Emekli olmak

Emekli olmak; kimimize göre hayal, kimimize göre hayal bile değil. Emek verilerek yapılan bir eylemin karşılığı... Aygen Hıdıroğlu kalemiyle

Emekli olmak
Emekli olmak
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Emekli; yasalara göre belirlenmiş olan çalışma süresini dolduran ve yaşlılık nedeniyle işiyle ilgisi kesilerek kendisine bir çalışma karşılığı olmaksızın aylık bağlanmış olan kimse. İkinci anlamı da emek çekilerek yapılan, zahmetli. Hani “çok emekli bir iş oldu bu” deriz ya.

İki anlamda da emek vardır. Sabırla, emekle ulaşılması istenen hedefe yürümek vardır. Hayat tükenir yavaş yavaş aslında ama, umut olmadan hayat olmaz.

Tahmini okuma süresi 4 dakika

Bir çoğumuzun hayalidir emekli olmak. Huzurlu bir sahil kasabasına yerleşme fikri, zamanın hızlı geçmesini istememize sebep olur bazen. Geçsin bitsin de çalışma hayatı, bu koşuşturma, bu tantana. Gidelim yerleşelim bir deniz kenarına, kurtulalım her şeyden.

Herkes aynı planları yapmaz bazen. İnsanlar burada ikiye ayrılır.

  • Çocukluğunda “büyüyünce ne olacaksın?” sorusuna “emekli olacağım” cevabını verecek kadar keyfine, rahatına düşkünler.
  • Bir de hayatı kariyer ve hırs üzerine kurulu, iş yerinde herkesi yöneten, sadece iş düşünen, kariyeri olmadan bir hiç olduğunu bilenler. Maddiyat mazeretleridir. Onlar ölene kadar çalışacaklardır. Başka türlüsünü bilmezler. Kendi küçük iş arkadaşlığı çevresinde her şeyden haberdar olmalıdırlar.

Büyüyünce emekli olacağım

Emekli olmayı kendine şiar edinmiş, benim de içinde bulunduğum bu grup, sanılanın aksine çok daha sosyal olan, eğlence ve aktivitelerin illaki çalışma hayatında olmayacağının farkında olan insanlardır. Yalnız kaldıklarında kendi kendine yeten, hatta büyük mutluluk duyan.

Maddiyat onlar için ikinci gruptakiler gibi mazeret değil, araçtır. Keyifli yaşamak için araç. En çok kitap okuduğum, kendime, aileme vakit ayırabildiğim zamanlar çalışmadığım yıllardır. Ah! Bir de işin maddi boyutu olmasa. Dövüş Kulübü filminde Edward Norton’un çalışmadan hayatını idame edebileceği tazminatı şirketinden alabilmek için kendisine şiddet görmüş süsü vermesi, çalıştığım yıllarda aklımdan geçmedi değil.

Şaka bir yana, meşhur hikaye vardır ya: Bir sahil kasabasına gelen iş insanı, mutlu, huzurlu yaşayan yerli halka oraya yapacağı yatırımlardan, iş imkanlarından bahseder. Kendilerine sunduğu bir ömürlük kariyer planının sonunda, “sonra ne olacak?” diye soranlara, sakin bir deniz kenarında emeklilik vadeder. Cevap tahmin ettiğiniz gibidir. “Biz zaten şu anda burada öyle yaşıyoruz.”

Trik trak olur mu hiç çalışmamak

Emekli olmak mı? O da ne demekmiş? Çalışma rutinine o kadar alışmışlardır ki, asla bir başka hayat olamayacağını düşünürler. İş yerinde yükselmek egolarını tatmin etse de, kendilerini, özlerini gerçek anlamda tanımadan o debdebede çırpınır dururlar.

Bir gün tüm bunların bitebileceği gerçeğiyle yüzleşemezler. Başka hayat bilmezler.

İlk grubun en kötü talihsizliği ve kabusu olan emeklilikte yaşa takılanlar sözünü duymamış bile olabilirler. İşyeri dedikoduları olmadan yaşayamayan, işe gidip gelmeyi bir titr sahibi olmak zannedenlerin yanında, mecbur çalışıp hayatını da yaşamayı ihmal etmeyenler gerçek dengeyi bulabilmiş azınlıktır.

Emekli olmak güzeldir

  • Mahallenizde haftanın hangi günü kuruluyorsa, semt pazarlarından en taze sebze meyveyi, gün içinde geniş zamana yayarak, rahat rahat alırsınız. Böylece hem keyifli gün geçirip, hem de sağlıklı beslenirsiniz.
  • Yaz tatili ve sezon finali beklemenize gerek yoktur. Her gün tatildir. Çocuklar büyümüştür.
  • Erken kalkmak zorunluluk değil, sabah yürüyüşünüz veya uzun uzun kahvenizi içmek için bir planlamadır.
  • Herkesin çalıştığı saatlerde tenha toplu taşıma araçlarının tadını çıkarırsınız.
  • Tiyatro, resim, müzik, edebiyat gibi hep içinizde kalmış; ancak çalışmaktan vakit ayıramadığınız sanat alanlarında ikinci bir bahar yaşarsınız.
  • Bir yerlere yetişme telaşı olmadan arkadaşlarınızla tüm gün kahve içip, yemek yiyebilirsiniz. Kısacık öğle tatili zamanlarından daha keyifli olacaktır.
  • Seviyorsanız o kadar çok okursunuz ki, gözleriniz bozuluncaya, vertigo oluncaya kadar… (Kitap, gazete, dergi, köşe yazısı, makale, belki de ikinci üniversite)
  • Eşiniz ve çocuklarınızla işinizin değil, sizin belirlediğiniz zamanları paylaşırsınız.
  • Yalnızlığın mecburiyet değil, keyifli bir kendini tanıma yolculuğu olduğunu öğrenirsiniz.
  • İstemediğiniz insanlar ile aynı ortamda bulunma zorunluluğunuz ortadan kalkmıştır.
Sözün Sonu

Yaşlanmadınız, olgunlaştınız. İnanın bu şahane bir şey.

23 Tem 2022 - 12:30 - İş'liYorum

Mahreç  Aygen Hidiroğlu


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Birikiyorum Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Birikiyorum hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Birikiyorum editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Birikiyorum değil haberi geçen ajanstır.