bir anneyi anımsatırken, aynı zamanda bu güç hissiyatı sebebiyle bazı aşiret ve köylerde “Aman Kız” olarak adlandırılır.
Yine kadın sembolünün güç ile ilişkisi sebebiyle Orta Asya ve Anadolu’da “Ana Tanrıça” olarak adlandırılır.

Anadolu dokuma motiflerinde insan figürleri genelde görülmez; fakat Eli Belinde figürü insan figürüne benzetilir. Bunu da kadınların motiflerde kendilerini görünür kıldıklarına yorumlayabiliriz.

Motifimiz anneliği simgelemekle birlikte mutluluğu, sürekli neşeyi, huzuru, uğuru ve bereketi de temsil ederdi.
Bir kadının toplum için önemli olan doğasını ve yapısını temsil ederdi.

Kadının Hafızası: Anneden Kıza

Bunları kadınlar yapmıştı ve kadınların, kadınlar için hissettiği mutluluğu, neşeyi ve huzur veren doğasına verdikleri değeri temsil ederdi.
En önemlisi, dokumada zanaat ve sanat anneden kıza geçen bir hafıza olarak aktarılırdı.

Bir kadının başka bir kadına, kendine ve kızına anlatamadığı “kadının değerini”, kendine vermesi gereken değeri sessizce ifade eder, öğretirdi bu motif.

İşte bu yüzden nesilden nesile bu motifin anlamı; kadının değerini söylemleriyle anlatamayan Anadolu ve Orta Asya kadınlarının kadını ifade etmesiyle önemli ve bu temsille öne çıkması gereken bir değerdir.
İnsan figürüne benzeyen nadir bir figür olması da yine kendileri ve gelecek nesil için bir değer gösterme biçimi olarak düşünülebilir.

Kültürden Vazgeçiş Üzerine

Şimdi son bir söz bu yolculukla ilgili:

Motifler, kültürlerin vazgeçilmemesi gereken değerleridir. Küçük bir desen parçası olarak görülmemeli, gereken değer verilmelidir; çünkü temsil ettikleri bir geçmiş, bir bakış ve bir hisle dolu kültürdür. Tarih demektir.
Bu küçük olarak görülen, kavramlarla dolu motifler de bir tarihtir.

Kültürlerimizdeki küçük motiflerden vazgeçişimizle her büyük adım bize bir öncekinden sadece azıcık büyük gelecek ve giderek büyüyen adımlarımızla yok olan kültürümüzle karşı karşıya kalacağız.
Ki bence kültürü olan bir coğrafyada kültürümüze sırtımızı dönmüşüz gibi hissediyorum; çünkü bir kültür günlüğü araştırmasına girmek zorunda kalarak bu motif araştırmalarıyla baş başayız ve bu sembollerin hayatın en son ne kadar içinde olduğunu gördüğümden emin değilim.

Sağlıcakla kalın.