Hayvan sevgisi en erken öğrenilmesi gereken bir sevgi türü. Ya etrafımızda sonradan olan onca kedili kadın, köpekli adama ne demeli?

Sevgi bin bir türü olan, bin bir türlü emekle var edilen bir değişik his. İçindeyken değerini bilmediğimiz, daha doğrusu fark etmediğimiz ama hep açlığını çektiğimiz duygu sevgi. Hayvan sevgisi de bunlardan biri işte.

Figen DEMİRTAŞ

Hayvan sevgisi nerden işledi bana?

Bir çok yazımda yaşadığım eski evden, annemden bahsetmiştim size. Bahçeli tek katlı kerpiç evimizde kediler tavandan tavana, oradan bahçe kapısının üstüne, oradan bahçeye zıplarlardı. Kaç kez annemin gardırobunun içine girip yavrulamışlardır. Gugucuk kuşları gelirdi bahçeye, annem oraya buraya darı serper, ekmek ıslatırdı onlar için.

İki üç yaşlarındayken tutturmuşum kedi istiyorum diye. Benim gibi sık hastalanan, narin kız çocuğu ne istese alışmış tabii yapılmasına. Kedi yavrusunu almış benim babaannem komuş büyükçe bir papağan kafesine. Kedi kafeste durur mu hiç? Kaçmış gitmiş, giderken de zavallı kadının elini tırmalamış. Bu yüzden aşı olmak zorunda kalmış kadıncağız. İlk hayvanseverlik maceram işte böyle.

Hele anneciğimin muhabbet kuşu sevgisine ne demeliydi? Yavruyken alır çocuk gibi eğitirdi onları. Ve hepsini de konuşturdu sahiden. Bir tanesi annem gibi hapşırır, ardından annemin sesiyle ve sırasıyla “çok şükür” ve “çok yaşa” derdi mesela. Bir diğeri “çay yap babası” diye seslenirdi babamın kız kardeşime seslenen sesiyle.

Sonrasında ilk çalıştığım köyde inşaat halindeyken lojmanımda yaşamaya alışkın dokuz on aylık bir Sivas Kangal yavrusu oldu yarenim. Nasıl güzel, nasıl akıllı bir köpekti o. Benimle beraber yürürdü yakın koruma gibi. Birisi eve yaklaşsın hele yıkardı ortalığı havlamasıyla. Çok üzüldüm tayinim çıkıp İzmit’e geri döndüğümde. “Getirelim” dedim. Ama şehir merkezinde küçücük bahçeli bir ev. Koca köpek nasıl sığsın, koşmak ister özgürce. Çok ağladım ayrılırken beraber geçirdiğimiz iki yıldan sonra.

 

Sonra kızımla devam etti bu sevgi…

Hiç engellemedim kızımı hayvanları severken. Küçükken bile gider sarılırdı korkmadan koca köpeklere. Temiz, pis ya da sahipli, sokak hayvanı fark etmeden severdi hepsini. Linda adında bir Beagle, Dost isminde bir Labradorumuz oldu. Kaplumbağamız, balıklarımız, muhabbet kuşumuz oldu.

Şimdi evimizde artık beş yaşını dolduran kedimiz var. Onu da yazmıştım, Mars. Babamın evinde Canım kedisi var, dairenin dışında bir anne kedi ve beş yavrusu. Ve sokaktaki kediler, köpekler… Pencerenin kenarına ufaladığım ekmeklere sortiler yaparak inen kuşlar… Hepsi bizim.

 

Peki nerden çıktı bu kadar kedili kadın, köpekli adam?

Ah sevgi. Ah bu sevgi eksikliği. Birini sevme isteği. O kadar uzaklaştı ki insanlar birbirlerinden ve doğadan. O kadar yalnızlığa mahkum ettiler ki kendilerini… Dönüp dolaşıp bu kafalara dank ettiğinde uzanacak bir dal oldu kediler ve köpekler. Kadınlar ve adamlar yalnızlaştıkça sarıldılar hayvanlara. Hem vermek istedikleri sevgiyi alan minnacık atan bir kalp buldular, hem bir kap mama uğruna koşulsuz sevgiyi gördüler karşılığında. Hem de ve belki en önemlisi hayvan sevgisi insanları da yaklaştırdı birbirine. Kedili kadınlar buluşur oldu, köpekli adamlar daha bir şirin gözüktü gözlere.

 

Ne olursa olsun sevgi şart olan.

Diyorum ki sevgi kurtaracak dünyayı. Severek aşacağız dertlerin, sorunların üzerinden. Sevgiyle saracağız tüm yaralarımızı. Sevgi katlayacak zenginliğimizi. Bir anlasak bunu, ah bir anlasak.

İçimdeki hayvan sevgisi döküldü önceki bölümlerde, sıra geldi sosyal mesajlarıma.

Birincisi hayvan seversek eğer sadece evimizdekini değil sokaktaki canları da sevelim. Onları unutmayalım. Size çok kolay bir mama tarifi de vereyim mi? Bir kaç tane et ya da tavuk bulyonlu papara hazırlayabilirsiniz. Hem çok kolay hem çok ucuz.

İkincisi eğer gerçekten seviyorsak hayvanlara zarar vererek yapılan deneyler sonucu geliştirilen ürünlerden vazgeçelim. İzlemeyi unutmayın.

Save Ralph

Ve son olarak belki canlı hayvan satan dükkanlar, üreticileri bana kızacaklar ama söylemeliyim ki sokakta bin bir hevesle satın alınıp sokağa atılmış onca can varken para vererek almayalım. Çünkü biz aldıkça sorumsuzca çoğalıyor sokağa atılan canlar. Mesela bunun için hayvan barınaklarını ziyaret edebilirsiniz. İşte bunlardan biri.

Yedikule Hayvan Barınağı

İşte böyle. Hayvan sevgisi dolu bir yazı oldu sanırım. Sevmeye başlayalım evdeki, sokaktaki canlarımızı. Sonra tüm doğayı, dünyayı ve birbirimizi.

Sevmek ve sevilmek umuduyla mutlu haftalar…

Facebook Yorumları