Bir millet düşünün savaş yorgunluğu üzerine  devlet kurmaya çalışan yorgun bir halk. Kurtuluş Savaşı sonrası yapılan inkılaplar içinde en kutsal ve önemli bir role sahip hareket. Köy Enstitüleri.. 

Alev AKAR

Tüm Yazıları

Atatürk’ün eğitim üzerine yaptığı birçok yenilik vardı. Fakat kırsal kesimlere ulaşabilmesi konusunda bazı sorunlar peyda olmuştu.

Ne yazık ki Atatürk’ün hayalini kurduğu enstitülerin sadece hazırlık döneminde ömrü vefa etmiştir.  Hazırlıkları 1935’te başlatılıp 1937’de denemesine girişilen enstitüler 1940 yılında bir düzen içerisinde oturtulup Hasan Ali Yücel   tarafından kurulmuştur.

Hasan Ali Yücel’in “İnsan değeri bilmeyen toplumlarda, değeri bilinecek insan yetişmez.” sözü ile enstitünün kurulma amacını özetlemiştir.  Dönemin  Milli Eğitim Bakanı Olan Reşat Şemsettin Sirer zamanında Köy Öğretmen Okullarına dönüştürülmüştür. Bu okullar da Demokrat Parti döneminde; 27 Ocak 1954’te kapatılmıştır.

 

Köy Enstitüleri Kuruluş Amacı

Cumhuriyetin ilanından sonra; yeni kurulan devletin, okuma yazma oranı yüksek bir halka ihtiyacı vardı. Çünkü bir milletin ilerleyip gelişebilmesi ancak aydın, öğrenen, özverili, araştıran bir milletle mümkündü. O yıllarda savaştan sonra nüfusun büyük bir kısmında düşüş meydana geldi. Savaş sonrası ne kadar yeni inkılap çalışmaları yapılsa da; kentte olduğu gibi kırsal bölgelerde hızlı bir şekilde ilerlemiyordu. Zaten kız çocuklarının okuması yönünde cehalet kol gezerken, erkek çocukları ise tarlada büyüyordu.

Cehalet sessiz kalmaz. Ve bu yüzden şehirde yaşayan eğitimci ve okur yazar kimseler kırsal bölgelere gitmeyi istemiyorlardı. Bunun için o dönemin şartlarında var olan durumun iyileştirilmesi için atılan en büyük adım Köy Enstitüleri  oldu.

 

17 Nisan 1940’da kabul edilen 3803 sayılı Köy Enstitüleri Kanunu’na göre, enstitülerin görevi sadece köy öğretmeni yetiştirmekle sınırlı kalmayıp, öğretmenle birlikte sağlık görevlileri, teknisyenler gibi meslek elemanları yetiştirmekti.

Köy Enstitüleri, kuruluş amaçlarının çok üstünde bir başarı göstermişlerdi. Kırsal alanlarda yaşayanların sorunlarını ortaya koyan ilerici bir kuşağın yetişmesini sağlamışlardır.

Köy Enstitüleri Eğitim Öğretim

Kırsal bölgelerdeki ilkokul mezunu kişiler, askerliğini onbaşı ve çavuş olarak  yapan gençler  sınavla alınırdı. Ve karma bir eğitim meydana gelirdi. Bundan rahatsız olan köy halkından dolayı zaman sonra kız çocukları için ayrı okullar tahsis edildi.

İki önemli kural vardı.

Birincisi: temel eğitim bilgisi  verilecek, ikincisi: mesleki alanlarda kişiler yetiştirilecekti.

Böylece halkın belirli bir okuma yazma seviyesine gelip mesleki anlamda kötü ekonomik koşulları iyileştirilmesinde yardımcı olacaklardı. Bunun içinde en önemli alan ise tarımdı.

 

Köy Enstitüleri Tarım

Köy Enstitüleri ve Tarım
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn

Köy Enstitüleri ve Tarım

Köy Enstitüleri, tren yollarına yakın ve tarıma elverişli 21 bölgede kuruldu.  Eğitim görenler hem örgün eğitim aldı hem de modern tarım teknikleri konusunda bilgiler edindi. Böylece tarımda verimliliğin arttırılması planlandı. Köylerde hüküm süren köy ağalarının sözü değil de milletin sözü toprağı sürecek. Her birey kendi emeğinin karşılığını alarak hem aşını var edip hem de kendi hürriyetinin tohumlarını ekecekti. Tohumlar filizlenirken de bu marş dillere destan oldu.

Köy Enstitüleri Ziraat Marşı

 

 

Sonuç itibariyle;

Kısa hayatında çok yol kat eden ve gelecek nesillere miras bırakan Köy Enstitüleri, bize eğitimin her koşulda nasıl verilmesi gerektiğine dair

Hasanoğlan Köy Enstitüsü Tabelası
  • Facebook
  • Twitter
  • Pinterest
  • Gmail
  • LinkedIn
gösterilen hususi bir uygulamadır.

Bir eğitimci olarak öğretmen,  azim ve umudun peşinde dönemin şartları ne olursa olsun bir tebeşir ve öğrenci  ile yolcuğu hiçbir zaman bitmeyecek. Bu yolculuk onun yüzyıllar sonrası için  kılavuzu olacaktır.

 

Kaynak: Okuma Yazma Öğretiminde Köy Enstitülerinin Yeri | Serdarhan Musa TAŞKAYA & Sait AKBAŞLI

Facebook Yorumları