Longevity kelimesini televizyondaki özellikle sabah programlarında duydum ilk önce. Sonra sosyal medyada akıp giden hikayelerde gördüm onu.
Geçen hafta Yaşlılara Saygı Haftası'ydı. Ben de yıllar önce bu haftaya atıf yaparak "Yaşlanıyorum, Yaşlanıyoruz" diyerek yaşlılığı anlatmıştım sizlere. Bu arada yaşlanmıyoruz biliyorsunuz, yaş alıyoruz sadece:)
Gerçekten de öyle bu koca şişman yaşlı dünya üzerinde insanın ömrü uzuyor, doğa tükenirken. Fakat doğayla ve birbirimizle hatta bazen kendimizle kavga ederken vücudumuzda biriken stres, kötü beslenme, bozduğumuz doğanın çevre kirliliği ile bizden aldığı intikam ve modern dünyanın getirdiği hareketsizlik uzayan ömrün yanında bin türlü hastalığı da beraberinde getiriyor.
İşte tam da burada devreye bu kavram giriyor, Longevity. Bakalım hep beraber neymiş bu. Uzun yaşarken sağlıklı kalmamızı sağlar mı gerçekten? Yoksa başka şeylerde olduğu gibi yine kapitalizmin bir oyunu mu bu?
Longevity nedir?
Kısaca sağlıklı bir uzun yaşam diyebiliriz. Tam çevirisi ise "sağlıklı yaş alma" yukarıda dediğim gibi yaşlanmıyoruz, yaş alıyoruz. Öyleyse yaş aldığımız sürece sağlıklı olmalıyız. Kimseye muhtaç olmadan, gülerek, eğlenerek, gezerek, sızlanmadan yaşlanmak ne kadar da güzel olsa gerek.
İşte tam da bu amaç uğruna çalışan bir sistemdir. Tıp dalıdır demiyorum çünkü bu konuyla ilgilenen bir çok dalı içine alan multidisipliner bir yaklaşımdır. Demek ki tek başımıza ilerleyemeyiz sağlıklı yaş alma yolunda. Peki nasıl yürüyor sistem?
Longevity yaklaşımı
Longevity'de amaç; yaş alırken kronik hastalıkları ertelemek, genetikte var olan hastalıklara önlemler almakla hücresel yaşlanmayı yavaşlatmak ve doğru bir yaşam tarzına geçerek biyolojik yaşın kronolojik yaştan genç olmasını sağlamak.
Aslında amacı anlatırken yapılması gereken bir çok aşamayı vurguladım. Yine de bakalım bu temel unsurlara...
Kişiselleştirilmiş yaklaşım
Öncelikle her birimizin eşsiz olduğunu, birbirimizden farklı olduğunu bilmeliyiz. Dolayısıyla hepimizin yaşlanma hızı farklı. Mesela ben yaşıma göre daha genç gösteriyormuşum, çevrem öyle diyor :)
Ama ya içerisi de öyle mi? Ağrıyan dizler, geçenlerde anlatmıştım Vertigo şikayetlerimi. Hatta genetik kökende Alzheimer gibi bir hastalık var, Anılar Silinirken'de anlatmıştım. Kalp, tansiyon vs saymıyorum bile.
Peki benim için yapılacak bir şey yok mu? Elbette var.
İlk olarak kim olduğunuzu tanımlamakla başlıyor hekimler. Bunun için de bir dizi testler yapılıyor.
- Genetik ve epigenetik testler
DNA Analizi ile Alzheimer, kalp hastalığı riskler belirlenir. Epigenetik Saatler yani DNA Metilasyon Testleri ile yaşam tarzının genler üzerindeki etkisini ölçen en güvenilir biyolojik yaş ölçümüdür. - İleri biyokimyasal ve metabolik testler
Mitokondriyal Fonksiyon Testleri ile enerji üretimi, İltihaplanma Belirteçleri ile vücudumuzdaki iltihapları, Hormon Testleri ile tiroid, kortizol, DHEA ve cinsiyet hormonlarının dengesi ve yaşla değişimi, Oksidatif Stres Belirteçleri ile hasar ve savunma kapasitesi ve İnsülin Duyarlılığı ve Glikoz Testleri ile metabolik esnekliği ve diyabet riski değerlendirilir. - Diğer fonksiyonel testler
Mikrobiyota Analizi çok önemli. Biliyorsunuz artık bağırsaklar ikinci beyin. Telomer Uzunluğu Analizi ile de Telomer dediğimiz genetik bilgiyi koruyan özel DNA dizilimlerinin kısalma hızını ölçerek hücresel yaşlanma seviyesi belirlenir. Ağır Metal ve Toksik Madde Analizi ileyse çevresel toksinlere maruziyetin vücuttaki etkileri ölçülür.
Tabii ki bunların yanı sıra bazı radyolojik görüntülemeler de yapılır diğer temel kan ve idrar testleri ile beraber. Bu kadar testi yaptırdıktan sonra ise artık sizin hangi hastalıklara yatkın olduğunuz, nasıl yaşlandığınız, çevreden nasıl etkilendiğiniz ortaya çıkar. Ve sonrasında da artık sizin için kişiselleştirilmiş bir planlamaya geçilir.
Sıra geldi Longevity Planına.
Yukarıda saydığımız tüm testler yapıldıktan sonra da artık sıra gelir bu testlerin yorumlanmasına. Risklerin belirlenmesinin ardından kişinin yaşam tarzı uyku düzeni, stres seviyesi, fiziksel aktivite, beslenme alışkanlıkları ve çevresel faktörler de ayrıntılı bir şekilde değerlendirilir.
