Cumartesi, Haziran 25, 2022

Vicdansız doktorlar emi?

Doktorlar

Doktorlar… Kolay kolay yetişmeyen, gününün hiç bir saati mesleğini bırakamayan, kıymetli! insanlar. Peki gerçekten vicdansızlar mı?


7 dakika


Hayalimdeki meslek

Hastanelerden nefret ediyorum aslında. Çok acılarımı, gözyaşlarımı hatırlatırlar bana. Kaybettiğim kardeşlerimi, babamı, annemin onca ameliyatlarını ve benim çektiğim onca acıyı…

Hastanede çalışanlara da acımışımdır hep. Bir parmak kesiğine bile dayanamazken biz, onlar nice hastalıkları, nice yaraları her gün görüyorlar. Nasıl dayanabiliyorlar, nasıl alışabiliyorlar?

Cocuk-doktoru

Oysa küçüklüğümde hep doktor olmayı ve o hastanelerin birinde küçük çocukları iyileştirmeyi istemiştim. Doktorlar hayallerimin kahramanlarıydı. Ben de beyaz önlüğümü giyip stetoskobumla çocukları muayene edecektim. Tüm çocukları iyileştirecektim.

Tüm çocuklar iyileşmiyormuş

Sonra kardeşim iyileşemedi. Tüm çocukların iyileşemediğini, on iki yaşımdayken öğrendim. Doktorların ve hemşirelerin ve diğer sağlık personellerinin ne kadar acı çektiğini o zamanlar anladım.

Ben o öldürülen doktorların ne kadar emek ve acı çektiklerini anlatacağım. Sadece ailemden ve kendimden bir-iki hikâye anlatacağım. Kim bilir böyle nice hikâyeler vardır. Milyonlarca insana, sayısız hastalığa derman olmak için, emekle eğitim alıp, beyaz önlüklerine nice acıları sindiren az sayıdaki doktor anılarımdan bir kaçını anlatacağım.

Doktorlar taş yürekliymiş miş…

Kardeşime Epilepsi teşhisi konmuştu. Epilepsinin en ağırıymış. Latincede farklı bir adı var mıydı bilmiyorum. Öğrenmek de istemiyorum o lanet hastalığın hiçbir şeyini. Dünyada çok az insanda varmış. 1980 yılında tanıştığımız bu hastalığa o dönemin Hacettepe Tıp Fakültesi’nden Cerrahpaşa Tıp Fakültesi’ne, Karadeniz Teknik Üniversitesi ve daha bilmem kaç hastanenin bünyesindeki Anabilim dalındaki tüm doktorlarının emeklerini annem halâ anlatır. İşte ilk onların ne kadar çok acı çektiklerini anladığım hikâye;

Yaklaşık 20 aylık çare arama süresi sonucunda, acı gerçek annem ve babama söylenmiş. Sayılı günler olduğunu ve en kısa sürede sevdikleri varsa eve götürmelerini istemiş doktorlar. Annem yıkılmış. Doktoru, hemşiresi çaresizlik içinde… O gece saat 03.00 civarı odaya bir erkek girmiş. Annem korkmuş önce, sonra bir bakmış ki kardeşimin doktoru. Gözleri yaşlarla dolu yaşlı profesör kardeşimi ziyarete gelmiş. O doktorla hiçbir kan bağımız yok üstelik. Kim bilir kaç bin hasta çocuk görmüş bu adam. “Doktorların yüreği taş” derler ya hani bazıları… Oturmuş kardeşimin başına, annemden özür dilemiş. “Çok çabaladık, çok araştırdık ama çaresiz kaldık. Dayanamıyorum… Bu güzel çocuğa elimizden bir şey gelmiyor” demiş. Annemle ağlamış.

Gözyaşı yürek acıyınca gelir. Onlar her gün yeni acılarla tanışıyor, bu acıları yaşıyorlar.

