Türk Tarihi için denildiği zaman akla gelen en anlamlı söz. “Ne Mutlu Türk’üm Diyene” Hüdai Tandoğan tarih sayfalarını açıyor.
5 dakika
Türk Tarihi
Size imkânınız olsa ilk turistik seyahatinizi nereye yapmak istersiniz diye sorsam.
Her birinizden çok farklı cevaplar alırım değil mi? Ben Moğolistan’a gitmek isterdim. Neden mi? Oradan başlayarak bu hikâyenin nasıl yazıldığını görmek için.
Bazen düşünüyorum benim bu tarih merakım ne zaman başladı diye. Dedemin çocukluğunda yaşadığı olayları dinlerken çok büyük keyif alıyordum, galiba 5-6 yaşlarında diyebilirim. Aslında hiçbir milletin hiçbir millete üstün olmadığını savunan bir düşüncem var. Önceki yazılarımı okuduysanız önemli olanın ‘’İnsan olmak’’ olduğunu anlattım hep. Bu hafta biraz kendi tarihimizden bahsetmek istememin nedeni; bu kadar kadim bir topluluğun batılı kaynaklarda akademik olarak hak ettiği şekilde anlatılmaması. Hatta yaşadığımız coğrafyalar ki birazdan bahsedeceğim, sanki biz o topraklarda hiç yaşamamışız hiç var olmamışız gibi bir tarih anlatımı olması.
Türk Tarihi, Milattan Önce
M.Ö. 3 binli yıllarda dünyanın farklı bölgelerinde bazı toplulukların varlığından bahsediliyor. Bunların Asya’da Mısır’da Akdeniz etrafında, Hint ve Çin’de bulunduğu kabul ediliyor ve böyle yazılıyor. Aynı devirde Orta Asya’nın derinliklilerinde de insanlar yaşıyordu. Komşuları Çinliler ilk yazılı metinlerinde onlara yer veriyordu. Bu toplulukların uçsuz bucaksız bozkırlarda topluluk halinde yaşadıklarını açıkça yazıyorlar. İşte tam beni düşündüren nokta burası. Ben bu yazıda sizi tarih rakamlarına boğup Türk Devletlerini anlatmak istemiyorum. Orhun yazıtları 735 (8.YY) bu kadar zamanda biz tarih sahnesinde neredeydik? Neden bundan bahsedilmiyor. Buraya daha sonra döneceğiz.
M.Ö. 221’den M.S 439 ‘a kadar uzanan çok büyük bir HUN varlığından söz edebiliyoruz. Ve Hunları M.Ö. 2255’e kadar takip edebiliyoruz. Atalarını onların izlerini sürebiliyoruz. Bu coğrafyada Hunları da ondan sonra kurulan tüm Türk devletlerini de etkileyen ağır iklim şartları, bozkırın soğuğu, beslenme, kaynakların kıt oluşu. Bu kıt kaynaklar at sırtında bizi Avrupa içlerine kadar götürmüş. Yurt edinme meselesi 3 kıtaya yayılmamamızı sağlamış.
Türk Tarihi, Milattan Sonra
Hunlar Türk tarihinde çok önemli bir yere sahip. Türk adına da Çinli kaynaklarda ilk defa 542 yılında rastlıyoruz. Bu tarih Göktürk Kağanlığı ile artık Türk adının ortaya çıkışını gösteriyor.
Onları takip eden Türk devletleri temel olarak aynı devlet yapısını sürdürmeye çalışmış, askeri düzende yaptıkları devrimleri devam ettirmişlerdir. Bazen aynı dönemde birden fazla Türk Devleti’nin tarih sahnesinde olduğunu da görüyoruz. Bunların en bilineni Timur İmparatorluğu ile Osmanlı imparatorluğu. Daha az bilinenleri de var Karahanlılar, Gazne Devleti, Büyük Selçuklu Devleti de aynı tarih aralığında farklı coğrafyalarda hüküm sürmüş Türk devletleri. Bazen yolları kesişip birbirleriyle savaşmışlarda.
Şu an Türk Silahlı Kuvvetlerinde ve dünyada birçok ülkenin silahlı kuvvetlerinde kullanılan takım sistemi Hunlardan dünyaya kalan miras. Mete Han bizim tarih kitaplarında ne kadar okutuluyor.
İşe kendi tarihimizi öğrenmekle, doğru öğretmekle ve anlatmakla başlamalıyız.
Bir de akademisyenlerimize çok iş düşüyor tabii. Bu coğrafyada gidip araştırma yapmalı, yeni bilgileri açığa çıkarmalı ve bu bilgileri evrensel normlarda paylaşmalılar. Bu size biraz klişe gelebilir ama geçenlerde İngiltere’den bir arkadaşım hiç Türkiye’ye gelmemiş. Daha doğrusu Avrupa dışında bir tek Amerika’ya gitmiş. “Sizi daha çok hangi millete benzetebilirim” dedi. Bu onun bilgi eksikliği de olabilir ama şu cevabı verdim; “Biz Türküz kimseye benzetmene gerek yok merak ettiğin her şeyi ben cevaplarım.” ? dedim.
Şimdi bizim hakkımızdaki ilk yazılı kaynaklar Çince olduğuna göre; bu konuda araştırma yapacaksak,
- Akademisyenleri önce Çince öğrenmeye davet ediyorum. (Bu birinci aşama)
- Daha sonra o coğrafyaya gitmeye (beni götüren olursa gönüllü giderim. ?)
- Ve her şeyden önemlisi bunları bilimsel yayınlar haline getirmeye
- Uluslararası konferanslarda anlatmaya ihtiyacımız var.
“Orhun Yazıtlarına kadar neden yokuz” cevabı oldu değil mi?
Aslında ne anlatacaktım?
İşte konu tarih olunca yazı başka tarafa gitti. Tarihteki Türk devletlerinden ve boylarından başka bir yazıda bahsetmeye söz veriyorum.
Bir sözümde film ve dizi sektörüne, reyting uğruna Türk Kahramanlarını harcamayın lütfen. Bu malzeme Hollywood’un elinde olsa herhalde, 100 tane Cesur Yürek çekerlerdi. 300 yıllık tarihi olmayan ülke kendisinin dışında da dizi ve film üretiyor. Persleri , Çinlileri, Yunanlar, Moğolları film yapıyor. Peki neden Türkleri çekmiyor?
Son olarak kendisinden Türk tarihi konusunda çok şey öğrendiğim Ahmet Taşağıl hocaya çok teşekkür ediyorum. Kitaplarını okumanızı tavsiye ederim. Bu yazıyı, O’nun Türkler hakkındaki bir sözüyle bitiriyorum.
Onlar varlıklarının anlamını seferde buldular. Nice zamanlar içinde nice mekanlara sahip oldular. Tarifi mümkün olmayan büyüklükteki toprakları bazen ayak sesleriyle, bazen de nal sesleriyle aştılar. Kondular, göçtüler… Kurdular, yıkılınca tekrar yaptılar… Hiçbir zaman vazgeçmediler. Ne olacağını değil, daima nasıl olacağını düşündüler….
Ne Mutlu Türküm Diyene….