Sonunda vücudumuzdaki tüm bozukluklarla birlikle biyolojik yaş tespit edilerek yaşlanma hızına ulaşılır.
Bakın bu testlerin tek tek değerlendirilmesi aslında çok anlamlı değil. Bu alanda çalışanlar tarafından hepsinin bir arada değerlendirilmesi gerekir. Çünkü aralarında normal bir insanın bilemeyeceği kadar çok ilişki vardır.
Gerçi internet doktorluğunun ardından artık yapay zekayı da bu hale getirdik. Halbuki sizin ten renginiz, bakışlarınız, hareketlerinizdeki bir yavaşlama ya da denge kaybı gözle görülerek yorumlanabilir durumlardır. O yüzden bu işle ilgilenen hekimlere başvurmak faydalı olacaktır. Aslında doktor tavsiye etmeyi sevmem ama tam da burada Prof. Dr. Derya Uludüz'e kulak vermenizi önerebilirim. Çünkü kendisi belirli markalara, belirli yollara yönlendirmeyen, ille de "şunu yap, bunu iç, bunu yeme" demeyen, güleryüzlü samimi bir insan. Aslında sizin de belki bildiklerinizi size öyle güzel söylüyor ki...
Peki neler yapabiliriz?
Tabii ki önce hekim kontrolü, hekimlerin önerileri. Onu asla es geçmiyorum. Doktorların multidisipliner yani takım çalışmasıyla bize önerileri şunlar:
- Beslenme Planı: Sizin genetik yapınız, metabolizmanız ve yaşam tarzınız baz alınarak oluşturulmuş bir plan bu.
- Egzersiz Planı: En önemli adımlardan. Fiziksel performansınız artsın, kas kütlenizi koruyun diye yapıyorsunuz bu egzersizleri.
- Geroprotektörler, Biyoeşdeğer Hormon Replasman Tedavileri, İntravenöz (damar içi) Tedaviler, Ozonterapi, Kök Hücre ve Eksozom Tedavileri gibi kişiye özel tedaviler de doktorunuzun karar verip önereceği destekler.
Ama bizim de kişisel olarak yapabileceklerimiz var elbette.
Beslenmemizi düzenleyip kilo kontrolü sağlayabiliriz. Basitçe sağlıklı yağları sağlıksız yağların yerine koyup, antioksidon sebze meyve tüketebiliriz. Bu arada unutmadan gereksiz vitamin mineral takviyeleri kullanmak yarar yerine zarar sağlayabilir, lütfen doktorunuza danışın.
Egzersiz planını illa birinden beklemeye de gerek yok. Haftanın üç günü uzun yürüyüşler mesela. Hatta farklı güzergahları kullanarak hafızanızı da geliştirirsiniz kaslarınızla beraber. Evde yoga yapabilirsiniz, geçen hafta Barış uzun uzun anlattı size.
Stres kontrolü için nefes egzersizi mesela ya da meditasyon. Aslında şöyle bir bakınca rehber niteliğinde ne çok yazı yazmışız, güzel BİRİKİYORUM kadınları olarak. Mesela kahkaha yogası için Yeliz Ayral ile söyleşi yapmışız. Yine triflow mucizesini anlattığımız nefesi kontrol etmenin önemini vurgulayan Dr Rüya Acaroğlu ile söyleşimiz var.
Ve uyku. Beynimiz gün boyu çöp üretir. İşte o çöplerin temizlendiği anlardır uykuda olduğumuz zaman. İdeal Uyku'yu da anlatmış uzmanı bu sayfalarda.
Bunun dışında ve bence hepsinin tamamlayıcısı ise sosyalleşme. Uzun ve sağlıklı yaşayan toplumlar mesela Japonya, mesela Yunan ya da İtalyan adaları incelendiğinde oradaki yaşayan insanların hep hayatın içinde oldukları görülmüş.
Yaşlılar tespihini, örgüsünü alıp köşelerine çekilmemişler. Bir şeylere hizmet etmişler, tarımla uğraşmak gibi. Ya da gönüllü işler yapmak gibi. Yani yaşamak için amaç gerekir. Bu amacı gerçekleştirmek için de sosyalleşmek.
Benim önerim...
Geldik benim önerilerime. Zaten aralarda düşüncelerimi yazdım ama yine de altını çizmek istediğim şeyler var.
Eğer ailenizde özellikle alzheimer, kalp ya da metabolik hastalıklar varsa mutlaka longevity yaklaşımı ile kendinize bakmalısınız. Mutlaka iyi bir destek almalısınız.
Hayat çok güzel, yukarıda yazdıklarım hep sağlıkla yaş almanıza yardımcı olacak hem de hayatın tadını daha çok çıkaracaksınız. Kendimizi bundan mahrum bırakmayalım sonunda mızmız, buruşuk, ilaçlarının dozlarını yarıştıran yaşlılardan olmamak için.
Dediğim gibi hızla yaş alıyoruz ve bu yüzden sağlıklı olmalıyız. Aslında bu bir zorunluluk. Çocukların ebeveynlerine baktığı bir çağda yaşamıyoruz. Yaşlı bakım merkezleri, huzurevleri de size uygun olmayabilir. O yüzden tek başına ayakta kalmalıyız. Ölene kadar bu hayatın tadını doyasıya çıkarmamız gerek :)