Saygı ve nezaketi öğrenmeli insan

On dokuz yaşımdayım daha. Babamı yeni kaybetmişim. O yaşıma kadar hastanelere hiç tek başıma gitmemişim. Annem ameliyat olmalı. Yoksa bacağı kesilecek. Aklım başımdan gitmiş panik içindeyim. Baltalimanı Kemik Hastanesi bu konuda çok iyi dediler. Cahilim, kimseden randevu falan almak aklıma gelmiyor. Ambulans falan derken öğleden sonra yola çıktık. Hastane kapandı kapanacak. Adı verilen doktor Başhekimmiş orada öğrendim. Koştum odasına hoca bir taraftan evraklarla boğuşuyor, kapıda bekleyenler çok. Saygısız ben (çünkü dünyada bir tek benim annem hasta ve değerli ya!) daldım odaya ve başladım anlatmaya. Koca başhekim şaşkın! “Getir bakalım anneni” dedi. Ertesi gün ameliyata alınan anneme, o saatten sonra tüm tetkikler yapıldı, oda ayarlandı ve sabahın ilk saatlerinde ameliyata alındı. Torpilim falan yoktu. Hatta param bile yoktu. Ve onca saygısızlığıma rağmen ismini bile hatırlamadığım ama babacanlığını hiç unutmayacağım başhekim annemin iyileşmesi için çok emek harcadı. Annemin bacağı kesilmedi ve yürümeye başladı.

Merhametsiz değil onlar, isteseydi bakmazdı bile. Çünkü benim gibi şımarık, yol yordam bilmez bir hasta yakınına ben olsam bakmazdım bile. Bugün bana aynı saygısızlığı bir öğrenci yapsa hayatta ilgilenmem. Önce saygıyı öğrenmeliydi…

Doktorların karşısına benim gibi saygısız, sayısız insan çıkıyor. Diğer hastaları hiçe sayıp, egoist şımarık tavırlarla kendi işini yaptırmak isteyen birine siz ne kadar yardımcı olursunuz? Sinirleriniz zıplamaz mı yerinden?

Annemin kalçasına defalarca Protez takıldı. Çok sebepleri oldu bu kadar değişikliğin. Çok doktor tanıdık bu yüzden. Hep en iyilerini bulduk. Öyle kelli felli birilerinin adıyla gitmedik yanlarına ya da cebimizde tomarla paramız olmadı. Annemi, anneleri/kardeşleri gibi görüp ameliyatlarını yaptılar. Oysa yaptıkları ameliyattan epey bir ücret talep edebilirlerdi. Alanlarında çok başarılı (burada gururla isimlerini vermek istediğim hocalarımızın izinlerini almadığımdan isimlerini yazamıyorum ne yazık ki) olmalarına rağmen belki de binlerce hasta tecrübesi olan doktorların ameliyat öncesi ne kadar gergin olduklarını duydum hemşirelerinden, asistanlarından.

Ameliyat stresinden gece uyuyamadıklarını duydum. Gece yarısı kalkıp bilgisayar başında kafalarındaki sorulara cevap arayanları duydum. Sabahları güler yüzle selam veren doktorların, gergin, sinirli şekilde hastaneye geldiklerini duydum. Kalça Protezi, Ortopedi Bölümü’nün en zor ameliyatları arasındaymış. Onca ameliyattan sonra bozulan dokuların dikiş tutamamasından tutun da hastanın diğer sağlık problemlerine kadar tüm detaylar düşünülmeli çünkü. Şifa bekleyen bir hasta ve hasta yakınlarının bilmediği o kadar çok şeyi düşünmek zorundaki Onlar.

Bir anlık bir hata bir hayatın bitmesine neden olacak.

Evet inanması zor ama o, mesleğinde en zirveye çıkmış ünlü doktorların bile amatör bir heyecana kapılabildiklerini duydum, gördüm. Onların mesleği evrakla, kâğıtla, istatistikle değil, insan hayatıyla ilgili. Onlar, insanlara şifa dağıtmak için çabalarken onları öldürmek de nedir?

On bir yaşımdan beri doktor olamadım ama, onlara çok muhtaç oldum. Nelerle uğraştıklarını anlayabildim ve öğrendim.

