İnsanlığın en eski kırılması Habil ile Kabil’de başladı.
O günden beri insanoğlu aynı soruyla sınanıyor:
Kardeş olmak mı kolay…
yoksa kardeş kalmak mı?


İnsanoğlunun onulmaz günahı.
Kardeş kanı.

Varoluş…

Şeytan kibirlendi.
Adem öğüde rağmen
gücü seçti.

Ve birbirimize düşman olarak
indik yeryüzüne.

İnsan türedi,
şeytan bilendi.

Fısıldadı şeytan…

İnsanoğlu
kıskandı…

Aynı serüvende yol alan,
aynı alanı paylaşan
iki karındaş,

birbirine var olan varlığıyla
can katan
iki kardeş
bölündü.

Ve bu
ilk ölümdü!

Birleşerek çoğalan,
çoğalarak bölünen
insanoğlu!

Dünya sahnesinin
kadim savaşı…

İnsan
büyüyecek,
büyütecek,

imar olup
imar edecekti
dünyayı.

Ona düşman olan
şeytan ise

insanın yolunda oturup,
fısıldayacak,
üfleyecek,

yolunu unutturacak,
yoluna katacak.

İnsanoğlunu
insanoğluna kışkırtarak

kardeşi kardeşe
düşman edecekti.

İlk Ayrılık

Habil:
İnsanoğlu
ve yolunda.

Kabil:
İnsanoğlu
ve şeytan safında.

Kıskandı
ve “olmasa” dedi Habil.

"Her şey çok güzel olacak.
O olmasa"

"en iyi ben olacağım,
ben kalacağım."

Ve öldürdü
kardeşini.

İlk canı aldı.
İlk kanı akıttı.

Tüm katillerin
öncüsüydü artık.

Kim bir can alırsa
günahı

Kabil’e de
yazılacaktı.

Dünya döndükçe
insan kanı aktıkça

günahı
birikecekti
Kabil’in.

Sünnetullah’tı.

Kim bir günah
icat ederse

her işleyenin
günahı…

Kim bir hayır
icat ederse

her işleyenin
hayrı

ilk icat edene de
yazılacaktı.

Ve durmadı
şeytan.

Ayırmaya,
bölmeye
doymadı.

Durmadı
insanoğlu.

Kardeş,
soydaş,
yurttaş,
paydaş,
yoldaş

kanı akıtmaya
doymadı.

Her türediğinde
bilindi,

böldü,
parçaladı,
tüketti.

İnsanlıktı
tükenen.

Şeytanlıktı
büyüyen!

Kadim Fısıltı

Ve şeytan büyüdükçe
daha da görünür oldu.

İnsanoğlu
yolunu unuttukça

onun yolu
büyüdü.

Kalabalıklaştı!

Tam da bu vakitlerde
öyle bir büyüdüler ki

sinsice yürüyemez oldu
yolu,

ifşalandılar.

Azgınlıkları
ve fütursuzlukları

görünür kıldı
şeytanları.

Mesela
o meşhur dosyalarda

şekil buldu.

Bu çağın çocuklarının
kanında palazlandı,

vücut buldu…

İnsanoğlu mu?

Ona mı
ne oldu?

Bir kısmı
tarlada karpuz oldu!

Bir kısmı ise
izliyor,
tiksiniyor,
hayıflanıyor.

Bir kısmı ise
hatırlıyor
kadim savaşı,

anlıyor
yolu.

Kardeşini,
yurttaşını,
yoldaşını,
komşusunu

severek
tutuyor
elinden.

İnsanoğlu
insanoğluyla
savaşmıyor.

Birikiyor…