Dünyanın dört bir yanında, evlerde, kiliselerde, kartpostallarda ve takvimlerde aynı resim karşımıza çıkar: Bir çift dua eden el...Hatta Andy Warhol'un mezar taşında ve Justin Bieber'ın sol bacağında.

Belki de dünyanın en tanınmış elleridir bunlar.

Fakat ilginç olan şu ki, insanların bazıları bu eserin ardındaki hikâyeyi bilir. Ne var ki bildikleri hikâye büyük ihtimalle doğru değildir.

İnternette yıllardır dolaşan bir hikayedir bu.

Bu çizimi yapan, 1471-1528 arasında yaşamış Alman ressam Albrect Dürer. 18 çocuklu bir ailenin resimle ilgilenen 2 erkek çocuğundan biri. Her ikisinin de resme yetenekleri var, her ikisi de sanat okuluna gidip ressam olma hayalleri kuruyorlar. Ancak aile çaresiz. Madencilik ile geçinmeye çalışıyorlar ve çok fakirler. Bu durum, kardeşlerin kendi aralarında kura çekmesine ve kazananın sanat okuluna gitmesine, diğerinin de madende çalışarak kardeşini okutmasına yol açacak bir karar vermelerine sebep oluyor.

Kurayı kazanan Albrecht okula gidiyor ve birincilikle bitirerek şimdiden tanınmaya başlıyor. Eve gururla dönüyor. Ailesi onun onuruna sofrada toplanıyorlar. Övgülerden sonra Albrecht söz alıyor ve şimdi sıranın kardeşinde olduğunu, kendisinin madende çalışarak kardeşinin sanat okuluna gitmesine destek olacağını söylüyor. Kardeşi ise ‘’imkansız kardeşim’’ diyor. ‘’Madende çalıştığım senelerde elllerim bir daha fırça tutamayacak kadar deforme oldu, şu anda bu şarap bardağını bile zor tutuyorum’’ diyor.

Kardeşinin bu durumuna üzülen Albrecht, kendisinin tanınmasına büyük etkisi olan bu eseri, kardeşinin ellerinin resmini çiziyor.

Gerçekten çok etkileyici bir hikâyedir.

Problem şu ki aslında;

Hikâyenin ilk kez 1933 yılında J.G. Greenwald isimli bir yazarın yazdığı romantik bir kitapta ortaya çıktığı söyleniyor.

Yani Dürer'in ölümünden yaklaşık 400 yıl sonra!

Ressamın hiçbir mektubunda, biyografisinde, hiçbir çağdaş kaynakta böyle bir kardeş hikâyesi yok.

Peki gerçek neydi?

İşte bunu kimse kesin olarak bilmiyor. Sanat tarihçileri yalnızca bazı ihtimaller üzerinde duruyorlar. Muhtemel ihtimaller:

Dürer kendi ellerini model aldı, babasının elleri olabilir, bir rahibin elleri olabilir, atölyedeki modellerden biri olabilir...

Aslında bu bir tablo bile değildir.

Bu eser 1508 yılında mavi renkli hazırlanmış kâğıt üzerine mürekkep ve beyaz guaj kullanılarak yapılmış bir eskizdir.

Yani aslında büyük bir tablonun hazırlık çizimidir. Eser, sanat tarihindeki kataloglarda daha çok "Study of the Hands of an Apostle" (Bir Havarinin Ellerine Çalışma) olarak geçer. Esere insanlar genellikle "Praying Hands" (Dua Eden Eller) diyor. Bu isim sonradan yaygınlaşmıştır.

Hazırlık yaptığı eser ise Heller Altarpiece adlı dev sunaktır. Orijinal sunak ne yazık ki bugün yok. 17. yüzyılda çıkan bir yangında büyük ölçüde yok olmuş.

Ve ironik biçimde, bugün bu hazırlık çizimi, hazırlandığı tablodan çok daha ünlüdür.

Sanatsal Açıdan 

Eskize dikkatle baktığımızda, tendonların gerginliğini, damarların belirginliğini ve parmak eklemlerindeki yorgunluğu görürüz. Bunlar bir aristokratın narin elleri değil; çalışmış, üretmiş, yorulmuş bir insanın elleridir. Dürer'in ustalığı da burada saklıdır. Resimde dikkatimizi dağıtacak hiçbir unsur yoktur. Bütün kompozisyon yalnızca ellere hizmet eder.

Resimde yüz yoktur, beden yoktur.

Yalnızca eller vardır.

Bütün duyguyu yalnızca parmaklardan okumaya başlarız.

Eller neden bu kadar etkileyici?

Çünkü dua yalnızca dinî bir hareket değildir. İki elin birleşmesi, aynı zamanda teslimiyeti, umudu, pişmanlığı, şükrü, çaresizliği aynı anda anlatabilir.

Dürer neden bu kadar önemli?

Dürer, Rönesans'ın kuzeydeki en büyük sanatçısı kabul edilir.

İtalya'daki Leonardo neyse, Almanya'da Dürer odur.

Perspektifi, anatomi bilgisini, gravür sanatını olağanüstü ileri taşımıştır. Bugün bile sanat öğrencileri onun desenlerini inceleyerek eğitim alırlar.

Belki dua eden eller gerçekten kardeşine ait değildi. Belki yıllarca anlatılan hikâye hiç yaşanmadı. Ama insanlar yüzlerce yıldır bu resme baktıklarında yine aynı şeyi hissediyorlar: fedakârlığı, sabrı ve umudu.

Demek ki bazen sanatın gerçeği, tarihin gerçeğinden daha uzun yaşayabiliyor. Çünkü insanlar yalnızca güzel sanat eserlerine değil, güzel hikâyelere de ihtiyaç duyarlar.

Son Söz 

Siz neye inanmak isterseniz onu seçebilirsiniz. Bugün önemli olan; Dürer'in sanatı, dua eden ellerin sizde uyandırdığı his ve belki de insan zihninin, inanmak istediği hikâyeleri nasıl gerçeğe dönüştürebildiğini fark etmenin keyfidir.

Bence asıl ilginç olan, bu hikâyenin doğru olup olmaması değil; doğru olmadığını öğrendikten sonra bile ona inanmak istememizdir. Ben bu hikayeye inanmayı seçiyorum. Ya sen?

 


Kaynaklar:

Panofsky, The Life and Art of Albrecht Dürer

Robison & Schröder, Albrecht Dürer: Master Drawings, Watercolors and Prints from the Albertina

Albertina Museum

Web Gallery of Art – Study of an Apostle's Hands

Dürer Online (Heidelberg Üniversitesi

The History of Art Web sitesi