Yoğun bakımda yattığım dönemde aldığım ilaçların etkisiyle neler yaşadığımı bilmiyorum. İyileştikten sonra gerçekten çok büyük bir tesadüf sonucu bana bakan bir hemşire ile yollarımız kesişti. Kazada aldığım yaralardan dolayı canım çok acıdığı (onca etkili ağrı kesici vermelerine rağmen) için bana dokunmalarına izin vermezmişim. Kendisi anlatmadı, akrabalarım anlattı. Zavallı hemşire benden neler çekmiş. Yalnız o mu? Nice doktorlar, hemşireler, hastabakıcılar… Yalnızca ellerim hareket edebilirken çok canlarını yakmışım, bağırıp çağırmışım. Beni hayata döndürmek için yine de vazgeçmemişler benden. Utancımdan kızın suratına bakamadım o ise, sımsıkı sarıldı ve “biz bunları çok yaşıyoruz isteyerek yapmadın, hastaydın” dedi.

Onların hakkını nasıl öderim/öderiz…

Kolay değil

Bir düşünün hiç tanımadığımız bir çocuk yere dizlerinin üzerine dahi düşse aklımız başımızdan gider. Yarasına merhem olmaya çalışırız. Ya da üzülürüz uzaktan izlerken.

Doktoru, hemşiresi, iğnecisi, sağlık personeli her gün derdine derman arayan türlü türlü hastalarla muhatap oluyorlar. Öyle şık giyimli, keyifli insanlara hizmet etmiyorlar. Her biri panik içinde, acı içinde. Her insan önce kendisi ile ilgilenilmesini istiyor. Sevdiği, ya da kendisi hastadır, şifa arıyor. Haklıyız da… Yaşadığımızı ancak kendimiz biliriz. Korkularımız var, sorularımız var cevap almak istiyoruz en açıklayıcısından hem de. Zamanımız yok, çalışmalıyız belki, belki de tatile gitmeden bir an evvel hastane işlerimizi bitirmek istiyoruz. Acılarımızdan kurtulmak istiyoruz, acı çeken sevdiklerimizin rahatlamasını, iyileşmesini istiyoruz. Sevdiklerimizin acı çekmesine dayanamıyoruz belki. En iyi hastanelerde, en iyi doktorlara para veriyoruz öyleyse öncelik tabi ki bizim hakkımız da diyebiliriz. İnsanız, her şeyin en iyisine layığız tabii ki!

O hastaneler her gün yepyeni acılarla dolup taşıyor. Çalışanlarıysa yepyeni acılarla. Keyifli vakitler geçirmek için gitmiyoruz hastanelere.

Doktorlar (2)

Çocuğumuzun Tıp Fakültesini kazanması gurur verir. Çünkü orayı kazanabilmesi için zeki ve çalışkan olması gerekir. Sonra başlar eğitim hayatları.

Üniversitenin diğer bölümlerinde okuyan gençler, gençlik yıllarını doya doya yaşarken, onlar gece gündüz ders çalışmak zorundadır. Latince sayısız isim ezberlerken, tüm vücudu tanımak zorundalar.

Doktorlar

Teorik bilgi yanında, kadavralar üzerinde çalışmak zorundalar. Terzinin kumaşı kestiği gibi onlar da insan derisini uygun yerinden keserek organlara dokunmak zorundalar.

Bazen bir çocuk, bazen bir genç, bazen bir yaşlı kadavra ya da hasta. Anlatması bile zor, yaşamak nasıl olur düşünün.

İnsan fizyolojisinden psikolojisine kadar inceleyip öğrenmek zorundalar. Hastaların yanı sıra bir de etraflarındaki hasta yakınlarına cevap vermek zorundalar. Kimisine iyileşme müjdesi verilirken, kimisi nede acı bir haber vermek zorundalar.

İşte bu yüzden!

Öyle kolay bir meslek değil onlarınki. Stefan Zweig‘ in “Gerçek doktor, her hasta ile yaşayıp ölendir.” sözü güzel açıklamış bence. Hasta ile yaşayıp ölüyorlar ister istemez. Önce sağlık hizmeti verenleri bir anlayın, empati kurun onlarla. Zor bir mesleğe hizmet ediyorlar.

İnsanın en acılısıyla muhataplar bunun yanında o acılara çare olmaya çalışıyorlar. En soğukkanlılıkla, en pratik düşünmeyle, en hızlı hareketle en- en- en iyisiyle çabalamak zorundalar çünkü onlar insan hayatı için çabalıyor!!!

İyi bir hekimde dört nitelik vardır. Nezaketle dinlemek, akıllıca konuşmak, dikkatlice düşünmek ve tarafsızca karar vermek.

Sokrates

Her an nazik, akıllı, dikkatli ve tarafsız olabilmek çok zordur. Meslekleriyle ilgili yaşadıkları sorunlar yanında, insan gibi yaşamaya da hakları var.

Günün her saatinde doktor kimliğiyle yaşıyor onlar.
Doktorlar (1)

Gece acil bir ameliyat ya da yolda giderken bir kazayı görmezden gelemiyorlar. Yaptıkları meslek öyle zor ki! Saldırıp, öldürdüğünüzde kendinize zarar veriyorsunuz. Doktor olmadığı için hastanelerde kapatılan bölümler yüzünden, insanlar ölüyor artık. Öfkenizi onlardan almadan önce bunları da bir düşünün lütfen. Yabancı bir doktora derdini anlatmak için onun dilini öğrenmek zorundasın. Ülkemde benim dilimi bilen insana derdimi anlatabilirim. “Beni Türk Hekimlerine emanet edin” diyen Atatürk başka bir dil bilmiyor muydu sizce?

Ve en acısı da yine sağlıkçılara şiddeti en fazla “erkek” hasta yakınları uyguladığı tespit edilmiş.

Diğer bir acı gerçekse, evlatlarımıza sahip çıkamadığımız için yurt dışına göndermek zorunda kalıyoruz!

Önlerinde saygıyla eğilmemiz gerekirken, saygıdan ve insanlıktan nasibini almamış insanlar yüzünden, bu ülkede doktor bulamayacağız yakında.

Bir doktor, bir hemşire öyle kolay yetişmiyor.

Uzak durun doktorlarımızdan, iyileşmek isteyen çok hasta var yazık ki…

Facebook Yorumları

Bu gönderiyi paylaş

Nalan AĞDAŞ
Nalan AĞDAŞhttps://nalanagdas.blogspot.com/
"İsmimin inadına gülümsüyorum hayata!" Evlat, Anne, Bir de üniversiteli gençlerin (En sevilen) öğrenci işleri ablası.

(Tarihte Bugün) Yıldızlar Geçidi

Doğum
- 1903 George Orwell (119)
Vefat
- 2005 Kazım Koyuncu (17)
- 2009 Michael Jackson (13)
Etkinlik bulunamadı!

Yanlış üslup doğru sözün celladıdır!

Sadi Şirazi

BuluşuYorum

İndirim!

Bu Hafta Popüler

Perinin Ölümü ve Konuğumuz Tuna Kiremitçi

Perinin Ölümü ile Tuna Kiremitçi konuğumuz. Hem yeni polisiye romanı hem de tüm çalışmalarıyla ilgili keyifli bir söyleşi bekliyor sizleri.

Yalan ve Yalancılar

Yalan; yalancı. Gerçeğin farkında olduğu halde, gerçeği çarptırma işi. Herkesin her hangi bir sebeple başvurduğu, dünyayı donattığı yalan

Yaz Tatili ve Sezon Finali

Okullar için yaz tatili başladı. Bununla beraber çocuklarla birlikte her şey sezon finaline girdi. Yok sadece diziler filan da değil, her şey
Nalan AĞDAŞ
Nalan AĞDAŞhttps://nalanagdas.blogspot.com/
"İsmimin inadına gülümsüyorum hayata!" Evlat, Anne, Bir de üniversiteli gençlerin (En sevilen) öğrenci işleri ablası.

İlgili Yazılar

Hormonlar ve Mutluluk

Hormonlar ve mutluluk... Bahar da geldi içimiz kıpır kıpır... Bugün gündemimizde bu ikili arasındaki ilişki var

Yaşlanmak ve Yaşamak

Yaşlanmak ve yaşamak. Kelimeler benzese de anlamları ne kadar farklı. Nasıl bir yaşlı olduğumuza yaşadıklarımız karar versin mi? Nalan Ağdaş yazdı.

Alerjik Rinit ya da Saman Nezlesi

Saman nezlesi ya da alerjik rinit bu haftaki konumuz. Baharın gelişiyle özellikle çocukluk döneminde sık rastladığımız hastalıklardan biri.

Hijyenik Ped Sorunu

Hijyenik ped sadece kadınlar için bir sorun değil elbette. Üretiminden, atıklarına ve hatta yüksek fiyatları nedeniyle ekonomik bir sorun.